Ümeyye Bin Halef’in Ve Oğlunun Öldürülmesi

By | 12 Mart 2015

Kumeyye-bin-halefin-ve-oglunun-oldurulmesiureyş’in öldürülen kişilerinden biri de Ümeyye bin Halef idi. Abdurrahman bin Avf (R. Anh) der ki:
— Cahillik devrinde Ümeyye ile benim aramda büyük bir dostluk vardı. Bana Abd-i Amr derlerdi. İslâm olunca Peygamber (S.A.V.) adımı Abdurrahman koydu. Bir gündü. Ümeyye bana rast geldi:
— «Ben sana Abdurrahman diyemem. Çünkü Yemâme’de Müseylime’ye Rahman derler! Ben sana başka bir ad koyayım!» dedi. Ben:
— «Yâ Ebâ Ali, hatırın için beni nasıl çağırırsan çağır, kabul ederim!» dedim. O da:
— «Senin ismin Abdül İlah olsun!» dedi. Onunla konuştukça bana: Abdül İlâhi derdi. Bedir günü ben değerini vererek iki zırh almıştım. Gaza meydanından yerime dönüyordum ki Ümeyye Ali oğluna rastladım. Bana:
— «Yâ Abdül İlâh!» dedi. Ben:
— «Ne var!» dedim. O:
— «Beni ölümden kurtar! Sana o iki zırhtan daha çok zırh vereyim!» dedi. Zırhlan yere bırakıp Ümeyye ile oğlunun eline yapıştım. Hazret-i Bilâl bizi gördü. Ümeyye, ona Mekke’de çok cefa etmiş, onu dininden döndürmek istemişti. Bilâl birden feryada başlayarak:
— «Yâ Ansar! Ey Medineliler! Ey Allah’ın ve Resulünün yardımcıları! İşte Müşriklerin başkanı ve alçağı budur. Eğer o sağ kalırsa ben hayatta olmayayım!» dedi. İslâm ehli Bilâl (R. Anh)’ın feryadını işitince kılıçlarını çekip yürüdüler. Her ne kadar ben:
— «Bunlar benim esirlerimdir!» dedi isem de fayda vermedi. Habbab bin El Münzir, Ümeyye’nin yüzüne bir kılıç çaldı. Burnunu kesti. O bu hale geldiğini görünce bana:
— «Yâ Abdül İlâh! Beni onlara teslim et» dedi. Ben o zaman elimi onun yakasından bıraktım. Habib bin Yesafı Ansarî onu kılıçla öldürdü. Habbab El Münzir de Ümeyye’nin oğlu Ali’ye bir kılıç vurdu. Ayağını kesip düşürttü. Ali o an öyle bir feryat etti ki ömrümde öyle korkunç bir ses duymadım. Sonra onu, Ammar bin Yâsir öldürdü.
Sonra Abdurrahman bin Avf Hazret-i Bilâl-i Habeşî’ye şöyle demiştir:
— Allahü Teâlâ’ya hamdolsun ki bana o zırhları kazandırtmadı ve esirlerimi öldürttü.
Yine o gün Hattab oğlu Hazret-i Ömer (Allah ondan razı olsun) dayısı Asım bin Hişam ile cenk etmiş, onu yere yıkmıştı.
Ebû Dücâne (R. Anh), o gün Hazret-i Muhammed (S.A,V.)’in bir mucizesini şöyle anlatmıştır:
— O gün kılıcım parçalanmıştı, Resûl-i Ekrem (S.A.V.) bu hali gördüler. Bana bir uzun ağaç verdiler. O elimde uzun bir kılıç oldu. Kâfirler dağılıp kaçmcaya kadar o kılıçla cenk edip durdum.
Abdül Eşhel kabilesinden bir kısım cenkçiler de şöyle demişlerdir:
— O gün, Seleme bin Eslem’in kılıcı kırıldı. Seyyidüs Sakaleyn (S.A.V.) Hazretlerinin elinde bir asa vardı. O asayı Seleme’ye verdi. Asâ keskin bir kılıç oldu. O kılıç, Seleme şehit oluncaya kadar yanında kaldı.