Er-Rahman

By | 15 Temmuz 2014

hac-umre-seti

Er-RahmanEr-Rahman
Dünyada, iyi-kötü, zengin-fakir, küçük-büyük, mü- min-kâfir ayırt etmeden bütün mahlûkata muhtaç olduk¬ları rızkı veren, himayesi altına alıp besleyip büyüten demektir.
“De ki: “O çok merhametlidir. O’na inanmış, O’na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sa¬pıklık içinde olduğunu bileceksiniz.” (Mülk, 67: 29)
“Gökleri yeri ve ikisinin arasındakileri altı gün¬de yaratan, sonra Arş’a hükmeden Rahman’dır. Haydi ne dileyeceksen o her şeyden haberdar olan (Rahmân)dan dile.” (Furkan, 25: 59)
İnsan aciz bir varlık olduğu için her an, her türlü sı¬kıntı ve zorlukla karşılaşabilir. Kendi manevi huzuru ve sıkıntılarının, ailevi sorunlarının ve çözüme kavuştura¬madığı, baş edemediği dertlerinin, içinden çıkamadığı problemlerinin yanı sıra tabii felaketlerle de karşı karşıya kalabilir. Çünkü dünya böyle bir yerdir. Her an bir dep¬rem olabilir. Bir sel felaketi yaşayabilir. Bir kasırgaya, bir tufana, fırtınaya maruz kalabilir. Bir yanardağ patlayabi¬lir ve topyekûn bir ülke helak olabilir. Bir kasırga her yeri, her şeyi darmadağın edebilir. Bir hortum çıkıp bir şehri çekebilir ve tozu dumana karıştırıp bir felaket haline gelebilir. Ya da koca bir şehri önüne katıp sürükleyen, her yerin altını üstüne getiren, ölülerini dahi toplayıp gömmeye fırsat vermeyen bir tsunami… Bunlar dünya¬nın her yerinde çok sık karşılaşılan olaylardandır. Bütün bu felaketler karşısında sığımlabilecek tek yer ve tek mer¬ci vardır; Rahman olan, bütün kullarına ve yarattığı mah- lûkata merhamet eden, Rahmaniyet ve Rahimiyetiyle her yeri kuşatan, sarıp sarmalayan Allah (c.c)…
Çünkü insan bu tür felaketler karşısında aciz ve za¬yıftır; güçsüzdür. İktidarı elinin yettiği yere kadardır; sınırlıdır, kısadır. O ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne kadar çalışıp çabalarsa çabalasın Allah’ın takdiri dışında başına gelecek herhangi bir şeyi önleyemez, ondan gerektiği gibi korunamaz. Ne yaptığı dayanıklı evler, ne de çektiği set¬ler ve ne de bulduğu teknoloji…
İnsan için yegâne koruyucu Allah’tır. Allah (c.c) kul¬larını, Rahmaniyeti sıfatıyla korur ve himaye eder. Bakar, besler ve büyütür, yedirip içirir ve koruyup gözetir. İşte Kuran tam bu noktaya parmak basıyor:
“De ki: “Bizi bu tehlikeden kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız” diye gizli ve aşikâr O’na yalvarıp dururken, karanın ve denizin karanlıkla¬rından sizi kim kurtarır? De ki: “Allah, sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtarır, sonra da siz yine ortak koşarsınız.” (Enam, 6; 63-64)
insanlar içinde iman edip güzel işler yapan, Allah’a teslim olup tevekkül edenler, onun yardım ve desteğini görüp teslim olanlar ve mütevazı davranıp insanlarla iyi geçinenler ve yeryüzünde barış ve sevginin hâkim olması lçın uğraşanlar vardır ki, Allah bunları övmektedir:
“O çok merhametli Allah’ın (has) kulları onlar- dır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimse¬ler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) “se¬lam” derler (geçerler). Ve onlar ki, Rablerine secde¬ler ve kıyamlar ederek yatarlar.” (Furkan, 25: 63-64) Er-Rahman
Bunlara yani iman edip imanlarının gereğini yapan¬lara karşılık olarak bir kısım kimseler de vardır ki, şirret¬lik yapar ve sürekli huysuz ve huzursuzdurlar, huzursuz¬luk çıkarmak için birbirleriyle yarışırlar. Secde etmek şöyle dursun iman bile etmezler ve iman edip secde eden¬lerin sürekli önlerini kesmeye onlara engel olmaya çalı¬şırlar. Ancak onların da sığınacakları tek yer yine o şef¬katli ve merhametli, Rahman ve Rahim olan Allah’tır! Öyledir ama küfür taassubu ve cehalet gafleti, inat marazı onları öylesine kuşatmışür ki, bunun farkında değillerdir:
“Gökleri yeri ve ikisinin arasmdakileri altı gün¬de yaratan, sonra Arş’a hükmeden Rahmân’dır. Haydi ne dileyeceksen o her şeyden haberdar olan (Rahmân)dan dile. Onlara “Rahmân’a secde edin” dendiği zaman, “Rahmân da neymiş? Senin bize em¬rettiğine secde eder miyiz hiç?” derler ve bu emir onların nefretini artırır.” (Furkan, 25: 59-60)
İnsanlar özellikle, yalnız kaldıklarında, maddi im¬kânları azaldığında, yakınlarının onlara yardım etmedik¬leri veya yardım etseler bile başındaki belayı def etmeye güçlerinin yetmeyeceğini hissettiklerinde, sağlıkları bo¬zulup çaresiz kaldıkları ve acizliklerini anladıkları zaman Allah’ı zikrederler ve O’ndan yardım isterler. Ancak Al¬lah (c.c), merhamet edip sıhhat ve afiyet vererek kendile¬rini kurtarınca yine nankörlük edip başlarına gelenleri unutuverirler. Dünyada Allah’tan başka yar ve yardımcı, koruyup gözetici olmadığını anlamayan bu ham ruhlar, bu gafiller, O’nun her türlü yardım ve desteğine rağmen nankörlükte ayak diretirler. İşte bu inatçı kâfirler- âhirette sonsuz bir azapla karşılaşarak geıçeği görecek¬lerdir. Ama o zaman iş işten geçmiş olacaktır…

“İnanıp güzel işler yapanlara gelince, onların mükâ¬fatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha faz¬lasını da verecektir. Allah’a kulluktan çekinip büyüklük taslayanlara da şiddetli bir şekilde azap edecek ve onlar Allah’tan başka kendilerine ne bir dost, ne de bir yardım¬cı bulamayacaklardır.” (Nisa, 4: 173)
EBCED DEĞERİ VE ZİKİR SAATİ
ER-RAHMÂN isminin Ebced değeri (298), zikir saati Güneş, Pazar günü. Pazar günü sabah güneş doğar¬ken ve yaklaşık ikindi namazı sonrası zikri daha uygun görülmüştür. Ancak her Esmâü’l-Hüsna’nm her biri, bir zaman ve saat şartı gözetmeksizin her zaman zikir olarak yapılabilir.
Her esma gibi bu da başına nida harfi “Yâ” getirile¬rek, “Yâ Rahmân” şeklinde okunmalıdır. Çünkü bu şe¬kilde bir sesleniş, aynı zamanda bir sığınma ve bir imdat çağrısı, bir yalvarıp yakarma ifadesi olur.
SIRLARI VE HİKMETLERİ
ER-RAHMÂN isminin, hiç şüphesiz sayılamayacak kadar çok özellikleri ve faydaları vardır. Bunlardan bazı¬ları ise şunlardır:
Bu ismin zikriyle meşgul olan kimsenin üzerinden dünya stresi, sıkıntısı ve bunalımı kalkar. İçine huzur ve rahatlık, gönlüne yumuşaklık dolar.
Sürekli okumayı adet edinen kimsenin istek ve ih- hyaçları yerine gelir. Cenabı Hakkın lütuf ve keremlerine Orazhar olur.
Cimri bir kimseye okunursa cömertleşir.
Sürekli okuyan kimse, makam ve mevki sahiplerinin yanında makbul bir kimse olur. İstediği işi olur. Çok kere denenmiş ve her defasında beklenen sonuç alınmış¬tır.
Bu mübarek isim, mübarek aylardan birinde, bir kap içine yazılıp yağmur veya memba suyu ile bozularak, içinde eşkıyalık ve kötülük bulunan kimselerse içirilse, kalbinden kötülük ve eşkıyalık duyguları kalkar, yumuşar. Er-Rahman
Cuma günü ikindi namazından sonra kıbleye karşı oturup güneş batıncaya kadar “Yâ Allah, Yâ Rahmân” zikrine devam eden kimse, güneş battıktan sonra Al¬lah’tan ne isterse, isteği yerine getirilir.
Bir kimsenin kalbini kazanmak ve sevgisini elde etmek isteyen kimse, o kişinin isminin harflerini tek tek kesik harflerle bir kağıt üzerine yazıp, sonra da aynı şe¬kilde Er-Rahmân ismini yazar ve harflerini birbirine karıştırıp üzerine (774) yedi yüz yetmiş dört defa “Yâ Rahmân” okursa, Allah’ın izniyle isteği yerine gelir arzu ettiği sevgiyi ve dostluğu kazanır.
Günde 100 (yüz) kere zikredenin kalbinde mer¬hamet duyguları gelişir.
Er-Rahmân ismini, 298 (iki yüz doksan sekiz) ke¬re yazıp üzerinde taşıyan, her türlü bela ve afetten koru¬nur. Bu miktarda yazılıp bir evde saklansa, ev sahibi, şerden hayra, kötü ahlaktan güzel ahlaka döner.