Vezirin Karısının Hz. Yusuf’a Tutkunluğu

By | 10 Mart 2015

vezirin-karisinin-hz-yusufa-tutkunluguVezir, mallarını Hz. Yusuf’un emrine bırakmıştı ama onun yediği ekmekten başka bir varlığı olduğunu bilip anlayamamıştı.
Onun en büyük varlığı güzelliğiydi ve bu hâzineyi de ilk keşfeden, ilk anlayan Potifar’ın karısı oldu.
Kadın bir gün saray dehlizinde dolaşan Hz. Yusuf’un bir gül dalı, cır servi gibi endamına baktı. Onun utançtan kendisine bakamayan güzel gözlerini çerçeveleyen güzel yüzüne baktı:

— Ne kadar güzel bir endam, ne kadar güzel bir yüz bu! dedi. Ve gönlündeki bir ince telin sızladığını duydu. Kendi kendine:
— Ben Yusuf u seviyorum galiba! diye düşündü.

Evet, Vezir Potifarin karısı Hz. Yusuf’a vurulmuştu. Onu seviyordu. Hele günler geçince kadının aşkı Hz. Yusuf’a duyduğu yakınlık o kadar arttı ki kadın çıldıracak gibi oldu. Hz. Yusuf’a manâlı bakışlarla bakıyor, her gördüğü zaman iç çekiyor:

— Kaldır bana gözlerini, diyerek o gözlere aşkını bildirmek, ne istediğini anlatmak istiyordu. Fakat Hz. Yusuf, bu amansız aşka hiç
cevap vermiyordu. Kadına karşı ne gözlerinde bir cevap, ne gönlünde bir sevgi vardı.

Kadın nerdeyse çıldıracaktı. Bu sevgisine karşı koyamıyor, aşk ateşi gönlünü daha çok kavuruyor, divaneye dönüyordu.
Bir sabah:

— Mademki sevgime karşılık görmüyorum. Onu kendime mutlaka râm edeceğim. Aşkımın önünde boyun eğdireceğim! diye yumruklarını sıktı.
Bir gündü.

Vezir Potifar Firavun’un sarayına, ödevi başına gitmişti. Karış; sarayda odasında yalnızdı. El çırptı. Hz. Yusuf’u odasına çağırttı. Artık kararını vermişti. Sevdiği bu güzel delikanlıyı yatağına alacak onun kollarında aşkının alevini söndürecekti.

Hz. Yusuf yavaş yavaş odaya girdi.Vezirin karısının gözlerine baktı.Kıvılcım kıvılcımdı şehvetten.Dudakları istekten titriyordu.
Yürüdü Hz. Yusuf’un karşısına geldi.Bir daha ateşli bakışlarla baktı. Sonra kapıya doğru yürüdü.
Birinci kapıyı sıkıca kapadı ve yine Hz. Yusuf’a baktı.İkinci kapıya gitti.

— Ne yapmak istediğimi anlıyorsun ya? der gibi bir hareketle bu kapıyı da kapadı. Nihayet büyük salona açılan kapıyı da kitleyerek geri döndü:
— Yusuf! Aşkından ölüyorum! dedi. Onu elinden tuttu. Sonra:
— Haydi, gel! diye onu yatağa doğru çekti. Sonra çok çapkınca bir göz atıp:

— Benimle yat! dedi. Benimle yat. Tatlı bir gün geçirelim. Kendimi sana teslim, ediyorum!
Hz. Yusuf, birdenbire şaşırdı. Elini Potifar’ın karısının elinden çekti:
— Hayır, hayır! dedi. Olamaz bu. Ben Allah’a sığınırım.

Evet, Hz. Yusuf Allah’a sığınıyordu. Çünkü kendisinin atıldığı kuyudan ve canını ölümden kurtaran Allah’ını aklına getirmişti.
Yüzünü kadının yüzünden, gözlerini kadının korkusuz gözlerinden çevirdi ve:

«Kocanız benim efendimdir! Bana iyi bakmış! Zulmedenler felah bulmuyorlar! dedi.» (Yûsuf sûresi, âyet: 23)

Kadın hâlâ ondan aşkına karşılık bekliyordu. Hz. Yusuf:

— İstediğinizi yapamam! dedi. Kocanız beni yıllardır koruyucu kanatları altına aldı. Bana sarayında her varlığını emanet etti. Varlığının hesabını o bilmez, ben bilirim. Sarayda Kâhyayım. Ve benden başka emredici yoktur. Beni, hiçbir şeyi yapmaktan, istediğim emri vermekten menetmemiştir. Karısı olduğundan dolayı ancak seni benden men etmiştir. Söyleyiniz bana hanımım! Ben şimdi nasıl olur da böyle bir kötülüğü, sizinle birlikte yatmak gibi bir hayasızlığı ister de Yüce Allah’ıma karşı günah işleyebilirim? dedi.

Hz. Yusuf kilitli kapının birisini açarak yatak odasından dışarı çıktı.
Vezir Potifar’ın karısı odada yalnız kalmıştı. Aşkı reddedilmişti. Kendi kendisine:

— Bugün olmadı, ama onu mutlaka önümde boyun eğdireceğim. O benim olacak! dedi.

O gün geçti. Kadın her rast geldiği dehliz veya odada genç Saray Kâhyasına iç çekerek bakıyor, onu yumuşatmağa çalışıyordu.
— Gel Yusuf gel! diyordu. Ne olur, birlikte yatalım!

Fakat, Hz. Yusuf ona aynı cevapları veriyordu.

Bir gün yine sarayda yalnız başlarına kalmışlardı. Potifar’ın karısı yine onu yatak odasına çağırdı. Yine kapıları kilitledi ve bu sefer elinden değil, Hz. Yusuf’u elbiselerinden tutarak yatağa doğru çekti, üzerine atıldı ve:
— Yat benimle! diye haykırdı.

Nitekim Kuran-ı Kerîm bu dakika için şöyle buyurur:
«— Kadın, (Zeliha) gerçekten ona niyetlenmiş, Yusuf da kadına bu niyeti taşımıştı. Eğer Yusuf, Rabbinin işaretini görmemiş olsaydı. Her şey olup biterdi. İşte biz, ondan kötülüğü ve fuhşu yok etmek için böyle yaparız. Çünkü Yusuf halis kullarımızdandı.» (Yûsuf sûresi, âyet: 24)
Evet, Hz. Yusuf kadının güzelliği, yanan, baygınlaşan gözlerinin alışı karşısında bir an kendisini kaybeder gibi oldu. Fakat birden Allah’ın burhanını hiyanetin pek kötü bir şey olduğunu görmemiş olsaydı, kadının üzerine atılacaktı. Yüce Allah, onun üzerinden kötülüğü, hayasızlığı gidermişti. Çünkü o Allah’ın öz kullarındandı.

Şimdi Yusuf, kadından kurtulmak, kadın da onu yakalamak istiyordu. Kuran şöyle buyurur:
«İkisi de kapıya kadar yaklaştılar. Kadın Yusuf’un gömleğini ardından yırttı. Kapının yanında kadının kocasına rastladılar.» (Yusuf sûresi, âyet: 25)
Hz. Yusuf yırtılan gömleği kadının elinde bıraktı, kapıyı açtı. Fakat birdenbire vezir Potifar’ın yüzü ile karşı karşıya geldi.
Kadın, kocasını böyle ansızın karşısında görünce şaşırdı.

Şimdi ne yapacaktı?
Hemen iftira etmekten, Hz. Yusuf’a suç yüklemekten başka çare göremedi. Ona, kendisine saldırıldığını, namusunun çalınmak istendiğini söyliyecekti.

Ağlamaklı, fakat kinli bir sesle:

— Potifar! dedi. Kocacığım! Yusuf, senin sevgili karına göz dikmiş. Bana kötü gözle baktı, kötülük yapmak istedi.

Sonra hıçkırarak kocasının omuzlarına başını dayadı. Yumuşak ve affettirici bir sesle:

— Şimdi söyle bana! dedi. Senin ailene fena gözle bakıp kötülük yapmak istiyenin cezası ancak zindana atılmak, yahut acıklı bir cezaya uğramak değil midir? (Yûsuf sûresi, âyet: 25)
Yusuf:

— Hayır, dedi, hayır! Aksine olarak o bana taarruz etti. Kendisini bana vermek istedi ise de ben kabul etmedim.

Vezir Potifar bu sözleri, bu iftirayı işitince kanı beynine sıçradı. Bu sırada kadının yakın akrabasından biri de saraya gelmişti. Olan biteni dinledi: Vezire:

— Eğer Yusuf’un gömleği ön tarafından yırtılmışsa karınız doğru söylemektedir. Yusuf yalancıdır. Yok gömleği arkasından yırtılmışsa karınız yalancı demektir. Yusuf doğru söylemektedir.
Vezir, gömleği inceledi.
Gömlek, arkasından yırtılmıştı.

Potifar, Hz. Yusuf’a olan kızgınlığını unuttu. Karısına gazaplandı. Ona dönerek:

— Bu senin bir hilendir. Kadın hileleri ne büyüktür! İnsan onlardan korunmalıdır! dedi.
Sonra Hz. Yusuf’a döndü:

— Yusuf! dedi. Sen bu işten yüz çevir. Ve kimseye açma!
Sonra karısına döndü:

— Sen de ey kadın! dedi. Günahından tevbe et! Bağışlanma dile! Çünkü suçlu sensin!

Bu olay birdenbire şehire yayıldı. Kadınlar, kızlar bir yere geldikleri zaman güle, eğlene Vezir Potifarin karısının, dedikodusunu yapıyorlardı. Birbirlerine:

— Kumandanın karısı kölesini kendisine baş eğdirmek istemiş. Kölesinin aşkı onun yüreğine işlemiş. Bu çok yanlış hali ona yakıştıramayız, kadın mutlaka çıldırmış! diyorlardı.
Bu dedikoduları duyan Potifarin karısı onlara haber göndererek sarayına çağırttı. Onlara çok kızmıştı. Kendisinin bu aşkta ne kadar masum olduğunu ispat etmesi lâzımdı.

Çağırılan kadınlar, kadının evine geldiler. Potifarin günahkâr karısı odaları süslemiş, konukları için minderler, yastıklar hazırlatmıştı. Sofralar da hazırdı, önlerine konan ekmek ve yemişi kesmek için de bıçaklar sıralatmıştı.

Sofraya oturuldu. Kadın Hz. Yusuf un yanına giderek:
— Onların karşısına çık, görün! emrini verdi.

Hz. Yusuf misafir kadınların yanına girdi. Kızlar, kadınlar karşılarında yüzü bir ay kadar güzel olan Hz. Yusuf’u görünce, akılları baştan gitti. Gözleri bir huri görüyordu sanki! Bakışlarına inanamadılar. Bir rüya mı görüyorlardı. Şaşkınlıktan yemiş keseceklerine bıçakla ellerini kestiler. Hepsi:
— Hâşâ diye haykırıştılar. Bu insan değil, ancak bir melektir.
Komutanın karısı o zaman:

— İşte, dedi. Siz beni bu delikanlının yüzünden dillere düşürdünüz. Onu kendime ram etmek istedim. O beni reddetti. Dileğimi yine de yapmazsa zindana atılacak, zillete, sefalete uğrayacaktır. Onu mahpushaneye koyduracağım. Ve elbette zelillerden olacaktır.
Kadınlar, Hz. Yusuf’un bu sözlere suç işlememek istemesine şaşırıp kaldılar:

— Neden, hanımının isteğini yerine getirmiyorsun? dediler.
Hz. Yusuf:

— Ey Yüce Allah’ım! diye kollarını açtı. Bunların dediklerini kabul etmektense zindana atılmak benim için daha iyidir. Allah’ım!
Sen beni bunların tuzağından kurtarmazsan onlara gönlüm eğili hem de cahillerden olurum! dedi.

Yüce Allah bu yakarışı kabul etti. Kadınların tuzaklarını onun üzerinden savdı. Çünkü her şeyi hakkiyle bilen 0’ydu.

Hz. Yusuf’un masumluğu delilleriyle ispat olunduğu halde yine de hapse atıldı. Belki de kocası şehre yayılan bu dedikoduyu ortadan kaldırmak için haklı gördüğü halde Hz. Yusuf’u zindana koydurmuştu