Tag Archives: krnkrklm1

İnsan, Aklıyla Allah (cc)’ı Bilebilir Mi?

    İnsan nerede ve hangi zamanda bulunsa Allah (cc)’ın varlığını bilmekle mükelleftir. Her akıl sahibi insan için Allah (cc)’ı bilmek ve tasdik etmek gereklidir, farzdır. Kâinattaki her zerre ilim ve kudret sahibi bir Allah (cc)’ın varlığına şahit olup dururken, insanların bunu anlamaması, aklı ile düşünüp bulmaması caiz olamaz. Bunun içindir ki, aklı başında olan… Read More »

Verme Ahlâkı ve Zekât

İslâm’ın zekât mükellefiyetini değerlendirirken onu, diğer prensiplerinden bağımsız düşünmeye imkân yoktur. O, ancak kendi içindeki bütün-lükle birlikte değerlendirildiğinde topluma saadet ve refah getirmektedir. Zira zekâtı farz kılan ve onun dışındaki diğer sadaka türünden ‘verme’leri teşvik eden unsurlar bilinmeden işin detaylarını kavramaya imkân yoktur. İslâm, kişinin kendi öz benliğinden fedakârlıkta bulunmasını teşvik eden bir dindir. Zira… Read More »

Allah (cc)’ın Zâtı Sıfatları

   Allah (cc)’ın zâtî sıfatları altıdır: 1. Vücut: Var olması demektir. Allah Te; la (cc) vardır, yokluğu düşünülemez. 2. Kıdem: Ezelî olması, başlangıcı olmaması. O’nuıı hayatının bir başlangıcı yoktur. Doğmamıştır veya yaratılmamıştır. Sonradan var olan bir varlık değildir. 3. Beka: Hayatının sonu olmamasıdır. Bütün varlıkların hayatının sonu vardır, bir gün ölüp yok olacaklardır. Fakat Allah… Read More »

Zekâtın Tarihçesi

Zekât, sadece İslâm dininin ortaya koyduğu bir ibadet değil, tarih boyunca devam edegelen temel bir uygulamadır. Konuyla ilgili ilahi kitaplara bakıldığında, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi semavî dinlerde de benzeri uygulamaların varlığı dikkat çekmektedir. Tevrat ve İncil’e bu açıdan bakıldığında, fakirin korunup kollanması, genel manada cömertlik ve bununla ilgili detaylarla sadaka vermeyi ifade eden birçok emir… Read More »

İman ve Amel Arasındaki Münasebet

   İman ile amel, bir bütünün iki parçası gibidir. Biri diğerini gerektirir ve tamamlar. Bir müslüman, dinin hükümlerini inkâr etmedikçe ve kalbinde iman bulunduğu sürece ibadet yapmasa bile dinden çıkmaz, kâfir olmaz, yine de nıüslümandır. Ancak, Allah (cc)’ın emri olan ibadet görevlerini yerine getirmediği için günah işlemiş ve cezayı hak etmiş olur. Ayrıca, büyük günahta… Read More »

Orucun Müstehapları

Orucun belli başlı edebleri şunlardır: * Sahura kalkmak. Allah Resûlü (aleyhi ekmelüttehaya) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Sahura kalkın, çünkü sahura kalkmada/sahurda yemek yemede bereket vardır.” Peygamber Efendimiz, diğer bir hadîs-i şerifte ise şöyle buyurmuştur: “Sahur yemeği ile gündüz tutacağınız oruca; öyle uykusuyla da (kaylûle) teheccüt namazına kuvvet kazanın.” Sahur yemeği oruç için insana kuvvet… Read More »

Cibril Hadisi

   Hz. Ömer (ra) şöyle anlatıyor: “Bir gün Hz. Peygamber’in yanında bulunuyorken, hiçbirimizin tanımadığı, üzerinde yolculuk izi bulunmayan siyah saçlı, beyaz elbiseli bir adam geldi; dizlerim Hz. Peygamber’in dizlerine dayadı, ellerini de onun dizlerine koyarak oturdu ve şöyle sordu: – İslâm nedir? – Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın rasülü olduğuna inanman; namaz kılman, zekât… Read More »

Bu Duâ 99 Derde Devâdır

Ma’nâsı: “Güç ve kuvvet yalnız ve yalnız Allâhü Teâlâ’nındır (Allâhü Teâlâ’dandır).” demektir. İzâh: Ebû Hüreyre (R.A.)’m rivâyet ettiği Ha- dis-i Şerifde: Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) şöyle buyuruyor: “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” duası (99) doksandokuz derde devâdır; bu dertlerin en küçüğü üzüntüdür” Bu mübârek duâyı okuyan kimsede hiç bir üzüntü, keder ve elem diye bir… Read More »

Orucu Bozmayan Şeyler

* Unutarak yemek içmek ve cinsî münasebette bulunmak, unutarak yapılan bu işler orucu bozmaz. Ancak oruçlu olduğunu hatırladığı anda, bu işleri yapmayı bırakması gerekir. Birinin unutarak yiyip içtiği görülürse, eğer yiyip içen adam, güçsüz, zayıf ve ihtiyar birisi ise, hatırlatmamak daha iyidir. Zira bu, Allah’ın, o kimseye, güçsüzlüğüne merhameten orucunu unutturmak suretiyle ikram ettiği bir… Read More »

Ceninin Düşürülmesinden Dolayı Gereken Diyet Kimlere Verilmelidir?

    Cinayeti işleyen diyete vâris olamaz, isterse ceninin anası olsun. Hanefi, Şa­fii ve Hanbeli mezheplerine göre: Alman diyet ceninin varislerine -feraiz usulü­ne göre- pay edilir. İmam Mâlik ve İmam-ı Leys hazretlerine göre, alman diye: sadece çocuğun annesine verilir. Düşen ikiz veya üçüzse her biri için ayrı diyet verilir.