Gazabın Tedavisi Vâcibtir

By | 5 Ağustos 2014

kuran

Gazabın Tedavisi VâcibtirGazabın Tedavisi Vâcibtir
Gazabın ilâcı, yâni tedavisi vâcibtir. Çünkü birçok insanları Cehenneme götürür. Tedavisi iki şekilde olur. Bir kısmı müshil gibi olur, kökünü ve esasını kalbden çıkarır, atar. Diğeri şıra gibi olup, teskin eder ve aslını çıkarıp atmaz. Müshil gibi olan birinci ilâç, kalbindeki gazab ve kızgınlığın sebebinin ne olduğuna dikkat etmek ve o sebepleri kökünden kazımaktır. Bunun beş sebebi vardır:
Birinci sebep, kibirdir. Çünkü kibirli, gururlu olan kimse, küçük bir sözle veya kendisine hürmette kusur etme ile kızar. Kibiri tevazu ile kırmalıdır. Kendisinin de diğer insanlar gibi kul olduğunu düşünmelidir. Zira üstünlük güzel ahlâkladır. Kibir ise kötü ahlâktır. Tevâzu, yâni kendini aşağı görmek olmadıkça, kibir yok edilmez. İkinci sebep, ucbdur. Çünkü kendine itimad ve itikadı vardır. Bunun ilâcı yâni tedavi yolu, kendini tanımasıdır. Kibir ve ucbun tam tedavisini kendi yerlerinde anlatacağız.
Üçüncü sebep, şakadır. Çünkü, umumiyetle kızdırmak için bunu yaparlar. Bunun ilâcı âhiret işleri ile kendini meşgul etmeye uğraşmak, amel yapmak, iyi ahlâklı olmaya çalışıp şakacılardan kaçınmaktır. Bunun gibi alay edilmek de insanı kızdırır. Kendini bundan korumalı, kendisi ile alay eden olursa ondan uzak durmalıdır. Dördüncü sebep, kötülemek ve ayıplamaktır. Çünkü bu da her iki taraftaki kızgınlıkla olur. Bunun ilâcı, kusursuz ve ayıbsız olan yalnız Allahü Teâlâ’dır, bilmektir. Kendisi ayıb ve kusurlu olan, başkalarının ayıbları ile uğraşmamalıdır. Kötülemek de böyledir. O hâlde kendi nefsini ayıplamak ve kötülemek ile meşgul olup, başkasına kızmayı aradan kaldırırsa daha iyi olur. Gazabın Tedavisi Vâcibtir
Beşinci sebep, mal ve makam için olan hırs ve tamâ’dır. Çünkü bunlara ihtiyacı çoktun Bahil fcimril olan bir kimseden bir avuç buğday alsalar kızar. Tamâ’kâr olan elinden bir lokma kaçırsa o da kızar. Bütün bunlar kötü ahlâktır. Kızgınlığın esası bunlardır. Hepsinin de ilâcı hem bilmek, hem de yapmak iledir. Bilmek ile olan tedâvi şöyledir ki: Kızgınlığın felâket ve zararlarını bilip, din ve dünyası bakımından ziyanın nereye kadar gideceğini düşünerek kalb ile kızgınlığa nefret etmektir. Bundan sonra amelî tarafı ile uğraşmaktır. Kızgınlığı kötü bilir ve ondan kaçarsa, bu sıfatlarla ona uymamış olur. Çünkü hepsinin çaresi, hevâ, heves, arzu ve kötü ahlâka uymamaktır. Nitekim nefis için olan riyazet bahsinde bunu anlatmıştık. Kızgınlığın ve kötü ahlâkın tahriki, çok defa, kızgınlığı çok olan kimselerle düşüp kalkmakla olur. Hattâ buna salâbet ve mertlik ismini verirler; onunla övünürler ve derler ki, filân büyük zat bir sözle filânı öldürür, saltanatını ve malını alır. Çünkü ona aykırı söz söylemek kimsenin haddine düşmemiştir. Çünkü o, mertlerin mertidir. Erkek dediğin böyle olur. Halim  selim duran kimseye ise aşağı, hamiyyetsiz ve cesaretsiz derler.
Böylece köpeklerin sıfatı olan kızgınlığa kahramanlık ve erkeklik ismini verirler. Peygamberlerin ahlâkından olan hilm üzere bulunana ise, hamiyyetsiz ve cesaretsiz derler. İşte şeytanın işi budur ki, aldatma ve kötülüğü iyi ahlâk diye tanıtır. Güzel sözlerle kötü ahlâka çağırır.  Gazabın Tedavisi Vâcibtir Akıllı kimseler ise bilirler ki, böyle kızmak mertlik ve erkeklik olsaydı, kadınlar, çocuklar, nefsi zayıflamış ihtiyarlar ve hastalar kızmaya daha çok müsait olmazlardı. Halbuki bu gibilerin kızmasının daha çok olduğunu herkes bilir. Belki hiç kimse kendi gazabına hâkim olamaz. Kendi gazabına hâkim olmak peygamberlerin (aleyhimüsselâm) ve evliyanın sıfatıdır. Diğerleri Moğolların, dağlı Kürdlerin, cahil Arabların ve hayvan ve canavarlara yakın olanların sıfatıdır. O hâlde dikkat buyurun! Büyüklük peygamberlere benzemekte mi, yoksa gafil ve akılsızlara benzemekte midir?