Sünnete Göre Beden Temizliği Nasıl Olmalıdır?

By | 4 Şubat 2015

sunnete-gore-beden-temizligi-nasil-olmalidir   Tuvalete girmeden önce cepte âyet yazılı bir kâğıt parçası varsa onlar çıkarılır. Kıbleyi öne ve arkaya almamaya dikkat edilir.Bir mecburiyet olmadığı takdirde ayakta su dökülmez. Temizlik esnasında sol el kullanılır. İdrardan sonra sızıntının tamamen kesilmesi beklenir. Tuvalette iken konuşulmaz, müezzine icabet edilmez.

Namazın farzlarından birisi de “necasetten taharettir.” Yâni, namaz kılacak kimsenin bedeninde, elbisesinde ve namaz kılacağı yerde namaza engel olacak nispette pisliğin bulunmamasıdır.Bundan dolayı, abdestten önce insanın bedenindeki necaseti gidermesi farz bir vazifedir ve bu işi yapmakla insan ibadet etmiş olur.”İstinca” tuvalete girip, büyük ve küçük hâcetini gördükten sonra insanın edep yerlerini temizlemesidir. Bugün pek çok insan, bilhassa namaz kılmayan kimseler bu konuda dikkat göstermiyorlar.Tuvalete girme, temizlenme ve çıkma âdabı hadis ve fıkıh kitaplarında bütün ayrıntısıyla anlatılır, nasıl yapılacağı, nelere dikkat edileceği açıklanır.Bu çeşit meseleleri hiçbir zaman “ayıp” olarak vasıflandırmayan dinimiz, ibadet ve insan sağlığı ile ilgili temizlik kurallarına büyük önem verir. Her fırsatta insanları bu hususlara uymaları için teşvikte bulunur.

“Orada günahlardan ve pisliklerden iyice temizlenmeyi seven kimseler vardır. Allah da çok temizlenenleri sever” meâlindeki âyet-i kerime, Medine’ye yakın bir köyde yaşayan Kübalılar hakkında nazil olmuştu.
Vahiyden sonra Peygamberimiz (a.s.m.) onlara, “Ey Ensar cemaati! Temizliğinizden dolayı Allah sizi övdü. Sizin bu methinize sebep olan temizliğiniz nedir?” diye sordu.

Kübalılar şöyle cevap verdiler: “Biz namaz için abdest alırız. Cünüplükten dolayı gusül ederiz. Abdest bozunca su ile istinca yaparız.
Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.m.), “İşte gerçek temizlik budur. O halde bu temizliğe sımsıkı sanlınız” buyurdu. Hadislerin ışığında ve fıkıh kitaplarımızda yer aldığı kadarıyla, tuvalet âdâbı hakkında şu hususlar zikredilebilir:Tuvalete girmeden önce paçalar sıvanır, mümkünse çoraplar çıkanlır.Cepte âyet yazılı bir kâğıt parçası ve KuRân’dan bir parça varsa onlar çıkanlır. Âyetten sayılmayan dua ve evrad kitapları cepte kalsa da caizdir. Yine küçük boyda Kur’ân-ı Kerim ve âyet yazılı kâğıt; muşamba, naylon ve benzeri bir kap içindeyse çıkarılmadan cepte kalsa da olabilir.
Bundan sonra “Bismillah” deyip, “Allahümme innî eûzü bike mine’l-hubsi ve’l-habâis” (Allah’ım, pisliklerden ve şeytanlardan Sana sığınırım) duası okunur. Bu duâyı bilmeyen sadece “Eûzü billah…” söyler.
Kıbleyi öne ve arkaya almamaya dikkat edilir. Tuvaletin yapılışı bu şekilde oturmaya müsait değilse, artık zaruret olduğundan istenildiği şekilde oturulabilir.Otururken sol tarafa meyilli olarak gevşek bir şekilde oturulur. Bu şekilde rahatlık sağlanmış olur.Bir mecburiyet olmadığı takdirde ayakta su dökmemelidir. İdrar sıçramasından korunmak mümkünse ayakta su dökülebilir. Fakat oturarak su dökmek gerek temizlik, gerekse sağlık bakımından daha uygundur.

Temizlik esnasında sol el kullanılır. Su kullanılırken şiddetli çarpılmaz, önce ön kısım, sonra arka taraf bol su ile temizlenir. İdrardan sonra sızıntının tamamen kesilmesini beklemeli, kesildiğine kanaat geldikten sonra temizlenmelidir. Taharet tamamlandıktan sonra temiz bir bezle veya tuvalet kâğıdı ile kurulanılır. Bunlar olmadığı zaman da elle taharetten arta kalan ıslaklık giderilmeye çalışılır.Temizlik bittikten sonra tuvalet temiz olarak bırakılmalıdır.Tuvalette iken konuşulmaz, müezzine icabet edilmez. Aksınldığı zaman içinden hamd edilir. Tuvalette tükürülmez, burun temizlenmez.Su bulunmadığı zaman, taşla, pamukla, bezle ve tuvalet kâğıtlarıyla da temizlik yapılabilir.

Tuvaletten çıkarken sağ ayakla çıkılır ve şu duâ okunur: “Elhamdülillahüezi ezhebe annî’l-ezâ ve âfânî.” (Bana sıkıntı veren şeyleri benden gideren ve âfiyet bahşeden Allah’a hamd olsun.)Çıktıktan sonra sabunla eller iyice yıkanmalı.Diğer taraftan rüzgâra karşı, durgun ve akar sulara idrar yapılmaz. Meyve ağaçlarının altına, insanların oturabileceği gölgelik yerlere, ekili tarlalara, karınca yuvalarına ve gelip geçilen yol üzerine def-i hacet için oturmak mekruhtur.