Davûd Aleyhisselam’ın Münacatı

By | 10 Mart 2015

davud-aleyhisselamin-munacati   Dâvûd (A.S.):
— Yâ İlâhî, dedi. Bir kişi bir hastanın halini sormaya varsa onun sevabı nedir?
Hak Teâlâ Hazretleri:
— Ey Dâvûd! dedi. Melekler onun için gökte istiğfar ederler. Benim rahmetimi onun üzerine saçarlar.
Yine Dâvûd (A.S.) sordu:
— Yârabbi, bir kişi bir ölüyü yusa, yıkasa onun sevabı nedir?
Hak Teâlâ Hazretleri:
— Onu günâhından arıtır, temizlerim. O zaman anasından doğmuş gibi olur! diye buyurdu. Dâvûd (A.S.):
— Yâ İlâhi, dedi, bir kişi bir cenazeye kefen sarsa onun sevabı nedir?..
Hak Subhânehu ve Teâlâ Hazretleri:
— Ben ona Uçmak’ta, ipekten, atlastan kaftanlar giydiririm! buyurdu.
Dâvûd (A.S.):
— Yâ İlâhi! dedi: Bir kişi bu cenazenin namazını kılsa onun sevabı nedir?
Hak Subhânehu ve Teâlâ Hazretleri:
— Melekler onun yanında salavat verirler ve namazını kılarla’ dedi.
Dâvûd (A.S.):
— Yârabbi, bir kişi kaygılı bir kişinin hatırını sormağa var onun sevabı nedir? diye sordu. Hak Subhânehu ve Teâlâ Hazretler.
— Ona iman ve ibâdet giyimlerini giydiririm! dedi. Dâvûd (A.S.
— İlâhî! Bir kişi senin korkundan ağlasa onun ecri, sevabı neci:: diye sordu. Hak Teâlâ:
— Onu korkudan ileri gelen büyük haykırışlardan ve Cehennemden kurtarırım! buyurdu.
Dâvûd (A.S.):
— İlâhî, bir kişiye musibet erişse, o kişi de hayır eylese onun nedir? dedi. Hak Teâlâ Hazretleri de:
— O kişiye Uçmak’ta üç yüz derece veririm! diye buyurdu.
Dâvûd (A.S.):
— İlâhi, bir kişi karanlık gecede mescide varsa onun ecri nedir? diye sordu. Hak Teâlâ Hazretleri:
— Kıyamet gününde ona bir nur veririm ki onun ile nereye dilerse yürür, gider! dedi. Dâvûd (A.S.):
— Yâ İlâhi! Bir kişi, bir kişiye kızsa, ve ondan intikam almaya gücü yeterken, dönse onu bağışlasa onun sevabı nedir? diye sordu. Hak Teâlâ Hazretleri:
— Onun gönlünü imân ve yakınlığım ile ve rahmetim ile doldururum, dedi.
Bundan sonra Hak Teâlâ ile Dâvûd (A.S.) arasında şu konuşmalar
oldu:
— Yâ İlâhi! Bir zalim kişi bir kişiye zulmetse, o kişi o zulmü zâlime bağışlasa onun sevabı nedir?
— Kıyamet gününde ben o kişiye rahmet ederim, suçunu bağışlarım.
— İlâhi! Bir kişi iman edenlerin yolunu düzeltse ecri kolay olsun iese onun sevabı nedir?
— O yoldan ne kadar taş atıp yol açtıysa o taşlar sayısınca Cehennem’den onun yakınlarından olan kişileri âzad ederim.
— İlâhi! Bir kişi, imâna gelenlerin ayıbını, kusurunu söylese onun :ezası nedir?
— Eğer tevbe eylerse Uçmağa bütün halkdan önce gider. Eğer tevbe eylemezse bütün halktan önce Cehennem’e gider.
— Yâ İlâhi! Bir kişinin nefsini arıtmak, temizlemek için malının zekâtını verse sevabı nedir?
— Kıyamet gününde kime isterse şefaat dilemesini buyururum.
— Yâ İlâhi! Bir kişi itikâfa otursa onun sevabı nedir?
— Bütün suçunu bağışlarım.
— İlâhi! Bir kişi bir kâfiri imâna çağırsa onun sevabı nedir?
— Ona şefkat eylerim.
— Yâ İlâhi! Bir kişi babasına ve anasına iyilik etse onun sevabı nedir?.
— Ben o kişiyi Uçmak’ta oturturum. Razı olduğu kadar sevap veririm.
— Yâ İlâhi! Bir kişi babasına ve anasına itaatli olmasa onun cezası nedir?
— Onun yeri Cehennem’dir!
— İlâhi! Bir kişi, kavminden ayrı düşse yine onlara ulaşsa onun ecri nedir?
— Onun ömrünü uzunlaştırır, malını arttırırım.
— İlâhi! Bir kişi dili ile ve gönlü ile Seni ansa onun sevabı nedir?
— O kişi Kıyamet gününde benimle birlikte olur.
— İlâhi! Bir kişi eli altında olan kişilere güzel muamelede bulunsa sevabı nedir?
— Onun iyiliklerini kabul ederim, günahından vazgeçerim, hesabını kolaylaştırırım!
— İlâhi! Bir kişi yalınayağa, fakire kaftan giydirse onun sevabı nedir?
— O benim komşuluğumda olur.
— Yâ İlâhi! bir kişi günâh işlese, dönse tevbe eylese onun sevabı nedir?
— O günahı işlememiş gibi olur.
— Yâ İlâhi! Bir kişi nafile ibâdetlerle sana yakın olsa onun sevabı nedir?..
— O benim dostumdur, muhibbimdir. Onu halka güzel gösteririm.
— İlâhi! Bir kişi ödünç verdiği paradan fazla karşılık alsa, faiz yese, tevbe eylemese onun cezası nedir?
— Kıyamet gününde ona Zakkum yediririm.
— İlâhi, bir kişi harama baksa, gözünü ondan ayırmasa onun cezası nedir?
— Eğer velîlerden biri ise onu ağlatırım.
— İlâhi! Bir kişi, bir kişiye emânet verse, yolculuğa çıksa, yine dönüp gelse, o emânet alan onu geri verse onun sevabı nedir?
— Benim azabımdan emin olmaktır.
— İlâhi! Bir kişi ibâdet ehline rağbet eylese ve günahından kınsa onun sevabı nedir?
— Benim azabımdan emin olur ve yarın Kıyamet gününde mesellerle, peygamberlerle yanyana koyarım, yüceltirim.
— İlâhi! Bir kişi, ibâdet vaktinde güzel abdest alsa onun ecri nedir?..
— Yarın Kıyamet gününde susuzluktan emin olur.
— İlâhi! Bir kişi: (LÂ İLAHE İLLALLAH Allahtan başka Alla yoktur) dese onun ecri nedir?
— Ona o kadar sevap veririm ki gözler görmemiştir. Onu Cehenneme sokarım. Cehennem ateşinden saklarım.
— İlâhi, hangi kulun cömert değildir, hasistir?
— Halka selâm vermeyen bir kul eli sıkı bir kuldur, cömert değildir.
— İlâhi, hangi kulun sevgilidir?..
— Benim için halka alçak gönüllülük gösteren mü’min kuldur.
— Sana kul ki ortak getirmezse onun ecri nedir?..
— Onu Cehenneme yaklaştırmam, Cehennem ona haramdır.
— İlâhi, hangi kulun âcizlerdir?..
— Benim fazlımdan hiç birşey istemeyenlerdir.
— İlâhi! Hangi kula çok azap edersin?..
— Benim takdirime razı olmayan kula azap ederim.
— İlâhi! Hangi kulun akıllıdır?..
— Hak ile hüküm eyleyen, hevesine kapılmayan kul akıllıdır.
— İlâhi! Hangi kulun âlim, bilgindir?
— Eğer o kul âlim, bilgin de olsa halktan ilim öğrenmek isterse o kulum âlim bir kuldur.
— İlâhi! Hangi kulun kanaat ehlidir?..
— Az nzık verdiğim halde o rızka kanaat eyleyen kanaat ehlidir.
— İlâhi! Hangi kulun hayırlıdır?..
— Yaptığı işle halkı kendinden razı eden, ama kendi nefsini razı etmeyen kimse hayırlı kulumdur.
— Yâ İlâhi! İbrahim, İsmail ve hak nebiler hürmeti için benim suçlarımı bağışla… İlâhi! Müstecab olmayan duadan, kabul edilmeyen ibâdetten, yarlıganmayan, bağışlanmayan günahtan sana sığınırım.
Hak Teâlâ Hazretleri:
— “Ya Dâvûd! Âdem’i kudret elimle yarattım. Ve ruhumdan ona nefhettim, meleklerimi ona secde ettirdim. Keramet elbisesini ona giydirdim. Onu Uçmağa koydum, vekar tacını onun başına koydum. Bana yalnızlıktan şikâyetçi oldu. Ona eş olarak Havva’yı verdim. Ondan sonra bana âsi oldu. Ben de onu Uçmak’tan çıkardım. Ey Dâvûd, ben söylüyorum ki bana itaatli olursan ben de sana uyarım. Eğer bir şey istersen sana veririm. Ve eğer bana isyancı olursan âmân veririm. Eğer tevbe edersen kabul ederim.” dedi