Author Archives: Berna Börekçi

Zekâta Tâbi Mallar : Zirai Mahsuller

Zirai mahsullerde iki türlü uygulama mevcuttur: şayet sulama, ilaçlama ve benzeri bir emek sarf edilerek bir tarım yapılıyorsa 1/20, ekimi yapıldıktan sonra herhangi bir emek sarf edilmeden kendi tabiîliği içinde ürün alınıyorsa 1/10 nispetinde zekât alınması gerekmektedir ki, onda bir anlamında bunun genel adı, ‘öşür’dür. Bunlardan başka sosyal hayatı canlandıracak mükellefiyetler de söz konusudur. Bunların… Read More »

Zekâta Tâbi Mallar : Menkul Kıymetler

Ticarî maksat dışında süs eşyası olarak bilhassa kadınların kullandıkları ziynet eşyaları için zekâtı gerektirecek nisap, altında 85, gümüşte ise 595 gramdır ve bu miktar altın ve gümüşü olan kimse %2.5 nispetinde zekât vermekle yükümlüdür. Nakit yerine kullanılıp istenildiğinde paraya çevrilebilen hisse senedi, bono, çek ve senet gibi değerlerin zekâtı da ticaret eşyası statüsünde 1/40 oranında… Read More »

Potansiyel Güç Olarak Zekât

Zekât, sadece eldeki nakit parayı hedef almayan, aksine maddî değeri olan birçok şeyi içine alan çok yönlü malî bir ibadettir. Bu yönüyle zekât, elinde imkânı olan hemen herkesi ilgilendirmekte ve toptan iyileştirme adına cemiyetin bütün fertlerini sorumlu tutmaktadır. Bu noktada İslâm, barınma, binek ve giyim gibi aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan her… Read More »

Zekâtın Toplanıp-Dağıtılmasının Şahısla İlgili Şartları

Zekâtın farz olabilmesi için zekât verecek şahıslarda aranan birtakım şartlar vardır. Bunlar; verecek şahsın Müslüman olması, hür olması ve mükellefiyet yaşı olan büluğ çağına girmiş olması gibi şartlardır. Kısaca bunları izah etmek gerekirse; Müslüman olma Diğer bütün ibadetler gibi zekât da ancak Müslüman olanlar üzerine farz bir mükellefiyettir. Müslüman olmayanların, İslâm idaresi altında yaşadıkları yerlerde,… Read More »

Alan Açısından Zekâtın Faydaları

Fakirliğin neredeyse küfür konumuna geldiğinden bahseden Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselâm), aynı zamanda maddî açıdan sıkıntı çeken ve önünde çözüm olarak herhangi bir alternatifi bulunmayan kimselerin birer suç odağı haline gelebileceğini de hatırlatmakta ve bu noktada zekâtın önemine vurgu yapmaktadır. Zira ihtiyacının esiri haline gelen bir insanın yapacaklarını tahmin etmek zor olduğu gibi, düşünce ve hareketlerini… Read More »

Verme Ahlâkı ve Zekât

İslâm’ın zekât mükellefiyetini değerlendirirken onu, diğer prensiplerinden bağımsız düşünmeye imkân yoktur. O, ancak kendi içindeki bütün-lükle birlikte değerlendirildiğinde topluma saadet ve refah getirmektedir. Zira zekâtı farz kılan ve onun dışındaki diğer sadaka türünden ‘verme’leri teşvik eden unsurlar bilinmeden işin detaylarını kavramaya imkân yoktur. İslâm, kişinin kendi öz benliğinden fedakârlıkta bulunmasını teşvik eden bir dindir. Zira… Read More »

Zekâtın Tarihçesi

Zekât, sadece İslâm dininin ortaya koyduğu bir ibadet değil, tarih boyunca devam edegelen temel bir uygulamadır. Konuyla ilgili ilahi kitaplara bakıldığında, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi semavî dinlerde de benzeri uygulamaların varlığı dikkat çekmektedir. Tevrat ve İncil’e bu açıdan bakıldığında, fakirin korunup kollanması, genel manada cömertlik ve bununla ilgili detaylarla sadaka vermeyi ifade eden birçok emir… Read More »

Orucun Müstehapları

Orucun belli başlı edebleri şunlardır: * Sahura kalkmak. Allah Resûlü (aleyhi ekmelüttehaya) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Sahura kalkın, çünkü sahura kalkmada/sahurda yemek yemede bereket vardır.” Peygamber Efendimiz, diğer bir hadîs-i şerifte ise şöyle buyurmuştur: “Sahur yemeği ile gündüz tutacağınız oruca; öyle uykusuyla da (kaylûle) teheccüt namazına kuvvet kazanın.” Sahur yemeği oruç için insana kuvvet… Read More »

Orucu Bozmayan Şeyler

* Unutarak yemek içmek ve cinsî münasebette bulunmak, unutarak yapılan bu işler orucu bozmaz. Ancak oruçlu olduğunu hatırladığı anda, bu işleri yapmayı bırakması gerekir. Birinin unutarak yiyip içtiği görülürse, eğer yiyip içen adam, güçsüz, zayıf ve ihtiyar birisi ise, hatırlatmamak daha iyidir. Zira bu, Allah’ın, o kimseye, güçsüzlüğüne merhameten orucunu unutturmak suretiyle ikram ettiği bir… Read More »

Kefareti Düşüren Haller

Bile bile oruç bozduktan sonra, aynı gün hayız ve nifas gibi oruç yemeyi mübah kılan bir durum ortaya çıkarsa, kefaret düşer. Sadece kazâ borcu kalır. Oruç tutmaya mâni bir hastalığın zuhuru hâlinde de, hüküm aynıdır. Orucu bozduktan sonra, kendi isteğiyle veya mecburen seyahate çıkmak, yahut da kendini zorla hasta etmek, kefareti düşürmez.