Saçlarını Niçin Kestirmiyormuş?

By | 1 Ağustos 2019

Bir yurt öğrencisidir Abdurrahman. Her zaman saçları kısa olmuştur. Normalden biraz fazla uzayınca yurttaki belletmen ağabeyi, yurt idarecisi, evde ebeveyni nasıl olsa saçını kestirir diye bir şey demezler. Ama saç uzadıkça uzar. Bir gün yurttaki müdür muavini çağırır:
– Abdurrahman, saçlarını kestir artık, epey uzadı. Bir yurt talebesi için bu saçlar epey uzun. Anlaştık değil mi?
Bu soruya Abdurrahman, kafasını iki tarafa sallayarak sessizce hayır cevabını verir. Müdür yardımcısı, “Zaten yarın izne gidecek, babası ile görüşürüm, babası kestirir” diye düşünür.
Abdurrahman izine gider. Babası ile müdür yardımcısı görüşmüştür. Babası yemekten sonra:
– Oğlum, çanım evladım, saçlarını yarın kestirelim, deyince, babasını kırmayan o çocuk:
– Hayır, olmaz babacığım; deyip odasına koşar. Anne ve baba birbirlerine bakakalırlar.
Ertesi gün saçlarını kestirmeden öylece yurda gider. Müdür bey onu çağırır ve konuşur:
– Yarın kestir saçlarını, der. Abdurrahman, müdüriyetten çıkar. Yatağına yatar ve ağlayarak uyur.
Sabah kalktığında aynanın karşısına dikilir.
– Seni benden ayıramazlar, ayrılamam senden, diye saçlarıyla konuşur. Okul çıkışı yurda değil, eve gider. Annesi:
– Canım yavrum, seni ne kadar sevdiğimizi biliyorsun.
Ne olursun beni kırma. Kestir saçlarını, kestir yavrum, der.
Annesinin ağlamaklı konuşması karşısında Abdurrahman:
– Cennet ayaklarının altında olan annem, canım kadar sevdiğim babam, bir ağabeyim kadar sevdiğim belletmenim, bizleri evlatları kadar seven yurt idarecilerim, bir anlasanız. Ben, sîzleri kırmam, beni bir anlasanız, der. Annesi ısrar eder:
– Evladım, niye kestirmiyorsun saçlarını, niçin kestirtmek istemiyorsun?
– Söyleyemem anne, kestirmek istemiyorum.
– Oğlum, hadi kestir gel saçlarını da yurda gidelim. Sonra yurttan kızarlar. Bizleri daha fazla üzme.
Abdurrahman, çaresizlik içinde gider berbere, kestirir saçlarını. Kesilen saçları da yanına alır. Evden annesi ile birlikte yurda giderler.
Yaklaşık bir ay sonrasıdır. Müdür yardımcısı, geceleyin talebelerin defter ve kitaplarını gizlice kontrol etmektedir. Sıra Abdur- rahman’ın kitabına gelince donar kalır, içinden epey de kızar.
Çünkü kesilen saçlar kitabın arasındadır. Bir öğrencinin saçına bu kadar değer vermesini anlayamaz müdür yardımcısı. Ama saçların altında bir yazı vardır. Onu okumaya başlar:
– Canım annem, ve babamla, çok değerli yurt idarecilerimin baskısı olmasa bu saçlarımı kestirmezdim. Onlar bilmiyorlar. Ben de söylemedim. Yoksa rüyamda Efendimizin okşadığı o saçları ömür boyu kestirmezdim.
Affet ya Resûlallah! Senin okşadığın o saçları kestirdim. Affet beni, affet, affet.
Müdür yardımcısı çok duygulanmıştır.
Kitabı kapar ve ellerini açıp:
– Affet ey Allah’ın Resulü! Seni seven bir insanı üzdüm. Affet beni, affet, affet…
Vahi YILMAZ (Öykü Dünyası, S: 370)