Category Archives: Peygamberler Tarihi

Beklenen Mucize

Bu mucize Semud kavmine kocaman cüsseli bir dişi deve şeklinde görünmüş olacaktı. Semudlular daha önceden böyle büyük bir deve görmemiş bulunacaktı. Öyle bir deve ki göğsü sütle dolu, memeleri şişkin. Ne kadar sağılırsa sağılsın sütü hiç bir zaman tükenmeyen bir deve. Yüce Allah’tan Salih peygambere yine bir nida geldi: — Ey Salih! Sen kavmine iki… Read More »

Hz. Salih Peygamber Kavmini Doğru Yola Çağrıyor

   Salih peygamber, nübüvvet ödevini üzerine aldıktan sonra Yüce Allah yolunda bu ödevini yerine getirmeğe çalıştı. Bir gün Semud kavmini çevresine topladı. O gün hakkında Allahü Teâlâ şöyle buyurmuştur: «Semud kavmine de kardeşleri Salih’i gönderdik. O: “Ey kavmim! dedi. Allah’a tapın! Sizin O’ndan başka tapacağınız yoktur. Bizi topraktan yaratan, sizinle yurdumuzu şenletip onaran O’dur. O’ndan… Read More »

Hz. Salih Peygamber ve Semud Kavmi

   «Biz, Semud kavmine de kardeşleri Salih’i gönderdik. Salih dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a tapın. Sizin ondan başka tapacağınız yoktur.”» (A’raf sûresi, âyet: 73) İrem’de Ad kavminin başına gelenlerin bir benzeri de Hicaz ile Şam arasındaki topraklarda yaşayan Semud kavminin başına gelmişti. Semud kavmi, El-Hacer’den, Vâdiil Kurrâ denilen ülkeye kadar uzanan yerde toplanmışlardı. Toprakları bereketliydi.… Read More »

Ad Elçileri Felaketi Öğreniyor

   Mekke’de bulunan Âd kavminin elçileri hâlâ İrem şehrine dönmemişlerdi. Misafir bulundukları evde hâlâ yiyip, içip yatıyorlardı. Mehtaplı bir geceydi. Yine iki cariye şarkı söylüyordu. Dışarıda deve ayağı sesleri duyuldu. Bu da bir konuktu. — Kimsin? diye sordular ona! — Gelen adam: — Size bir felâket haberi getiriyorum! dedi. Yedi gece, sekiz gün İrem şehrinde… Read More »

İrem Şehrinin Kuruluşu

   Kimdi bu Ad kavmi? Tufan’dan sonra böylece Hâm, Sâm ve Yâfes’in soyları çoğalıp durmuştu. Oğullarının oğulları, kızlarının kızları dünyaya gelmişti. Yeryüzünü yine otlarla, çiçeklerle, ekinlerle donandı. Hayvanlar dağlarda, :epelerde, vadilerde dolaşmaya başladı. Ağaçlar arasında artık daldan dala kuşlar ötüşüyordu.Dünya, yine eski dünyaydı. Bütün dağlar, tufandan önceki haline dönmüştü.İnsan nesli arttıkça Hâm, Sâm ve Yâfes’in… Read More »

Hz. Hud Peygamber

   Nur-ı Muhammedi, şimdi Âdem, Şit, İdris peygamberlerden sonra Hud peygamberin alnında parlamaktaydı. Hem de yüce bir parlayışla parıldıyordu. Çünkü, evlâttan evlâda geçen bu Resul nur-u HAK peygamberlerde görünürse pek yüce, pek ilâhî görünüyordu. Bütün evreni, bütün kâinatı nurlandırırdı. Hud peygamberin alnında peygamber nuru karar kıldığı zaman bütün yaratıklardan bir ses işitildi. Bu seslerden şöyle… Read More »

Hz. Nuh Gemisini Hazırlıyor

  Nuh’un asi kavminin suda boğulacaklarını bildiren Yüce Allah, Nuh’a gemisini yaptıktan sonra vereceği buyruğa kadar beklemesini emretti. Hazret-i Nûh bu zaman beşyüz yaşındaydı.Fakat, Nûh gemi yapmasını bilmiyordu. Allah’tan gelen bir vahy Nuh’a gemi yapmasını öğretti. Dünyanın ağaçları ulu ulu idi. Nûh, ormana gitti… Bu ulu ağaçlan kesmeye başladı. Onları böldü, kalaslar haline getirdi. Onları… Read More »

Hz. Nuh’un Duası

Nitekim Allahü Teâlâ onun adı verilen Nuh sûresi’nde şöyle buyurmuştur: «Biz Nûh Peygamberi kavmine: “O kavmi, onlara acıklı bir azap gelmezden önce kendilerini korkut!” diye gönderdik.» (Nuh sûresi, âyet: 1) Nuh onlara şöyle dedi: — Gerçekten ben size korku vericiyim, Allah’tan korkun. O’na ibadet edin, itaatte bulunun. O zaman (Allah) günahlarınızı bağışlar. Sizi belirli bir… Read More »

Hz. Nuh Kavmini İslama Çağırıyor

   Artık Hazret-i Âdem’le Havva’nın kırk çocuğunun soyu dünya yüzünde her tarafı sarmakta, her tarafa yayılmaktaydı. Çocuklarının çocukları, onların da çocuklarının torunları yer yer birer millet haline geliyorlardı. Âdem, Şit ve İdris peygamberler, Allah’ın birliğini bütün ümmetlerine yayıyorlardı. Fakat bazıları da peygamberlerinden uzak olmalariyleaveya günlerin, ayların, yılların geçmesi ile dinlerini unutuyorlar, yüce Yaratanlarını unutuyorlar, ibadet… Read More »

Hz. Nuh’un Dünyaya Gelişi

Lâmek, Kaymuş adında bir kızla evlendi. Lâmek tam bu sırada 187 yaşında bulunuyordu. Nur-ı Muhammedi şimdi Kaymuş’un alnında parıldamaya başladı. Bu kadın bir oğlan çocuk dünyaya getirdi. Nur, anasından bu çocuğa geçti. Bu, Allah’ın lûtfuna kavuşacak olan Nuh’du. Ona Nuh adını koymuşlardı. Lâmek, oğlu Nuh büyüyünce onu karşısına aldı: — Ey oğul! Bak şu dağda… Read More »