Author Archives: Esengül Pektaş

Kureyş Bedir’e Doğru Gidiyor

   Kureyş, Bedir’e doğru ilerleyince Utbe ve Şeybe üstlerinden zırhlarını çıkarmışlardı. Onaracaklardı. Taifte bulundukları bir sırada ikisinin de kölesi ve bağ içinde Hazret-i Muhammed (S.A.V.)’e iman getiren. ADDAS onların halini düşünmüşken iki taraf karşılaştı. Addas’ı gören Utbe ve Şeybe: — Hani Taif Bağında kendisine üzüm gönderdiğimiz adamı bilir misin? dediler. — Bilirim, ne oldu? —… Read More »

İsâ (A.S.)’ın Peygamberliği

     İmran’ın karısı demişti ki: «Yarabbi, karnımda taşıdığımı yalnızca senin hizmetine adadım. Adağımı kabul buyur. İşiten ve bilen Sen’sin.» Mukatil (R. Anh) der ki: — Hazret-i Meryem’in anası Hanne, İmran’m karısı Fakuza’nm kızıydı. Hazret-i Meryem İmran’ın kızıdır. Ve İmran da Mâsân’ın oğl udur. Ve Mâsân da Süleyman (A.S.)’ın oğullarmdandır. Hanne, İmran’dan gebe kalınca dedi ki:… Read More »

Zekeriya Ve Yahya A.S.

   Kâ’bül Ahbâr (R. Anh) Hazretleri dedi ki: — Süleyman (A.S.)’m iki oğlu vardı. Birinin adı Rehib’am idi. Birinin adı da İmrân’dı. Zekeriyâ (A.S.), Rehîb’am neslindendi. Yâni Süleyman (A.S.)’ın oğlunun oğullarındandı. Zekeriya (A.S.)’m karısının adı Elyasa idi. Ve Imrân’ın karısının adı Hanne idi. Zekeriya (A.S.)’a peygamberlik gelmezden önce kendisi dülgerlik yapardı. Ve Beytül Mukaddes’e gider,… Read More »

Hazret-İ Dâniyal

      İsrailoğullan Peygamberlerinden birisi olan Dâniyal, Hazret-i Dâvûd soyundandır. Hazret-i İsa’nın doğumundan 606 yıl önce henüz bir çocukken Bâbil Hükümdarı Buhtunnasır tarafından esir edilen İsrailoğullan arasında bulunuyordu. Binlerce tutsak arasında o da Bâbil’e götürüldü. Çok bilgin ve gaipten haber veren bir kişi olduğundan düşman hükümdarın sarayına alınmıştı. Çok rüyalar, yorumlayan, her yorumu gerçek… Read More »

Zeynep (R. Anha)’Nın Kocası Rebi Oğlu Ebul Âs

    Ebul Âs oğlu Rebi, Hazret-i Muhammed (S.A.V.)’in güveğisi idi. Hatice (R. Anha)’nın da kız kardeşinin oğlu idi. Çok malı vardı. Ema­net ve din işleriyle şöhret kazanmıştı. Hazret-i Muhammed (S.A.V.)’e henüz peygamberlik gelmeden önce Zeyneb (R. Anha)’ı, annesi Hati­ce (R. Anha) ona nikahlamıştı. Hazret-i Muhammed (S.A.V.)’e risalet emri gelince Hazret-i Hatice ve kızları iman… Read More »

Hakim Bin Hizamtn Macerası

    Bedir yenilgisinden sonra Hakim bin Hizam Mekke yolunu yayan almaya başlamıştı. Abdullah İbni Avvâm ile kardeşi Abdurrahman’a erişmişti. İkisi de bir deveye binmiş gidiyorlardı. Abdurrahman kardeşi Abdullah’a: — «Sen deveden in Hakim binsin!» dedi. Abdullah, topal bir kimseydi: — «Kardeş benim özrümü biliyorsun!» dedi. Abdurrahman da: — «Bu adamın devemize binmesi bize faydalı… Read More »

Esirlerin Kurtuluş Aramaları

    Esir olan Kureyşliler Ebû Bekir (R. Anh)’a bir elçi yolladılar: — «Sizle biz akrabayız. En uzak bulunmamız size ötekilerden daha yakındır. Sahibine (yani Hazret-i Muhammed (S.A.V.)’e) yalvar bize ihsanda bulunup ipten bizi azâd eylesin. Ya da can akçesi, fidye kabul etsin! Bizim kanımızdan vaz geçsin!» dediler. Hazret-i Sıddık (R. Anh) bu sözleri kabul… Read More »

Ebül Bahteri’nin Ölümü

   Ebû Davud-ı Mâzeni der ki: — Ben Ebûl Bahterî’ye rast geldim. Ona: — «Peygamber (S.A.V.) seni öldürmesinler!» diye buyurdu. Elini tut, seni bağlıyayım! dedim. Ebûl Bahterî: — «O beni kurtarmayı ısmarladı ise ben de onun maslahatını görüyorum. Lâkin Mekkeli kadınlar bilirler ki ben bağlanmak için el vermem. Sen de beni bırakmazsın. Her ne dilersen,… Read More »

Ümeyye Bin Halef’in Ve Oğlunun Öldürülmesi

Kureyş’in öldürülen kişilerinden biri de Ümeyye bin Halef idi. Abdurrahman bin Avf (R. Anh) der ki: — Cahillik devrinde Ümeyye ile benim aramda büyük bir dostluk vardı. Bana Abd-i Amr derlerdi. İslâm olunca Peygamber (S.A.V.) adımı Abdurrahman koydu. Bir gündü. Ümeyye bana rast geldi: — «Ben sana Abdurrahman diyemem. Çünkü Yemâme’de Müseylime’ye Rahman derler! Ben… Read More »

Bedirde Savaş Başlıyor

     — Ey Mabudum. Her kim bizden akrabalığı, karındaşlığı kesmeye sebep oldu ise ve araya kötülük getirdi ise -ki kimse bilmez- sen onu helak eyle! Ebu Cehil, gerçekte ise, kendisine lanet yağdırmış, beddua etmiş oluyordu. Kâfirlerden de ilk meydana giren Utbe bin Rebîa olmuştu. Kardeşi Şeybe ve onun oğlu Velid de onunla birlikte ileri… Read More »