
Ebu Hureyre (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Yüce Allah şöyle buyurdu: Kulum bana bir karış yaklaştığında, Ben de ona bir arşın yaklaşırım. Bir arşın yaklaştığında, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana yürüyerek geldiğinde, Ben de ona koşarak gelirim.”
Nevevî’ye göre bu hadisin anlamı şu şekildedir: Kim ibadet ve hayır işlemekle bana yaklaşırsa, ben de rahmet, desteklemek, yardımcı olmak ve başarılı kılmakla ona yaklaşırım. Kulum ibadet ve taatlarını artırırsa ben de bu ikramımı artırırım Eğer kulum ibadet ve taatıma hız verirse ben de bol rahmetimi ona yağdırmakla yaptığının fazlasını veririm ve maksadına ulaşması için fazla yorulmasını şart koşmam. Yani kul Allah’a kulluk görevini yerine getirme hususunda gösterdiği gayre: derecesine göre ilahi lütfa kavuşur.
Zikir, sadece lisan ile kayıtlanamaz. Aksine organlarla ilgili her şey buna dahildir. Lisanla olan zikir, övgüyle; gözlerle yapılan zikir, ağlamakla; ellerle yapılar zikir, vermekle; kulakların zikri, dinlemekle; bedenin zikri, kulluk görevlerini yerin- getirmekle; kalbin zikri, korku ve ümitle; ruhun zikri, yapılması istenilen emirlere teslimiyet ve boyun eğmekle olur.
Arşın, parmak uçlarından dirseğe kadar olan kısımdır. 48.cm’lik bir ölçü birimidir.
Ebu Hureyre (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre, Rasulullah (sallalahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Yüce Allah şöyle buyurdu: Kim Benim dostuma düşmanlık ederse Beı de ona savaş ilan ederim. Kulum, Bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili olan bir şeyle yaklaşamaz. Kulum Bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder. Nihayet Ben onu severim. Kulumu sevince, onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı mesabesinde olurum.
