Gerdek odasına girince Hz. Yusuf, Zeliha’ya dedi ki:
— Ey Zeliha! İşte istediğin gibi başbaşayız. Zifaf odasındavız. Bu gün kavuştuk işte. Bu vuslatımız bir zamanlar senin arzuladığım kavuşmadan daha hayırlı olmadı mı?
Ona vurulan kadın!
— Ey sözleri gerçek arkadaş! dedi. O günkü hareketimden dolayı beni azarlama. İşte, ne kadar güzel olduğumu görüyorsun! Malım, mülküm, sayısız varlığım var. Dünya varlıkları içinde refahla ömür sürüyorum. Eşim, kadına önem vermeyen bir kimseydi. O zaman seni gördüm. Güzelliğinin karşısında sana âşık olmaktan nefsimi tutamadım, dedi.
O gece baş başa kalan iki eşin üzerine sabahleyin güneş doğduğu zaman Hz. Yusuf şu sözleri mırıldanıyordu:
Zeliha gerçekten kız oğlan kızmış?
Hz. Yusuf Mısır ülkesini idare etmeye başladığı zaman otuz yaşına gelmişti. Mısır ülkesinde gezip dolaşmadığı yer kalmadı. Toprak ilk yedi yıl içinde o kadar bol ürün verdi ki, o da yenildikten sonra kalan zahireyi ambarlara doldurttu. Her şehrin anbarlarında saklamalarını emretti. Taneler başaklariyle birlikte saklanıyordu.
Hz. Yusuf bu yedi yıl içinde dölünde de bereket gördü. Hak Teala ona iki evlât bahşetmişti. İlkinin yüzünü görünce:
— Allah zahmetlerimi ve babamın evini bana unutturdu! diyerek ilk oğlunun adını Manasse ve Mişa koydu.
İkinci çocuğu olduğu zaman da:
— Allah’ım! Meşakkat çektiğim bir diyarda beni yemişli kıldın diye dua etti.
İkinci çocuğuna da Efrayim adını verdi.
