Author Archives: Esengül Pektaş

Allah Yardım Eder

GECEYDİ… Yorgunluk gecenin kollarına bırakılıyordu. Hz. Ali ile Fatıma, yatmak üzereydiler. Allah Resulü, ansızın evlerine geldi. Kalkmak için hareket ettiler. Peygamberimiz ayakları ile bastırarak onlara izin vermedi. İkisinin arasına girdi. Peygamberimizin ayağı Hz. Ali’nin karnına değiyordu. Peygamberimiz Fatıma’ya sordu: “İhtiyacın nedir?” Yeni savaş esirleri gelmişti. Hz. Fatıma, gündüz babasının evine gitmişti. Durumunu Hz. Aişe’ye anlatarak… Read More »

Peygamber Efendimiz Çocuklarına Ümit Verirdi

HER ŞEYDEN ÖNCE çocuklarını tercih ederdi. Öncelik sırası onlardaydı. Bir sefere gitse, önce onları özlerdi. Önce onlara hasret duyardı. Bir seferden dönecek olsa, önce onların kokusunu almak isterdi. İlk hasret soluklarını onlarla gidermek isterdi. İlk kucakladığı yavruları olurdu. İlk ziyaret yeri, onların evi olurdu. Seferden dönünce mescitte kıldığı namazdan sonra Fatıma’sına giderdi. O gelsin demezdi…… Read More »

Peygamber Efendimiz,Çocuklarına Sabretmeyi Öğretirdi

TOMURCUĞUNUN TOMURCUĞUYDU. Fatıma’sının üçüncü çocuğuydu Muhsin. Küçük çocuk, hastalığın kollarına düşmüş çaresizce yatıyordu. Sararıp solmuş, gözleri canlılığını kaybetmişti. Sevgili anne, yavrusunun baş uçunda umut arayışlarındaydı. Duyguları gözyaşlarıyla yol buluyordu dışarıya… Dualarla el uzattı Rabbine. Dualarını gözyaşlarını katık yaparak sundu Rabbine… Dayanağı, teselli kaynağı babasına haber ulaştırdı. Gelmesini istedi. Peygamberimiz yavrusu için, yavrusunu teselli etmeye yanında… Read More »

Peygamber Efendimiz İdare Eden Bir Babaydı

ÜMMÜ SELEME… Uhud savaşında ölmüştü çocuklarının babası. Garip yerlerde, birkaç yetimle kalmıştı. Allah için evini yurdunu bırakan bu hanımı, peygamberimiz nikahı ile onurlandırmak istedi. Peygamberimizin evlilik teklifi Ümmü Seleme’ye ulaştı. Ümmü Seleme kabul etmiyor ve kabul etmeme nedeni olarak da üç sebep gösteriyordu: Peygamberimiz, Ümmü Seleme’nin üç endişesini tek tek giderici şu izahı yaptı: “Yaşlı… Read More »

Namaz Kılmaz Mısınız?

YİNE BİR GECEYDİ… Nurun kandil kandil kalplere döküldüğü bir gece… Tüm yıldızların, Medine’nin kucağına indiği gecelerden bir gece… Medine ufuklarından rahmetin salkım salkım yağdığı bir gece… Meleklerin, sevgilinin beldesinde bulunmak için yarış ettikleri gecelerden bir gece… Her sahabenin, evinde gecelerin kulluk nakışı ile nakış nakış sonsuzlaştırıldığı gecelerden bir gece… Peygamberin dostlarının, uykuyu gecelerinden kovdukları gecelerden… Read More »

Dua İle Doyurma

PEYGAMBERİMİZ, tomurcuğunun yüzüne baktı. Gülün rengi gitmiş, yaprakları boyun bükmüştü. Sararıp solmuştu Fatıma. Hazan rengi çökmüştü yüzüne. Peygamberimiz, akşam hüznüne bürünmüş kızına şefkatle seslendi: “Yaklaş ey Fatıma!” Fatıma, babasına yaklaştı. Peygamberimiz buyurdu: “Daha da yaklaş ey Fatıma!” Fatıma, rahmet kaynağına yaklaştıkça yaklaştı. Sığınağına sokuldukça sokuldu. Peygamberimiz mahzun ve süzgün haldeki kızının karnının üzerine ellerini koydu… Read More »

Peygamber Efendimizin Kızına Hasta Ziyareti

HZ. FATIMA HASTAYDI. Peygamberimiz hasta kızını ziyarete giderken yanında olan arkadaşlarının da ziyarete katılmasını istedi. Dostları bu daveti memnuniyetle kabul ettiler. Ziyaretçiler, Hz. Fatıma’nın kapısının önündedir. Ama bir türlü içeri girememektedirler. Hz. Fatıma’nın, yabancı birisini içeri kabul edecek örtüsü yoktur. Peygamberimiz ona örtüsünü nasıl örtmesi gerektiğini söyler. Ancak nasıl örterse örtsün ya bedeninden bir parça,… Read More »

Peygamber Efendimiz Çocuklarını Hep Ayakta Karşılardı

BABALARA VE TÜM BÜYÜKLERE saygı gösterilmesi gerektiği çocuk iken öğretilir. Baba, çocuğun gözünde en büyüktür. En güçlüdür. En saygı değer olandır. Çocuklar, babalar gelince toparlanırlar. Eskiden ise çocuklar, babanın her odaya girişinde ayağa kalkardı. Hep bunlar çocuklar içindi. Çocuklar için ise babalar hiç ayağa kalkmadı. Hiç saygı gösterisinde bulunmadı. Oysa alemler Sultanı Efendimiz, çocuğu için… Read More »

Peygamber Efendimiz Eşleri Barıştırırdı

İKİ SEVGİLİ İNSAN birbirine küsmüştü. Aralarında soğuk bir rüzgar esmişti. İncinmişti muhabbet filizleri. Burkuluvermişti yürekler. Solmuştu gül yüzler. Silinmişti yüzlerden tebessümler… Sevgili baba, yanlarına gitti. İki sevgili insan, birbirlerine sırt dönmüş oturuyorlardı. Peygamberimiz iki küsmüş insanın ellerini ellerine aldı. İki el Alemlerin Efendisinin elinde birleşti. İki kırık kalp, babanın elinde bütünleşti. İki kırgın gönül, baba… Read More »

Ebu’l-Kasım’ı Ağlatan Çocuk

DÖRT YAŞINDAYDI… “Babacığım, babacığım” diye etrafında koşup oynuyordu. Çocukların en tatlı konuşmaları yaptığı yaştaydı. Büyüklerin dünyasına girme, konuşmalarla büyükleri öğrenme yaşındaydı. Babasına isim olmuştu artık o. En büyük oğluydu. “Onun babası” diyorlardı artık sevgili peygamberimize. “Ebu’l Kasım…” Kasım’ın babası. Künyesi olmuştu peygamberimizin. Çünkü en büyük oğul ile adlandırılırdı babalar. En büyük oğluydu ve ilk oğluydu… Read More »