Author Archives: Esengül Pektaş

Hazret-i İshak’ın Doğumu

   Günler günlerle, yıllar yıllarla yarış etti. Zamanlar geçti. Hazret-i İbrahim yüz yaşma bastı. Bu yüz yaşı ona uğurlu geldi. Yüce Allah kendisine bu sefer de karısı Sârâ’dan ona, dediği zamanda bir oğul bağışladı. İbrahim buna çok sevindi. Yüce Rabbi bu çocuğa koyacağı ismi geçen yıl 99 yaşında iken bildirmişti. O da eline verilen bu… Read More »

Hazret-İ İbrahim’in Üçüncü Defa Kâbeye Gelişi

  Hazret-i İbrahim üçüncü defa Mekke’ye gelişinde de onları buldu, sarılıp öpüştüler. Hasret dindirdiler. Oğlu babasını ağırladı. Babası oğlunda bir kaç gün konukladı. Birlikte Kabe’nin alçak duvarlarını yükselttiler. Bundan sonra bir vahiy geldi. Yüce Allah kendisine Kabe’yi ziyaretin, Haccın farz olduğunu bildirdi. Yüce Allah ona şu emri buyurmuştu: — İnsanları Hacca çağır. Onlar yayan veya… Read More »

Hazret-i İsmail Evleniyor

  Aradan yine yıllar geçti, İsmail daha da büyüdü, gençlik çağına geldi.Şam’a giderken burada konuklamış olan Cürhüm adındaki Arap kabilesi de türemişti. Büyük meşakkatler çekerek çölleri aşan, susuz kalan oğluna su bulmak için Safa ile Merve arasında yedi defa gidip gelerek koşan, en nihayet Kabe’nin yapılması ile ve oğlu İsmail’in büyümesi ile mutluluğa eren Hâcer… Read More »

İnsanlar İçin İlk Kurulan Kutsal Ev

 Şimdi, kırmızı bir tepe ve kuru topraktan ibaret olan yerde Kabe kurulmuş ve yükselmişti. Yüce Allah, Kuı^ân-ı Kerîm’de bu Kutsal Ev için şöyle buyurmuştur: «İnsanlar için ilk kurulan ev, Mekke’deki evdir ki kutludur. Ve bütün insanlar için hidayet kaynağıdır.» Ve yine o Beytullah için Kur’an-ı Mübîn şöyle buyurmaktadır: «Onda nice açık işaretler vardır. Ve hele… Read More »

Hazret-i İbrahim’in Kabe’yi İnşası

  Günler, aylar ve bir kaç yıl böyle geçti. Hazret-i İbrahim Yüce Rabbin Burak’ına atlıyor, kimi günler Hicaz’a karısı Hâcer ile oğlu İsmail’i görmeğe gidiyordu. Yine Hicaz’dan Filistin’e dönüyordu.Hazret-i İbrahim’in yine Mekke’ye karısı ve sevgili çocuğunu görmeye geldiği bir gündü. O çocuğu ki mutlu bir milletin atası olacaktı. Bunu Hazret-i İbrahim’e Yüce Allah Cebrail ile… Read More »

Semud’a Taş Yağıyor

  Şimdi şafak çoktan sökmüş, güneşin altın ışıklarının, altın telleri gökyüzünden gergin bir sırma ok gibi dünyaya vurmaya başlamıştı. İşte bu sırada Lût da bu yerin adını Soğar (Küçük) diye adlandırdı.Hazret-i Lût kızları ve karısı o köyün kapısından giriyorlardı ki Semud ve Gamure şehirleri üzerine Yüce Allah tarafından gökyüzünden kükürt ve ateş yağdırıldı. Allahü Teâlâ kasabanın… Read More »

Semudlular Allah’ın Gazabına Uğruyor

  Cebrail, Mikâil, İsrafil, Allah’ın bu üç meleği, akşam üstüne doğru Sedum şehrinin çevresinde göründüler. İşte önlerinde Semud ırmağı vardı. Irmakta güzel bir kız testisini suya eğdirmiş, dolduruyordu. Bu güzel kız Hazret-i Lût’un büyük kızı Reyyâ idi. Küçük kızı Uzeyya çadırda kalmıştı. Melekler, su dolduran Reyyâ’ya yaklaşarak: — Ey kızımız! dediler. Bu köyde geceleyeceğimiz bir yer… Read More »

Meleklerin Müjdesi

  Üç melek gülümsediler: —      Ey İbrahim! dediler. Biz Allah’ın üç meleği sana bir müjdede bulunacağız? —      Ne müjdesi o?. —      Senin karın Sârâ’dan İshak adında bir erkek çocuğun dünyaya gelecektir. Onun da dölünden torunun Yakub gelecektir. Bu suretle Hak Teâlâ, üç Meleği vasıtasiyle, Hz. İbrahim’e oğlu İshak’ı ve torunu Yakub’u müjdeliyordu. Allahü Teâlâ Kur’an-ı… Read More »

Üç Meleğin Hz. İbrahim’in Evine Gelişi

 Bu üç melek ilk önce Hazret-i İbrahim’in obasına konuk geldiler. Üçü de gayet güzel delikanlı kılığındaydı. Hz. İbrahim, günün sıcak bir zamanında çadırının kapısında oturmuştu. Dinleniyordu. Gözlerini yavaşça kaldırdı. İşte karşısında üç konuk duruyordu. Üçü de birbirinden genç, üçü de birbirinden güzel ve yakışıklı idi. İhtiyar peygamber, onları görünce, çadırının kapısından ileri fırladı. Yere kadar… Read More »

Doğru Yoldan Sapan Sedum Halkı Ve Hazret-i Lût

 Mısıhdan Filistin’e geldikleri zaman Hazret-i İbrahim Allah’ın va-dettiği Kenan ilinde, Hazret-i Lût da doğuda Semud kavmi arasında :ba kurmuşlardı.Bugünlerde Sedumlular çok azmış bir millet haline gelmişlerdi. Bütün bir kavim, büyük bir azgınlık içindeydiler. En kötü yollara sapmışlardı. Çılgın bir hayat yaşıyorlardı. Allah’ı tanımıyorlardı. Halleri temiz, pâk, ahlâkları düzgün insanların ahlâkına ve hâline benzemiyordu. Sevicilikte erkek… Read More »