
Yolda giderken seyrek de olsa sağımızda ve solumuzda ağaçlar görüyoruz. “Buralarda Semure Ağacı var mı?” diye bir soru atılıyor ortaya. Bir arkadaşımız, “Seyrek de olsa vardır,” diyor ve az sonra yolun kenarındaki bir ağacı göstererek, “İşte bu ağaç Semure’dir,”diye işaret ediyor. Semure ağacı Peygamber Efendimiz’in (sas) çok sevdiği bir ağaçmış. Yolculukları esnasında ne zaman bu ağacı görse altında bir miktar dinlenir iki rekât namaz kılarmış. Az önce ayrıldığımız Hudeybiye’de, Peygamber Efendimiz’in (sas) sahabe ile gerçekleştirdiği Rıdvan Biati yine bir semure ağacı altında gerçekleşmiş. Medine yıllarında Efendimiz (sas) ordusuyla Bedir Savaşı’na giderken Vadi-yi Akîk’te yine bir semure ağacı altında dinlenmişler. Hatta Hz. Ömer’in (ra) oğlu Abdullah bin Ömer ömrü boyunca bu ağac sulamaya devam etmiş. Yine Bizans’a karşı gerçekleştirilen Tebük Seferi’ne giderken de 8 farklı yerde dinlenmişler. Bu mola yerlerinin hepsi de semure ağacı olan alanlarmış. Bugün bu 8 konaklama yerinden sadece bir tanesi biliniyor. Burada Efendimiz’in (sas) istirahat ettiği yerin üzerinde de Mescidü’l-Tevbe adlı bir mescit var. Tebük yolundaki istirahatlerden bir tanesinde Efendimiz (sas) bir semure ağacı altında dinlenirken, Gavres adındaki düşman askeri Efendimiz’in (sas) yanında asılı duran kılıcını alıp, “Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?” diye seslenir. Efendimiz öyle bir, “Allah!” der ki Gavres’in elindeki kılıç düşer. Efendimiz bu kez düşen kılıcı alarak, “Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?” diye seslenir. Bu meşhur olayında bir semure ağacının altında olduğunu öğrenince şoförümüze, “Gördüğün ilk semure ağacının altında dur da fotoğrafını çekelim,” diye sıkı sıkı tembihliyoruz.

