Category Archives: Peygamberler Tarihi

Hazret-i İbrahim’in Kabe’yi İnşası

  Günler, aylar ve bir kaç yıl böyle geçti. Hazret-i İbrahim Yüce Rabbin Burak’ına atlıyor, kimi günler Hicaz’a karısı Hâcer ile oğlu İsmail’i görmeğe gidiyordu. Yine Hicaz’dan Filistin’e dönüyordu.Hazret-i İbrahim’in yine Mekke’ye karısı ve sevgili çocuğunu görmeye geldiği bir gündü. O çocuğu ki mutlu bir milletin atası olacaktı. Bunu Hazret-i İbrahim’e Yüce Allah Cebrail ile… Read More »

Semud’a Taş Yağıyor

  Şimdi şafak çoktan sökmüş, güneşin altın ışıklarının, altın telleri gökyüzünden gergin bir sırma ok gibi dünyaya vurmaya başlamıştı. İşte bu sırada Lût da bu yerin adını Soğar (Küçük) diye adlandırdı.Hazret-i Lût kızları ve karısı o köyün kapısından giriyorlardı ki Semud ve Gamure şehirleri üzerine Yüce Allah tarafından gökyüzünden kükürt ve ateş yağdırıldı. Allahü Teâlâ kasabanın… Read More »

Semudlular Allah’ın Gazabına Uğruyor

  Cebrail, Mikâil, İsrafil, Allah’ın bu üç meleği, akşam üstüne doğru Sedum şehrinin çevresinde göründüler. İşte önlerinde Semud ırmağı vardı. Irmakta güzel bir kız testisini suya eğdirmiş, dolduruyordu. Bu güzel kız Hazret-i Lût’un büyük kızı Reyyâ idi. Küçük kızı Uzeyya çadırda kalmıştı. Melekler, su dolduran Reyyâ’ya yaklaşarak: — Ey kızımız! dediler. Bu köyde geceleyeceğimiz bir yer… Read More »

Meleklerin Müjdesi

  Üç melek gülümsediler: —      Ey İbrahim! dediler. Biz Allah’ın üç meleği sana bir müjdede bulunacağız? —      Ne müjdesi o?. —      Senin karın Sârâ’dan İshak adında bir erkek çocuğun dünyaya gelecektir. Onun da dölünden torunun Yakub gelecektir. Bu suretle Hak Teâlâ, üç Meleği vasıtasiyle, Hz. İbrahim’e oğlu İshak’ı ve torunu Yakub’u müjdeliyordu. Allahü Teâlâ Kur’an-ı… Read More »

Doğru Yoldan Sapan Sedum Halkı Ve Hazret-i Lût

 Mısıhdan Filistin’e geldikleri zaman Hazret-i İbrahim Allah’ın va-dettiği Kenan ilinde, Hazret-i Lût da doğuda Semud kavmi arasında :ba kurmuşlardı.Bugünlerde Sedumlular çok azmış bir millet haline gelmişlerdi. Bütün bir kavim, büyük bir azgınlık içindeydiler. En kötü yollara sapmışlardı. Çılgın bir hayat yaşıyorlardı. Allah’ı tanımıyorlardı. Halleri temiz, pâk, ahlâkları düzgün insanların ahlâkına ve hâline benzemiyordu. Sevicilikte erkek… Read More »

Toprak Anaya Dönen İlk İnsan

Hâbil’in başı ucundan kalktı. Fakat, toprağı süren sabana kuvvetle basan ayakları şimdi kendisini ayakta tutamıyacak kadar bitkindi. Birdenbire bir külçe halinde Hâbil’in yanına yıkıldı, kaldı. Elleriyle Hâbil’in henüz sıcak etlerine el dokundurdu. Onu kımıldatarak: — Hâbil! Hâbil! Kardeşim! diye bağırmaya, hıçkırmaya, başladı. Hâbil cevap vermiyordu. Sürülerine hitap eden tatlı sesi katil kardeşine hiç birşey söylemiyordu.… Read More »

Kâbil Hâbil’i Öldürüyor

Hâbil, dünkü olup bitenleri unutmuş gibiydi. Kâbil’in öfkesini, boynuna el uzatışını, kendisini öldürmesini aklına bile getirmedi. Onda kin yoktu. Ruhu tertemiz bir gökyüzü kadar bulutsuzdu, berraktı. Zihninden kötülük gölgeleri geçmiyordu. O kadar ki Kâbil’in kendisine bir fenalık yapacağını düşünemiyordu. Kardeş kardeşi nasıl öldürür, evde cıvıldayan küçük kardeşlerden onu nasıl ölüm ülkesine gönderebilirdi? Zaten Adem ailesi… Read More »

İnsanoğlunun İlk Cinayeti

Hâbil, babasının bu öğüdüne çok sevindi. Yüreği temiz bir delikanlı olarak yetişmişti. Kâbil ise, babasının bu sözlerini duyunca homurdanmaya başladı. Çünkü, yüreği kara bir delikanlıydı. Kendi kendisine mırıldanarak: — Çok güçlük içinde, alın teri akıtarak elde ettiğim şeyi ben neden dağ başına götürüp bırakacakmışım? Neden kurda, kuzuya kuşa verecek mişim? Benim el emeğim benimdir! Kâbil… Read More »

Habil ve Kabil’den Yüce Yaratan’a Şükürler

Kabil ve Habil büyürken damarlarında kız kardeşlerine karşı sevgi de büyüyordu. Hazret-i Adem: — Her erkek kendisi ile birlikte doğmayan bir kızla evlensin! dedi. Kabil’e döndü: — Sen de kendine, seninle bir karında doğan İklima’dan başkasını seç, evlen! dedi. Kabil, bu sözlere sevineceğine içinde hiç bir sevinç uyanmadı… O, başka kızlardan hoşlanmamaktaydı. Kabil İklima’yı, kendi… Read More »

Habil ve Kabil’in Kavgası

Kabil ve Habil de delikanlılık çağma gelince babalarının geçim çalışmalarını azaltmak için onlar da babalarına yardım etmeli idiler. Anaları Havva: — Sevgili çocuklarım diyordu onlara. Çevremiz yırtıcı hayvanlarla dolu! Kız kardeşlerinizi kaplanlardan korumanız gerektir. Habil oğlum, sen kardeşin Kabil’den daha merhametlisin! Yüreğin iyi! Alçak gönüllüsün! Acıman bol! Baban işlerinizi ne güzel ayırdı. Sana bu huylarından… Read More »