Hz Muhammed(s.a.v)’in Medineye Yolculuğu : Dördüncü Nükte

Bu örümcek, İbrahim (A.S..)’a Kâbe-i Mükerreme kurulurken yol gösterici olan örümcektir ki ona İlâhî bir hitap geldi, şöyle dedi: — Ey örümcek! Mademki sen Halilim İbrahim’e yol gösterdin, bu dolaylarda yine kal. Bir köşebucağa çekil. Hizmetinin karşılığında seni Habibime perdeci kılayım. Ve yüzünün vuslatına seni erdireyim. Ey aziz kişi! Örümcek Hazret-i Halil’e Kabe binasına ön-ayak… Read More »

Yirmi Üçüncü Olay Ebû Ubeyde Bin Cerrah (R. Anh)’In Cengi

   Ebû Bekir (R. Anh) şöyle buyurmuştur: — Peygamber (S.A.V.)’in mübarek yüzü yaralanıp tolgasından bazı zırh halkaları o mübarek yüzüne saplanmış bulunuyordu. Ben koşarak yanına vardım. Gördüm ki bir yandan da bir kişi, bir kuş gibi, hızla yanma gelmişti. Bu, Ebû Ubeyde bin Cerrah’tı. Bana, o halkaları, çıkarmasına yemin verdi. Sonra bir halkayı dişi ile… Read More »

Hz Muhammed(s.a.v)’in Medineye Yolculuğu : Üçüncü Nükte

Örümcek yuva yapınca ve güvercin yumurtlayınca kâfirler bunları gördükleri zaman: — «Eğer Muhammed ve arkadaşı buradan içeri girselerdi örümceğin ağı bozulmuş olurdu ve yumurtalar kırılıp güvercin kaçardı!» dediler. Oysa, nebiler sultanı Hazret-i Muhammed (S.A.V.) ve Ebû Bekir Hazretleri onların bu sözlerini içeriden işitirlerdi. Şeytan ise o yerde gammazlık etmek istedi. O zaman Cebrail (A. S.)’a… Read More »

Yirmi İkinci Olay Mus’ali Bin Ümeyr (R. Anh)’In Hikâyesi

     Muhammed bin Şurahlül, babasından şöyle rivayet eder: — Uhud günü Müslümanlar dağılınca Mus’ali bin Umeyr, muhacirlerin sancak başısıydı, yerinden ayrılmadı. İbni Kamiyyc mel’unu kılıç vurup onun sağ elini düşürdü. O, sancağı sol eliyle tuttu ve: — Ve mâ Muhammedün illâ Resûlün! (Yani, Muhammed, ancak bir Peygamberdir) dedi. Sol elini de düşürdüler. O zaman… Read More »

Hz Muhammed(s.a.v)’in Medineye Yolculuğu : İkinci Nükte

Resûl-i Ekrem Mağaraya girdiği zaman Cebrail (A.S.) gelip: — «Yâ İlâhi! İzin verir misin ki kanadımla mağaranın kapısını örteyim? Hatta Sevir dağını bile gizleyeyim?» dedi. Hak Teâlâ: — «Yâ Cebrail! diye buyurdu, örtücülük, settarlık benim sanatımdır. Kudretimin yüceliği şunu gerektirir ki, ben en zaif bir canavarı gönderip Habibimi onunla düşman şerrinden kurtarırım.» Böylece örümceğe de… Read More »

Uhud Cenginde Yirmibirinci Olay

    Derler ki: — Ebû Talha (R. Anh) kendisini Hazret-i Muhammed (S.A.V.)’e siper etmişti. O gayet iyi ok atardı. Ve her ok attıkça bir nâra savururdu. Sesi de çok yüksekti: — «Anam, babam sana feda olsun yâ Resûlâllah!» derdi. Elli oku vardı. Onları yayına koymuş ve düşmana savurmuştu. Peygamber (S.A.V.) başucunda durup okların nereye… Read More »

Hz Muhammed(s.a.v)’in Medineye Yolculuğu : Birinci Nükte

Bilinmeli ki her padişahın düşmanına üstün gelmesi kuvvetli ordu ile olur. Lâkin Hazret-i Rabbil Alemin’in azametinin ordusu başka türlüdür, ki kimi bir sivrisineği ulu bir asker topluluğuna üstün kılar. Ve bir tanesiyle bir padişahın satvetini ortadan kaldırır. Kimi kez bir karıncayı bir peygambere yâd ettirici kılar, kimi taşları canlandırır, kimi de asayı ejderhâ eyler. Köpeği… Read More »

Uhud Cenginde Yirminci Olay

   Yine rivayet edilmiştir ki, kâfir askerlerinden, İslâmlar üzerine biribiri ardınca oklar yağdırdı. Hayyam Bin El Arife ve Mâlik İbni Züheyr Has’emi ok atmakta hepsinden ustaydı. Bu sebeple Müslümanlara onlardan çok ıstırap geldi. Peygamber (S.A.V.) Sa’d ibni Ebû Vakkas’a onlara karşı ok yağdırmasını buyurdu, her ok atışında da: — «Ey Said! Anam, babam sana feda… Read More »

Uhud Cenginde On Dokuzuncu Olay

    Naklolunur ki, o gün can ve baş feda eden sadıklar ve inancı sağlam olan âşıklar Hazret-i (S.A.V.)’in önünde canlarını bağışladılar. Bunlar arasında Ziyad ibni Hâmit, Ansafdan on dört gençle geldi ve birer birer ruhlarını feda ettiler. Her biri: — «Benim canım sana feda olsun ve seni Allahü Teâlâ’ya ısmarladık, buluşacağımız yer Cennet olsun… Read More »

Uhud Cenginde On Sekizinci Olay

    Söylenilmiştir ki, Hazret-i Habib-i Ekrem (S.A.V.) düştüğü o çukurda kendisini ölenler arasında öyle tuttu ki, halini kimse bilemedi. Yalnız ölüler arasında kendisini Kâale Bin Mâlik (R. Anh) tanıyıp bildi. Mübarek yüzünü görünce sürmeli gözlerine baktı. O gözler de kendisine bakıyordu. Canının içinden gelen bir haykırışla: — Ey mümin gaziler, dedi, müjdeler olsun ki,… Read More »