Author Archives: Gizem Bükümcü

Tövbenin gerçekligi

İnsanın tövbesinin gerçek olup olmadığı şu dört şeyle belli olur: 1) Tövbe edenin dilini boş sözden, dedikodudan ve yalandan uzak tutması gerekir. 2) Tövbe eden kimse kalbinde hiç kimseye karşı kıskançlık ve düşmanlık beslememelidir. 3) Tövbe eden kimse kötü arkadaşlarından ayrılmalıdır. 4) Tövbe eden kimse eski günahlarından pişmanlık duyup Allah’tan af dileyerek ve tüm gayreti… Read More »

Neden Hep Sıkıntı, Hep Sabır?

      Neden Hep Sıkıntı, Hep Sabır?     İşin sırrını Peygamber Efendimizden öğrenelim. Allah, iyiliğini dilediği kimseyi önce sıkıntıya sokar; sonrada sabır verir. Cenâb-ı Hakk’ın insana verdigi en hayırlı ve en büyük lütufdur. Sabır meziyeti mü’mine özeldir. Mü’min sevinince şükreder , Ölünce sabreder, böylece hayra erer.   Ama mü’minin derdi büyük olur. Büyüklerimizin… Read More »

Peygamber Efendimizin Sıkıntıları

  Peygamber Efendimizin Sıkıntıları   Bu İlâhî kural, Allah’ın sevgilisinin hayatı boyunca aynen gerçek Efendimiz son hastalığı sırasında bile derin acılar çekti. Bunu gören  sevgili kızı Hz. Fâtıma “Vah babacığım, ne büyük sıkıntın var!” diye gözyaşı döktü.   0 günlerde Efendimiz şiddetli bir sıtma nöbetine yakalanmıştı. Ziyaretine gelen Abdullah ibni Mes’ûd, elini Resûlullah’m üzerine koyunca… Read More »

Dertlere Dayanmalı

  Dertlere Dayanmalı     Mü’min, başına bir sıkıntı gelince paniğe kapılmamalı. Dertlerin iyi Müslümanlara verildiği gerçeğini göz ardı etmemeli. Dayanılmaz kederler İçinde olduğunu düşünerek, bazılarının  gibi:             “Allahım canımı al da beni kurtar!” diye ölümü temenni etmemeli Çok zor durumda kalınca, sevgili Peygamberimiz’in tavsiye buyurduğu. gibi:           “Allahım, yaşamak benim İçin hayırlı olduğu sürece… Read More »

Bir Demet Ekin Gibi

  Bir Demet Ekin Gibi     Hayat devam ettiği sürece mü’minin imtihanı da devam edecektir. Öyleyse dertleri ve sıkıntıları hayatın kaçınılmaz bir kanunu kabul etmeli kederlere alışmalı, acılar karşısında sabır ve metanet gösterme  çalışmalıdır. Mü’mine yakışan budur.   fotalar karşısında mü’min, bir demet ekin gibi esnek ve dayanıklı olmalıdır. Rüzgâr onu kah bir yana,… Read More »

Allah’a Güvenmenin Göstergesi

  Allah’a Güvenmenin Göstergesi   Sevgili Peygamberimiz, Allah’a güvenenlerin kazanacağı şöyle  mükafattan söz eder:   Bu ümmetten yetmiş bin kişi, hesaba çekilmeden doğrudan doğruya cennete girecektir. Bunlar:   Büyü yapmayan ve yaptırmayan, uğursuzluğa inanmayan,   ve Allah’a tam mânasıyla güvenen kimselerdir.   Çünkü büyü yaptıran ve uğursuzluğa inanan kimseler, bu tutumlarıyla, Allah’a tam mânasıyla inanmadıklarım,… Read More »

Peygamberimiz Böyle Güvenirdi

  Peygamberimiz Böyle Güvenirdi     Hicret sırasındaydı ;   Peygamber Efendimiz ile Hz. Ebû Bekir düşmandan kaçarak Sevr mağrasına sığınmışlardı. Mekkeli müşrikler de onların peşine düşmüş ve Sevr mağarasının  kadar gelmişlerdi. Ayaklarının dibine dikkatlice baksalar onları  bu sırada Hz. Ebû Bekir büyük bir telâşa kapıldı.   Resullulah Efendimiz onu şu sözleriyle sakinleştirmeye çalıştı :… Read More »

Ah ! Ona Bir Güvenilse

  Ah  ! Ona Bir Güvenilse   İşte insan Allah’a böyle İnanıp güvenmelidir. Şayet insan. Efendimizin buyurduğu gibi kâinâtın Rabbine tara, nasıyla güvenip teslim olabilse, sabahleyin yuvalarından akşam tok dönen kuşlar gibi Allah onları da besler.   Sabahleyin boş kursaklarıyla rızık aramaya çıkan kuşlar, a korkusuna kapılmazlar. Dağda, ovada, denizde rızıklarını usulünce   aradıkları zaman, kârınlarının… Read More »

Deveni Bağla , Sonra Tevekkül et!

    Deveni Bağla , Sonra Tevekkül et!   Hastalanınca tedâvi .İmayı tevekküle engel sayanlan vandm. Bu  değildin. Tedavinin İlâhî takdiri değiştirmeyeceğini görüşü yanlıştır. Tedâvi de Allah ‘ın bir takdiridir. Hastalığı yaratan da, ilaca şifayı koyan da Allah olduğuna göre kula düşen  sebebe yapışmaktır. Resûl-İ Ekrem Efendimiz hastalanınca tedâvi olmuş; ümmetinin de olmasını emretmiş;  Allah… Read More »

Dünyaya Kapılmamalı

  Dünyaya Kapılmamalı     Biz Allah’a aitiz. Ondan geldik, yine Ona döneceğiz؛. Bu dünya bizi asıl yurdumuza götüren bir köprüdür. Bütün köprüler gibi onun da başı ve sonu bellidir.