Kızgınlığın İlmî Ve Ameli İlâcı
İlâcın müshil olduğu ve bununla kızgınlığı kökünden söküp atmak mümkün olduğu anlaşıldı. Bir kimse kızgınlığın asimi söküp atmazsa, onu teskin etmeli, yatıştırmalıdır. Kızgınlık, heyecan hâlini alınca, onun teskini bir şurubla olur ki, terkibi, ilim şekeri ve sabır acılığıdır. Bütün huyların ilâcı ilim ve amel macunudur. İlim, âyetler ve hadislerde gazab hakkında ve kızgınlığım yenenlerin se vabları hakkında anlattığımız şekilde düşünmektir. Böyle düşünen kendi kendine der ki: «Senin bu işe kaadir olduğundan daha çok Allahü Teâlâ senin üzerine kaadirdir. Senin Allahü Teâlâ’ya muhalefetin daha çoktur. Eğer kızarsan, kıyamet günü Allahü Teâlâ’nın sana kızmayacağından nasıl emin olabilirsin?». Bununla teskin olur ve kızgınlığını yenme sevabına kavuşmak arzusu ele geçer. Nitekim Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) hizmetçisini bir yere gönderdi. Geç geldi. «Kıyamette bunun kısası olmasaydı lyâni kıyamette benden alınmasaydıl seni döverdim», buyurdu. Aynca kendine demelidir ki: «Senin bu kızgınlığın, işin senin istediğin gibi olmayıp, Allahü Teâlâ’nın istediği gibi olmasındandır. Bu ise rubû biyette Allahü Teâlâ ile kavga etmektir». Ahirete ait böyle çarelerle gazabını yenemezse, dünya maksatlarını düşünmeli ve kendi kendine demelidir ki, «Kızarsam hizmetimde kusur eder, benden nefret eder, yahut düşman olur ve beni aldatır». Bunun gibi öfkeyle ne kadar çirkinleştiğini düşünüp, dışının bir kimseye saldıran kurt veya köpek gibi, bâtının liçininl ateş ve köpek açlığı ile dolu olduğunu akima getirsin. Kızgınlığını yenmek istediği zaman, ekseriya şeytan kendisine der ki, bunu senin âcizliğine ve aşağılığına yorumlarlar, heybetin kırılır, insanların gözünde hakir olursun. Buna, bir kimsenin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) ahlâkına kavuşmasından ve Allahü Teâlâ’nm rızasını elde etmesinden büyük izzet ve şeref olmaz deyip, bugün insanlann beni dünyada aşağı sanması, yarın kıyamette aşağı olmaktan daha iyidir, söylemelidir. Bu ilmi, yâni bilgi ile olan ilâçtır.Amel ile lyapma ilel olan ilâç, dil ile eûzü billâhi mine’şşeyta ni’rracim demektir. Kızdığı zaman, ayakta ise oturmak, oturuyorsa yatmak, bununla da yatışmıyorsa soğuk su ile abdest almak sünnettir. Zira Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Kızgınlık ateştendir, su ile söner» t1). Hattâ bir rivayette secdeye gidip, başını yere koyup, yeniden toprak yaratıldığını, kul olduğunu ve kızmaması icabettiğini düşünmelidir. Bir gün Ömer (radıyallahü anh) kızmıştı. Su istedi, burnuna çekti ve «Kızgınlık şeytandandır, bununla gider», buyurdu. Bir gün Ebû Zer (radıyallahü anh) bir kimse ile kavga etti, «Ey kırmızının oğlu», dedi. Yâni annesini ayıpladı. Kızılderililerden bir köle idi. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Duydum ki, bir kimseyi annesi ile ayıpladın. Bil ki sen, takva sahibi olarak Allahü Teâlâ’nın huzuruna çıkmadıkça siyah ve kızılderililerden hiç üstün değilsin» i ). Ebû Zer (radıyal lahü anh) o kimseden özür dilemeye gitti. O kimse de ona doğru geliyordu. Ebû Zer (radıyallahü anh) selâm verdi. Hz. Âişe (radıyal lahü anhâ) kızdığı zaman Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) onun burnunu tutar ve «Ey Âişe, de ki: Ey Muhammedin Rabbi olan Allah’ım, günahımı afvet, kalbimden kızgınlığı gider ve fitne sapıklıklarından beni koru» ( ). Bunu söylemek de sünnettir.

