Author Archives: Berna Börekçi

Boşanma

İslami hükümlere göre bir kimse eşini bizzat boşayabileceği gibi, yetki verdiği bir başka kişi vasıtasıyla da boşayabilir. Kocanın veya avukatının (vekilinin) boşanma davası açması, hakime boşama yetkisi vermesi demektir. Bu itibarla karı- kocanın veya sadece erkeğin açtığı dava sonunda boşanmış olan eşler, dinen de boşanmış sayılırlar. Bu şekilde boşanan eşler, beynunet-i kübra (bir daha nikâhlanamayacak… Read More »

Dini Nikah

İslami hükümlere göre nikah, evlenme ehliyetine sahip ve aralarında evlenmelerine engel bir durum bulunmayan kadın ile erkeğin (veya vekillerinin) şahitler huzurunda”…seni aldım, sana vardım…nikahladım…zevceliğe kabul ettim…” gibi sözlerle, evlenmeleri konusunda karşılıklı rızalarını ifade etmelerinden (icap ve kabulden) ibaret akittir. Şafiî Mezhebinde ise nikahın kadının velisi veya velinin tayin ettiği erkek vekil tarafından akdedilmesi gerekir. Nikahın… Read More »

Kurşunla Vurulan Hayvan

Kurşunla vurulan av hayvanları, kurşunun açtığı yara tesi­riyle ölmüşse helal sayılır. Artık (o hayvanı kurşunun tesiriyle ölü olarak bulunmuşsa) kesilmesi gerekmez. Avcı silahını ateşlerken (veya av köpeğini ava salarken) Besmele çekmesi gerekir. Ancak dalgınlıkla besmele çekmeyi unutursa av yine helal olur.

Mekke’ye İhramsız Girmek

Hanefi Mezhebine göre, “mikat” denilen sınırlar dışında bulunan kimselerin, ister Hac, ister umre, ister ticaret veya başka maksatlarla olsun, Mekke’ye veya “Harem Bölgesi”ne ihramsız girmeleri caiz değildir. Girdikleri takdirde, ceza olarak kurban kesmeleri gerekir. Hac mevsimi dışında, ticaret veya işçilik gibi bir sebeple Mekke’ye gidenler, ihramlı olarak Mekke’ye giderler. Umre yaptıktan sonra ihramdan çıkarlar. Mikat… Read More »

Öşür ve Öşür Gereken Mallar

Öşür Toprak mahsullerinin zekâtına öşür denir. Ebû Hanife’ye göre öşürü verilmesi gereken malın, sahibinin elinde bir yıl kalması ve nisab ölçüsüne ulaşması gerekmez. Sulamadan veya masrafsızca sulanarak elde edilen mahsulün onda birinin; mas­rafla sulanarak elde edilen mahsulün ise yirmide birinin veya kıymetinin bu mahsulün zekâtı olarak verilmesi gerekir. Öşrü verilen bir ürünün, ihtiyaç için elde… Read More »

Zekat Nedir?

Zekâtın lüzumu için kişinin sahip olduğu malın üzerinden  nisaba malik olduğu tarihten itibaren  bir yıl geçmesi gerekir. Yılsonunda elindeki mevcut meblağın tümünün zekâtını hesap edip vermesi lazımdır. Sene içinde artan mal sene sonunda diğerine eklenerek zekâtı verilir. Bu artış kısmının yılını doldurması beklenmez. Artan kısım yıl başında elinde bulunan nisaba tabi’dir

Cenaze Tezkiyesi

Cenaze namazından önce veya sonra, namazı kıldıran imam yahut bir başka kimse tarafından musalla başında konuşma yapılması, (cenazenin kimliğinin ve üstün kişiliğinin anlatılması) bid’attır; ölünün teçhiz ve defninde acele davranılması sünnetine de aykırıdır. Örf olarak yapılmakta olan tezkiye’ye gelince: Buhari’nin Enes b. Malik (r.a.) ten naklettiğine göre Rasûlüllah (s.a.v.)’m arkadaşları (sahabe) bir cenazeye rastladıklarında onun… Read More »

Seferi ve Seferilik

 Seferi Dini hükümlere göre, bulunulan yerden, karada normal insan veya deve kervanı yürüyüşü ile, denizde orta sür’atte esen rüzgarla ilerleyen yelkenli ile üç günlük (18 saatlik, yaklaşık 90 km.) veya daha uzak mesafeye gitmeye “sefer” denir. En az bu kadar uzakta bulunan bir yere gitmek niyetiyle ikamet ettikleri yerden ayrılan kimseler, dinen misafir sayılırlar. Söz… Read More »

Zuhr-u Ahir

Cuma namazı 4’ü ilk sünnet, 2’si farz, 4’ü son sünnet olmak üzere 10 rekâttır. İslam müctehid ve fakihleri tarafından cuma namazının sahih sayılabilmesi için. Cum’a namazı kılman yerin şehir veya şehir hükmünde olması, belirli sayıda cemaat bulunması, namaz kılman yerin herkese açık olması, namazın yetkili makamca görevlendirilmiş bir kimse tarafından kıldırılması gibi bazı şartlar konulmuştur.… Read More »

Camilerdeki Çalar Saatler

Çalar saatlerin, gerek ses, gerek şekil, gerek maksat bakımından kilise çanı ile bir ilgisi yoktur. Nitekim asırlardan beri çalar saatler bütün İslam ülkelerinde kullanılmış, camilere konulmuş, bunun caiz olmadığı konusunda İslam âlimlerinden hiç kimse bir şey söylememiştir. Ancak cami ve mescidler ibadet yerleridir. İbadetin huzur ve huşu içinde yapılabilmesi için, ibadet yapılan yerlerin son derece… Read More »