Asr-ı Saâdet’te Mescid-i Nebevi’nin kıbleye doğru olan sol yanında, boydan boya Efendimiz’in(sas) mübarek eşlerinin kaldığı odacıklar sıralı imiş. İslamiyet’in Medine’ye ait sürecinde bu mescidin ve burada meydana gelen olaylann ayrı bir anlamı vardır. Bundan dolayıdır ki burada gerçekleşen birkaç hadise, gelecek nesillere aktarılmak amacıyla o hatıranın cereyan ettiği sütunların üzerlerine not düşülmüştür. Bu yazılar yuvarlak kartuşlar içerisine kaydedilmiştir.
Efendimiz’in(sas) bugünkü türbesi aslında Hz. Âişe’nin(ra) kaldığı odadır. Efendimiz(sas) bu odada vefat ettiği için kabrini buraya tahsis etmişlerdir. Bu odanın mescidin bir içine bir de kıbleye bakan duvarları şebekelerle çevrilidir. Mescidin içine bakan kısmındaki şebekelerle Hücreyi Saadet arasında 3 adet sütun bulunmaktadır. Bunlardan kıbleye en yakın ve en başta olanının üzerinde: Burası yatak – döşek sütunudur,” yazmaktadır. Hz. Peygamber (sas) itikâfa çekildiğinde mescitten dışarı çıkmak istemediği için istirahatlerini bu sütunun yanında yaparmış. Sütunun yanındaki perdenin arkası Hz. Âişe’nin odası olduğu için bazen mübarek başlarını perdenin altından içeriye uzatır ve Hz. Âişe(ra) de bu şekilde Efendimiz’in(sas) mübarek başını yıkarmış. Bazen de el ve ayaklarını uzatırmış. Peygamber Efendimiz(sas) her sene Ramazan ayının son 10 gününde bu direk yanında yaptığı itikâf esnasında Kur’ân-ı Kerîm’i Cebrail (as) ile karşılıklı okurlarmış. O güne kadar nazil olan ayetlerin kontrolü adına yapılan bu okumada önce Peygamber Efendimiz(sas) Cebrail’e (as), ardından da Cebrail(as) Peygamber Efendimiz’e(sas) Kur’ân-ı Kerîm okurmuş. Peygamber Efendimiz’in(sas) vefat ettiği sene, bu mukabele tam iki kez gerçekleştirilmiştir. Peygamberimiz’in(sas) okumasına “arz”, Cebrail’in1“5 okumasına ise “mukabele” denir. Biz de bu âdete uygun olarak her sene mübarek Ramazan ayı geldiğinde bir araya gelir ve mukabele okuruz.
Kâinatın Efendisi’nin(sas) bu güzel hatırasını saklayan sütunu inceledikten sonra hemen yanındaki yazılı sütuna geçiyoruz. Bu sütunun üzerindeki yazı, nöbetçilerin Peygamber Efendimiz’i(sas) bekledikleri yer anlamına gelir. Daha sonra, “Allah seni, zarar vermek isteyenlerin şerlerinden koruyacaktır,” ayeti nazil olunca Peygamberimiz(sas) nöbetçilere artık . Orada beklememeleri gerektiğini söylemiştir. Bu sütunun hemen yanındaki bir diğer sütunda ise yazar. Yani burası da Peygamber Efendimiz’inlsas) gelen elçiler ile görüştüğü, onlarla meşveret ettikleri yerdir. Ayrıca yeni bir ayet nazil olduğunda, Efendimiz(sas) bu sütunun yanma oturur ve gelen ayetleri etrafım saran sahabeye burada aktarırmış. Bu arada bilenlerin özellikle itibar ettikleri ve arkasında namaz kılabilmek için birbirleri ile yarıştıkları bir sütun daha vardır ki onun da üzerinde de “Hazret-i Âişe” sütunu yazar. Bu sütunun bu ismi almasının sebebi Hz. Âişe’nin(ra) bu sütun ile ilgili hadisleri rivayet etmiş olmasındandır. Bu direk, Peygamber Efendimiz’in(sas) mescidindeki mübarek mihrapların sol yanındaki direğin hemen arkasında yer alır. Peygamber Efendimiz(sas): “Benim mescidimin içerisinde şu sütun tarafında öyle bir yer vardır ki insanlar o yerin kıymetini bilselerdi orada namaz kılıp dua etmek için kura çekerlerdi.”4 demiştir. Efendimiz(sas) buranın neresi olduğunu söylemediğinden 0’nun(sas) vefatı sonrasında sahabe efendilerimiz, “Bu yeri bilse bilse Hz. Âişe bilir,” demişler ve Efendimiz’in (sas) diğer eşlerinden kendisini takip etmesini istemişlerdir. Hz. Âişe’nin, namazlarını çoğunlukla bu sütunun arkasında kıldığını gördüklerinden dolayı da zikredilen yerin burası olduğuna kanaat getirmişlerdir.
