Author Archives: Berna Börekçi

Oruç Fidyesi Nedir?

Sürekli bulunan bir hastalıktan veya yaşlılıktan dolayı oruç tutma imkânları olmayan kimselerin, tutmaları gereken her gün için sabah-akşam iki öğün bir fakiri doyurmalarına fidye denmektedir. Kefarette olduğu gibi, fidyede de, hem oruç tutması gereken kimse fidyeyle bu mükellefiyetten kurtulmakta, hem de toplumsal dayanışmanın önemli bir unsurunu teşkil eden fakirleri doyurma meselesi karşılanmış olmaktadır. Bu hususla… Read More »

Dört Mezhebe Göre Zekât Verilecek Kimseler

– Mezhep imamları Kur’an’da zikredilen zekât verilecek sekiz sınıftan sadece birisine zekât vermenin caiz olduğunda ittifak etmişlerdir. Şafiî bu ittifakın dışındadır. Zira ona göre zekâtı bu ayette sayılan sekiz sınıfın hepsine de vermek lazımdır. Sekizine de verilmesi zekâtın devlet başkanına verilmesi ve (sekiz sınıftan birisi olan) zekât toplama memurunun bulunmasına bağlıdır. Eğer bu yoksa yedi… Read More »

Dört Mezhebe Göre Fıtır Sadakası – 5

 – Fitreyi hurmadan vermek daha faziletlidir. Bu Malikî Hanbelî’ye göredir. Şafiî’ye göre buğday daha faziletlidir. Ebu Hanife’ye göre ise fitre verilen maddelerin hangisinin fiyatı daha çok ise o daha faziletlidir. – Ebu Hanife dışındaki mezhep imamları fitre miktarının yukarıda adı geçen beş cins maddeden Hz. Peygamberin sa’ı (ölçeği) ile bir sa’ olduğunda ittifak etmişlerdir. Ebu… Read More »

Dört Mezhebe Göre Fıtır Sadakası – 3

Ebu Sevr’e göre her ikisine de bir sa’ fitre vermeleri gerekir. – Ebu Hanife dışındaki mezhep imamlarına göre fıtır sadakası verecek kimsenin gümüşe göre nisap miktarına -ki o 200 dirhem (yaklaşık 560 gr.)dır- sahip olması dikkate alınmaz. Buna göre yanında bayram günü ve gecesi için kendisine ve bakmakla yükümlü aile fertlerine yetecek kadardan fazla fitre… Read More »

Dört Mezhebe Göre Fıtır Sadakası

– Fıtır sadakası ittifakla vaciptir. Esamm ve İbn-i Keysan müstehab olduğunu söylemişlerdir. Malikî, Şafiî ve cumhura göre farzdır. (Az önce ittifakla vacip demiştik). Çünkü bu iki imama göre her farz vacip; her vacip farzdır. Ebu Hanife’ye göre fıtır sadakası vaciptir, farz değildir. Çünkü farz, vacipten daha kuvvetlidir. (Farz ve vacip aynı şey değildir.) Fıtır sadakası… Read More »

Dört Mezhebe Göre Madenlerin Zekatı – 2

– Mezhep imamları madende ne kadar zekât verilmesinin farz olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir: Hanefî ve Hanbelî’de bu miktar beşte birdir. Malikî’de meşhur olan, kırkta birdir. Şafiî’de birkaç kavil olup sahih olanı kırkta birdir. – Mezhep imamları madenin zekâtının verileceği yer hususunda ihtilaf etmişlerdir. Ebu Hanife’ye göre madeni bulan kimse haraç veya öşür arazisinde bulmuşsa zekâtını… Read More »

Dört Mezhebe Göre Ticaret Mallarının Zekatı – 2

 – Ticaret malının üreme (çoğalma, değer kazanma) ümidi varsa rayiç bulması ve çarşıdaki değeri gözetilir. Malikî mezhebine göre bu durumdaki ticaret malını sahibi her yıl değerlendirmeye tabi tutmaz, altın veya gümüş karşılığında satmadıkça senelerce beklese de zekâtını vermez. Satınca bir yıl için zekât verir. Ancak sattığının ve aldığının yıl (başlangıç)ını biliyorsa kendisi için yılın bir… Read More »

Dört Mezhebe Göre Altın ve Gümüşün Zekatı – 4

– Mal sahibinin zekât almaya durumu elverişli bir kimsede alacağı olsa, zekâtı ile alacağını takas edemez.Ancak borcu kadar miktarı zekât olarak bizzat verir. Borçlu kimse bundan sonra alacaklıya (aldığı zekât ile) borcunu öder. Bu Malikî dışındaki mezheplere göredir. Malikî’de ise (alma verme olmadan) zekât ile borcun takası caizdir. – Altın ve gümüşten kalıba dökülmüş takı… Read More »

Dört Mezhebe Göre Altın ve Gümüşün Zekatı – 2

– Nisabtan fazla olan miktarın zekâtı hususunda ihtilaf edilmiştir: Ebu Hanife dışındaki imamlara göre nisaptan ne kadar fazlalık varsa kırkta biri hesap edilerek zekâtı verilir. Ebu Hanife ye göre ise gümüşte 200 dirhemden ziyade olan fazlalık 40 (kırk)a ulaşmadıkça, altında 20 (yirmi) miskalden ziyade olan fazlalık 4 (dört) dinara ulaşmadıkça bu fazla olan miktarda zekât… Read More »

Dört Mezhebe Göre Arazi Mahsulünün Zekatı – 5

– Mahsulün bir kere zekâtı verildikten sonra (sahibinin elinde) senelerce de kalsa ittifakla tekrar zekât vermek gerekmez. Hasan-ı Basrî ise: “Araziden kalkan mahsulün üzerinden her yıl geçişinde zekât vermek farz olur” demiştir. – Toprak harac arazisi ise vakti gelince haracı, mahsul kaldırılınca da öşürü (mahsülün zekâtı) verilir. Çünkü haraç toprağın kendisi ile ilgili, öşür ise… Read More »