Süleyman (A.S.)’a gelince:
Dâvûd (A.S.) Allah’ın kudretinden garipliklere şahit olunca ve belâlar çekip kırk yıl ağlayınca, ondan sonra bir peygamber gelmesi ve mülkü Dâvûd (A.S.)’dan daha büyük ve daha kuvvetli olması emr-i İlâhide gerekti. Böylece mülk mertebesi tamam olacaktı. Böylece de Süleyman (A.S.) mülk âlemine geldi.
Süleyman (A.S.)’m hakikati ve ruhu, Hak Teâlâ’nın adının nurlarındandı. O isim de Azîm idi. Bundan ötürü dünya halkının üzerine yüce, Muazzam oldu.
Hazret-i Süleyman’ın aklı ve kalbi sıfat nurundandı ki, bu ad da Metin idi. Bundan dolayı saltanatı ve hükmü ve ilmi muhkemdi, sağlamdı.
Hazret-i Süleyman’ın nefsi Hazret-i Allah’ın fiil adının dört isimlerindendi. Biri Adil’dir, biri Malik-il Mülk’dür, biri Hâfız’dır, biri de Rafi’dir. Bütün halka adaleti son dereceydi. Bundan dolayı adı Adil, Adaletli. Hafız olması da insanlardan ve cinlerden kim baş kaldırırsa onları aşağı oturturdu. (Memleketi muhafaza ederdi.) Rafı oluşu da taht’a binip havaya refi olunması idi. Mülk’ün Malik’i adını alması ile de Allah’ın emri ile bütün yaratıklara hükmederdi.
