Bu topraklarda gezerken bura insanının neler yaşadığını bilmek ve bir nebze olsun yaşamaya çalışmak tarihteki hadiseleri anlamada büyük fayda sağlar. Mesela çöl denilince akla ilk gelen şeylerden biri devedir. Bedevinin en yakın arkadaşıdır deve. Çöl insanının hayatında vazgeçilmez bir figürandır.
Mübarek devesi Kusvâ Efendimiz’e(sas) hicret yolculuğunda bineklik yapmıştır. Yine Efendimiz Medine’ye girdikten sonra herkes kendisini misafir etmek isteyince devesini serbest bırakmış ve önünde çökeceği evde misafir kalacağını açıklamıştır. Mekke’ye hac için giderken aynı deve Hudeybiye’de kalkmamak üzere çökmüş ve Efendimiz’in(sas), “Fili bağlayan benim devemi de bağladı,” demesine sebep olmuştur. Mekke’nin Fethi sonrası Mu‘az bin Cebel Hazretleri’ni Yemene gönderirken ona kendi devesini vermesi ve, “Devem sana güven verir. Onun çöktüğü yere mescidini kur,” demesi gibi hadiseler Kur’ân’da yaratılışına dikkat çekilen devenin o günkü şartlarda hayatın vazgeçilmez bir unsuru olduğunu gösteriyor.
Bu mübarek hayvanı daha yakından görme ve tanıma arzusu içimize doğdu. Mekke-Hudeybiye arasında deve çiftlikleri var bilgisini almıştık. Gördüğümüz ilk deve çiftliğine gitme kararı aldık. Az sonra bir tanesine vardık. Yolun az ilerisinde kurulu birkaç çadır ve onların ilerisinde de etrafı çitlerle çevrili develer vardı. Yanlarına yaklaştık. Çitin dış tarafına iyice yaklaştığımızda develer yiyecek vereceğimizi düşünerek bize doğru yöneldiler. İrili ufaklı 30 kadar deve vardı burada. Gözümüz sürünün içindeki birkaç yavru deveye takıldı. Her şeyin küçüğü gibi bunlar da harika şeylerdi. Birazdan çadırdan çıkan uzun boylu siyahi bir kişi, selam vererek yanımıza yaklaştı. Arapça bilen arkadaşlarımız vasıtasıyla deve sütü içmek istediğimizi söyledik. İsteğimizi olumlu karşıladı ve az öteden aldığı bir tasla çitin içine geçti. Oradaki en uzun boylu develerden birine yaklaştı. Devenin arka bacaklarının arası sanlı idi. Meğer bu deve bir anne imiş ve yavrusu yerli yersiz sütünü içmesin diye annenin memesini bağlamışlar. Çoban memeyi örten bezi açınca hemen oradaki minik develerden biri koştu ve annesinin memesine uzanarak emmeye başladı. Az sonra adam da elindeki tası anne devenin diğer memesinin altına uzatarak oradan sağmaya başladı. Bir ayağını ustaca kıvırarak dizini masa gibi kullanıyor ve kıvırdığı dizin üstüne koyduğu tası sağmaya çalıştığı sütle dolduruyordu. Hepimiz bu manzarayı şaşkınlık ve ilgiyle izliyorduk. Ben merakla yanımdakilere, “Neden yavrunun da içmesine izin veriyor?” diye sordum. Aldığım cevap ibret doluydu. Eğer yavruya süt içmesi için izin vermezse anne memesine süt bırakmıyormuş. Yani çobanın süt sağabilmesi için yavrunun süt içmesi gerekiyor. Anne deve, Allahu Teâlâ’nın bir sevk-i İlâhisi olarak sadece yavrusu süt içeceği zaman memesine süt gönderiyor.
