Sadakanın Sünnetleri
“Allah’a güzel bir ödünç verecek olan kimdir? Allah’ta o verdiğini Ona pek çok kat artırsın.” (Bakara 245)
“Çokça sadaka veren erkeklerle çokça sadaka veren kadınlar… Bunlar için Allah, bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.” (Ahzap 35)
“Şüphesiz sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınların ve Allah’a güzel bir şekilde borç verenlerin, ecirleri kendilerine kat kat arttırılır. Onlar için pek bol ve şerefli bir mükafat vardır.” (Hadid 18)
Taberani kendi senediyle İbn Abbas’tan -Allah ondan razı olsun 0 da Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem
den merfu olarak şöyle buyurduğunu nakletmektedir;
“Sadaka malı eksiltmez. Bir kul sadaka vermek üzere elini uzatırsa, mutlaka dilencinin eline düşmeden önce Allah ‘ın eline düşer. Bir kul muhtaç olmadığı halde bir dilenme kapısı açacak olursa, mutlaka Allah da onun aleyhine bir fakirlik kapısı açar. (Taberani el-Kebir 9/504)
İbn Mace kendi senediyle Cabir bin Abdullah’tan -Allah ondan razı olsun şöyle dediğini rivayet etmektedir. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem bize bir hutbe okuyarak, şöyle buyurdu;
“Ey insanlar! Ölmeden önce Allah ‘a tevbe ediniz. Meşguliyet gelmeden önce salih amel işlemekte elinizi çabuk tutunuz. Allah’ı çokça zikrederek gizli ve açık çokça sadaka vererek sizinle Rabbiniz arasındaki bağı kuvvetlendiriniz ki, size bol rızık ihsan edilsin, yardım olunsun ve sıkıntılarınız giderilsin. (İbn Mace 1/343)
Taberani kendi senediyle Ukbe’den şöyle dediğini rivayet etmektedir:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Sadaka, sadaka sahiplerinin üzerinden, kabir sıcaklığını söndürür. Mümin de kıyamet günü ancak sadakasının gölgesinde gölgelenir. (Taberani el-Kebir 286: Heysemi Mecmauz- Zevaid 110)
ORUÇ
Ayeti kerimede Rabbimiz şöyle buyurmuştur:
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.Oruç sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar.” [Bakara 183-184)
İlim ehli de; her Müslümanın Ramazan ayında oruç tutmasının gerekliliğinin farz oluşu üzerinde icma etmişlerdir. Orucun farziyetini bilerek inkar eden dinden çıkar. Ramazan orucu İslamın ilk yıllarından beri bilinen bir farzdır.
Rabbimiz ayetin devamında “sizden öncekilere farz kılındığı gibi” buyuruyor. Burada, kendilerinden önceki kitap verilmiş tüm toplumlara da orucun/arz kılındığını haber vererek müminlere ortak bir görevi hatırlatıyor. Bu müminler için orucun zorluğunu bir ölçüde hafifleten bir şeydir. Müslümanlar oruç ibadetinin kendilerinden önce yaşamış peygamberlerir ve onlara tâbi olan salih ümmetlerin de izlediği bir yol olduğunu bilirse orucun ağırlığını hissetmeyecek daha da sebatkar davranacaklardır.
“Böylece Allah’a karşıgelmeken sakınırsınız.”Orucun farz kılınışındaki hikmeti. Oruç tutan kimsede Allah’a karşı gelmekten sakınma duyarlılığının oluşmasıdır.
Daha sonra Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Oruç sayılı günlerdedir…” Yılın diğer günlerine nazaran sayılı, sınırlı günlerde sadece bir ay oruç tutuyorsunuz, bir ayı oruç tuta¬rak geçirmek çok da ağır ve yerine getirilemez bir yükümlülük değildir.
“Ramazan ayı insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur’an indirilen aydır, sizden herkim ramazan hilalini görürse oruç tutsun.” (Bakara; 185)
“Oruç tutan erkeklerle, oruç tutan kadınlar, gizli yerlerini koruyan erkeklerle, gizli yerlerini koruyan kadınlar, Allah ‘ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar için Allah büyük bir mükafat hazırlamıştır.” (Ahzap 33/35)
“Geçmiş günlerde peşinen işledikleriniz sebebiyle afiyetle yiyin için.” (Hakka 24)
Sehl bin Sad’dan -Allah ondan razı olsun- rivayete göre Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz cennette (Reyyan) diye anılan bir kapı vardır. O kapıdan kıyamet gününde oruç tutanlar gireceklerdir. O kapıdan onlardan başka kimse girmeyecektir. Oruç tutanlar o kapıdan girdikten sonra da kapı kapanacak ve bir daha o kapıdan kimse girmeyecektir.” (Buhari, Müslim, İbn Huzeyme)
Ebu Hureyre’den -Allah ondan razı olsun- şöyle dediği rivayet edilmiştir. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Aziz ve çelil olan Allah buyurdu ki: Ademoğlunun her ameli kendisinindir, oruç müstesna o benim içindir ve onun karşılığını bizzat ben veririm. Oruç kalkandır, bu sebeple herhangi biriniz oruçlu olduğu gün çirkin söz söylemesin. Yüksek sesle kavga etmesin. Kim ona sövecek ya da onunla döğüşecek olursa, ben oruçluyum desin. Muhammed’in sal¬lallahu aleyhi ve sellem canı elinde olana yemin ederim ki oruç tutanın oruçtan dolayı değişen ağız kokusu dahi Allah nezdinde misk kokusundan daha hoştur. Oruçlunun sevineceği iki sevinci vardır. O oruç açınca (bayram yaparak) sevinir. Rabbinin huzuruna çıkınca da oruç tuttuğu için sevinir. (Buhari 369: Müslim 806)
İbn Ömer’den -Allah ondan razı olsun- dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “İslâm beş temel üzerine bina edilmiştir: Allah’tan başka hak ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet getirmek, namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek, Beyt’i haccetmek ve ramazan ayı orucunu tutmaktır.”
