Author Archives: Editör02

Kadere İman

 Câbir b. Abdullah (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Bir kul, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna iman etmedikçe, hatta başına gelen (hayr ve şerden) bir şeyin kendisinden şaşırıp başka bir tarafa gitmeyeceğine, kendisini atlayan (hayr ve şerden) bir şeyin de kendisine dönüp gelmesine imkân olmadığını kesinlikle bilmedikçe (gerçek anlamda)… Read More »

İmanın Alametleri

“Üç haslet vardır. Bu üç haslet kimde bulunursa, imanın tadını duyar: 1. Kendisine, Allah ve Rasulünün, başkalarından daha sevimli olması, Enes b. Mâlik (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: 2. Bir kulu, sadece Allah için sevmesi, 3. Allah’ın, bir kulu (imansızlıktan) kurtarıp ona İslâm’ı nasip et)tikten sonra o kimsenin… Read More »

Yakın/Sağlam İman

Ebu Hureyre (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Allah’a, kabul edileceğini kesin bir şekilde bilerek dua edin. Biliniz ki, Allah, ciddiyetsiz ve umursamaz bir kalple yapılan duayı kabul etmez.” (Yakîn: Şek ve şüpheden uzak olan; kesin, sağlam, sarsılmayan, şüphe ve tereddüt bulunmayan îtikâd, îmân. Terim olarak yakîn; vakaya uygun… Read More »

İman

İman kelimesi, emin veya eman kökünden türemiş bir masdar olup sözlük mânâsı, “doğrulamak, tasdik etmek, bir kimseye veya bir şeye inanıp güvenmek” demektir. İmanın Türkçe karşılığı olan “inanmak” kelimesinde de aynı mahiyeti sezmek mümkündür. İslâmî ıstılâhta iman; “Rasul-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i Allahû Teâla (Celle Celaluhu’nun katından getirmiş olduğu bilinen haber ve hükümlerin hepsinde,… Read More »

Allah’ın Yasakladığı Şeylerden Kaçınmak

Ebu Hureyre (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:“Ben sizi (bana soru sormamanız hususunda) serbest bıraktığım müddetçe siz de beni bırakın/bana soru sormayın. Çünkü sizden önceki (ümmet) ler, boş yere peygamberlerine soru sormaları ve (sonra da) onlara muhalefet etmelerinden dolayı helak olmuşlardır. Buna göre ben size bir şeyi yasakladığım zaman… Read More »

Rasulullah’dan Hadis Rivayet Etmek

Abdullah ibn Mes’ud (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edilmiştir: “Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim: Allah, bizden bir şey işitip de (başkalarına) işittiği gibi tebliğ eden kimsenin yüzünü (kıyamet günü) ağartsın. Çünkü tebliğ edilen nice kimse, (benden) işiten kimseden daha kavrayışlı olabilir.” Abdullah ibn Amr (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edilmiştir:“Benden bir ayet bile olsa (duyduklarınızı başkalarına)… Read More »

İsrâîliyyat Rivayet Etmenin Hükmü

İsrâîliyyatı nakletmenin hükmü ile ilgili olarak bize ulaşan Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in ve onun muasırları olan sahabenin sözleri muhteliftir. Bazı sözleri isrâîliyyatın naklini tecviz eder gibi görünürken, diğer bazıları da şiddetle yasak etmektedir Abdullah ibn Mes’ud (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre, o, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim demiştir: “Allah, bizden… Read More »

Tasdik Veya Tekzib Edilemeyen İsrâîliyyat

Bu tür isrâîliyyat belki de tasdik veya tekzîb edilemeyişinden dolayı İslâmî olan eserlerde ve özellikle tefsirlerde geniş yer tutmuştur. Hemen şunu belirtelim ki, tasdik veya tekzîb edilemeyen bu tür isrâîliyyata da asla müslümanların ihtiyacı yoktur. Hemen baştan sona, lüzumsuz söz kalabalığından, hayal mahsûlü efsânelerden ibarettir. Üstelik kitaplarımızda bu haberlerin isrâîliyyat olduğu, yani yahûdî veya hıristiyan… Read More »

İslâm’a Zıt Olan İsrâîliyyat

Bu kısma giren İsrâîliyyat, hangi konuya ait olursa olsun İslâm’ın esasları (inanç ve ibâdetleri) ile tenakuz halindedir. Bunları aklen ve naklen tasvibe imkân yoktur. Maalesef bu tür İsrâîliyyat da tefsirlerimize girme fırsatı bulmuştur. Bu haberler, bir şahıs veya kaynaktan alınırken üzerinde ekseriya düşünülmemiş, tenkitçi bir zihniyyetle gözden geçirilmemiştir.