Hz. Yusuf da:
— «Biz malımızı kimin yanında buldu isek onu tutarız. Başka birini tutmaktan Allah’a sığınırım. Başka türlü yaparsak zâlimlerden oluruz!» dedi.
On bir kardeş Hz. Yusuf’un suçlu yerine suçsuzu kabul etmeyeceğini anlamışlardı. Bünyamin de suçluluktan kurtarılamıyacaktı.
— Geliniz, tenha bir yere çekilelim, biz bize görüşelim! dediler, sessiz bir yere çekildiler. En büyükleri:
— Babamızın sizden Allah adiyle peyman aldığı, daha önce Yusuf hakkında da yapacağımızda kusur ettiğimizi bilmiyor musunuz? Ne yüzle geri döneceksiniz siz? Babam bana izin vermedikçe, veya hâkimlerin en hayırlısı olan Allah bana bir hüküm vermedikçe artık bu memleketten ayrılamam! Siz, babanızın yanına dönün ve ona:
— Oğlun hırsızlık etti. Biz ancak bildiğimize şehadet ettik. Yemin zamanında görünmeyeni göremezdik bilemezdik. İstersen, birlikte bulunduğumuz kafileden sor. Biz, gerçekten sözün doğrusunu söylüyoruz, dersiniz! dedi.
Hz. Yakub’un oğulları da yapacak bir şey ellerinden gelmediği için Bunyamin’i Mısır’da bırakarak babalarının yurduna döndüler. Hz. Yakub kafilede sevgili oğlu Bünyamin’i göremeyince:
— Oğlum Bünyamin nerede? diye sordu.
Gözlerinde onun da kaybedildiği şüphesinin korkunç ışıkları parlıyordu.
Çocuklar:
— Ey baba! dediler. Oğlun Bünyamin Mısır’da hırsızlık etti. Biz ancak gördüğümüz ve bildiğimiz şeye tanıklık ediyoruz. Gözümüzle görmediğimiz gizli şeyleri bilmiyoruz. Biz hükümdarın olan gümüş maşrapanın küçük kardeşimizin zahire torbasında saklı olduğunu gördük. Baba, biz sana onu ancak koruyabileceğimiz olaylardan, elimizden gelebilenle korumak için söz vermiştik. Onun hırsızlık yaptığını, bu yüzden de Mısır’da köle olarak kalacak Bünyamin’i, en büyüğümüze inanmazsan bizim girdiğimiz ve oğlunun hırsızlık ettiği şehrin halkından ve bizimle birlikte yurda dönen kafile halkından sor bir kere! Onlar sana bu olayı olduğu gibi anlatacaklardır!
Hz. Yakub çocuklarının bu sözlerini dinledikten sonra:
— «Hayır! dedi. Sizin gönülleriniz bu koca işi size kolaylaştırmış, küçültmüş. Elimden ne gelir? Bu hale karşı ancak sessizlik içinde sabretmek gerekir. Belki Yüce Allah hepsini birden (Yusuf’u, Bünyamin’i ve en büyüğünüzü) bana kavuşturur. Çünkü her hali hakkı ile bilen O’dur, her şeyi hikmetle O idare eder»
Hz. Yakub üzüntü içinde oğullarından ayrı olarak bir köşeye çekildi, onlardan yüzünü çevirdi.
— Yazık oldu Yusuf a, diye inim inim inledi. Üzüntüsünü sezdirmemeğe çalışıyordu.
Sonra kendi kendine:
— «Ey Yusuf un hasretiyle bana gelen hüzün! dedi. Derin kederinden gözlerine ak düştü. Artık kendisini gizleyip duruyordu.»! )
