Kardeş Kardeşin “Kumasıdır”

By | 19 Şubat 2015

Kardeş Kardeşin "Kumasıdır"Kardeş Kardeşin “Kumasıdır”

Çoğu anne-babaya yaka silktiren konudur kardeş kıskançlığı. Kimi zaman bu durum öylesine içinden çıkılmaz hal alır ki; evin içi, hiç umulmadık bir anda savaş alanına dönebilir. Bir yanda birbirine yan gözle bakan iki kardeş, diğer yanda onları ayırmak için trafik polisi gibi çırpınan ebeveynin çaresizliği…
Peki, nedir kardeşi, kardeşe düşüren, anne-babayı çaresiz bırakan kardeş kıskançlığının aslı? Kardeş kardeşi neden kıskanır? Kıskançlık çocuğun karakteri midir, sonradan mı gelişir?

Kıskançlık onun kanında var

Anne-babalar çocuklarının kıskançlığını tarif ederke, “Çocukluğundan beri böyle. Kardeşiyle bir türlü anla¬şamaz. Kıskançlık onun damarlarında var.” tarzında ifadeler kullanır. Acaba bu tanım ne kadar doğrudur? Gerçekten kıskançlık duygusu, kişinin genleri vasıtasıyla nesilden nesle mi aktarılır?
Kıskançlık insan fıtratında hazır bulunan bir mayadır, insanın hayatını devam ettirebilmesi için bu duyguya ihtiyacı vardır ki kendi elindeki değerlere sahip çıkabilsin…

Tahrip edilen duygular kıskançlığı başlatır

Madem insanın mayasında kıskançlık duygusu vardır, o halde bazı insanlar cinnet noktasında kıskançlık krizlerine kapılırken bazılarına da bu duygu niçin hiç uğramaz?
Sorunun cevabı aslında çocuk terbiyesinde izlenilen yanlış metotlarda gizlidir. Yanlış yöntemler bir insanın sahip olabileceği en masum kıskançlık duygusunun ya aşırı derecede tetiklenmesine ya da tamamen ölmesine neden olur.
Birçok anne-baba aşırı kıskançlığın çocuğun karakterinde var olduğunu sanır. Halbuki buradaki asıl etken, çocuğun duygu dünyasının farkında olmadan tahrip edilmesidir.

Çocuklara eşit davranmak, kıskançlığı körükler

Pratik tecrübelerimize dayanarak söylemek gerekirse; günümüzde kardeşler arasında oluşan kıskançlığın ana nedenlerinden biri, anne-babaların çocuklarına karsı eşit davranma heyecanıdır.
Halbuki hiçbir çocuk bir diğeriyle eşit değildir. Gerek karakter yapısı itibarıyla gerekse önce veya sonra dünyaya gelişleriyle. Bu farklılıkları gözetmeden ebeveyn şefkatiyle çocukları eşitlemeye çalışmak, eşitlik çizgisinin ilerisindeki çocuğu ezmek anlamına gelir.
İnsanın başka biri yüzünden ezilmesi olması ise kıskançlığı sürekli körükler.
Düşünün lütfen; yasları birbirine yakın iki çocuğunuz var. Bu iki kardeş birbiriyle kavga ediyor. Siz de araya gi¬rip ayırıyorsunuz. Sonra ikisine de aynı cezayı veriyorsunuz. Siz iki çocuğunuza aynı muameleyi gösterseniz de farkında olmadan kardeşlerden birini (veya ikisini) diğerine karsı ezersiniz. Örneğin bu çocuklardan biri; diğerinin ağabeyi ablası ise büyük ve küçüğün aynı cezayı alması doğru mudur acaba? Aynı suçu işlemiş iki kardeşe, aynı cezayı vermek, eşitlik gibi görünse de bu durum çocuk terbiye¬sinde adaletsizliği doğurur.
Aynı örnek üzerinden düşünmeye devam edelim:
Aynı kabahati isleyen bu iki çocuğunuzdan biri çok duygusal, diğeri ise vurdumduymazdır. Duygusal çocuğunuza “ileri git” deseniz kalbi kırılır ve bir hafta sizin yüzünüze bakmaz. Vurdumduymaz çocuğun ise umurunda bile olmaz. Bu durumda siz her ne kadar kendinizi çocuklarınıza karsı eşit davranıyor sansanız da çocuklarınızın iç dünyasında uyandırdığınız duygular itibarıyla bu eşitlik, adaletsizliği barındırır.

Adaletsizlik, kıskançlığı doğurur

Anne-babalar çocuklarıyla kurdukları iletişimde eşitlik ilkesine sadık kalayım diye uğraşırken bir yandan da çocuklarının duygu dünyasının röntgenini çekmeyi ihmal etmemelidir. Çocuklara eşit davranmak, çocuğun iç dünyasında uyanan duygu itibarıyla eşitlik taşımalıdır.
Mesela, çarşıya çıkıp çocuklarınıza hediye almayı planladınız. Aynı yastaki iki erkek çocuğunuza birbirleriyle kavga etmesinler diye aynı hediyeyi aldınız. Acaba doğru mu yaptınız?
Çocuklarınızdan biri sosyal yönü ağır basan oyuncakları, diğeri matematiksel oyunları seviyorsa aldığınız aynı oyuncak her iki çocuğunuzda da benzer sevinci uyandırabilir mi?
Eve gidip büyük bir sevinçle hediyeleri verdiniz. Fakat çocuklardan biri çok sevindi, diğeri kenara geçip ‘Zaten en güzel oyuncağı hep kardeşime alıyorsunuz…” diye içindeki duyguları aktardı. Siz de, ‘‘Ama ikinize de aynı oyuncağı aldım. Ben burada mutsuz olunacak bir $ey göremiyorum.” dediniz, eşit ve adaletli davrandığınızı düşündünüz.
Halbuki tüm bunlar yaşanırken çocuğun içinde doğuştan var olan kıskançlık duygusunun alevlenmesini sağladınız.

Adaletsizlik, güvensizliği; güvensizlik de kıskançlığı tetikler

Çocuk terbiyesinin en can alıcı noktası adalet duygusudur. Eğer çocuk şu ya da bu sebeple kendisine haksızlık yapıldığı, anne-babasının kendine adil davranmadığı hissine kapılırsa güven bunalımına girer.
Çocuk, ebeveynine bir defa güvensizlik hissederse kıskançlığın ikinci tetikçisi harekete geçmiş demektir…

Statü kaybı ve kıskançlık

Çocuklara yönelik adil olmayan davranışlar, çocuklar arasındaki statü kaybına da neden olur. Statü kaybı ise kıskançlığı körükleyen en önemli sebeplerden biridir.
Eve yeni gelen en küçük kardeşe aşırı ilgi, büyük kardeşi rahatsız edebilir. Kendisi daha önceden evin tek hâkimi iken birden bu hâkimiyetin kaybolduğu hissine kapılıp panikleyebilir. Bu tarz durumlarda anne-babanın yapacağı sey; büyük çocuğa büyümüş çocuk, yeni kardeşe de bebek muamelesi yapmaktır. Büyük kardeşe daha önceden sahip olduğu hiçbir statünün kaybolmadığı gösterilmeli; hatta ağabey abla olmakla evde daha da önemli bir pozisyona geldiği hissettirilmelidir.

Çocuklar arası yaş farkı kıskançlıkta rol oynar

Sadece anne-babanın çocuklarına olan davranışları değil, bazen hiç beklenmedik dış etkenler de kardeş kıskançlığını tetikler. Bunlardan biri de kardeşler arası yas farkıdır. Eğer bir çocuk, 3 yaşında yeni bir kardeşe sahip olursa kuvvetle muhtemel ki bu iki kardeş arasında büyük bir kıskançlık yaşanacaktır. Çünkü çocuklar, 3-4 yaşları arasında “ben” merkezcidirler. Paylaşmayı sevmezler. Minik ergenlik dönemi denilen bu evrede çocuk, kardeş sahibi olursa evdeki ilginin azalmasından, eşyalarının paylaşılacak olmasından, dikkatlerin başka birinin üzerinde yoğunlaşmasından çok rahatsız olur.
Ebeveynler çocuk terbiyesinin zorluğuna bir de kardeş kıskançlığını eklemek istemiyor¬sa çocuk sahibi olmayı planladıkları döneme dikkat etmelidir.

“Tıpkı babası gibi gözleri var”

Kardeş kıskançlığının körükleyici diğer bir nedeni de kardeşler arasında kıyas yapılması, bir kardeşin aile büyüklerine benzetilmesi, diğer kardeşin kendini aile halkası dışında hissetmesidir, iki kardeşten birine yönelik söylenen, ‘‘Maşallah gözleri de tıpkı babası gibi.” ya da “Gülüşü ne de çok annesine benziyor.” gibi ifadeler, diğer kardeşin kıskançlık damarını kabartır.
Özetle, diyebiliriz ki çocuk terbiyesinde izlenilen yanlış metotlar gayet doğal ve en insani duygu olan kıskançlık hissini tahrik eder. Bu itibarla bakıldığında, anne-babalar çocuklarının iç dünyasını tanımalı ve aile içindeki konumlarını dikkate alarak onlarla iletişime geçmelidir.
Çocukla anne-baba arasında yürütülen ilişki, eşitlik temeline göre değil, adalet anlayışına göre şekillen melidir. Çocuk, kendini aile içinde her zaman güven ve huzur içinde hissetmeli, duygularının kırıldığı hissine kapılmamalıdır.
Unutulmamalıdır ki kardeş, kardeşin kumasıdır. Oturuşunuz, durusunuz, konuşmanız, en ufak kas göz işaretiniz çocuklarınız tarafından yanlış anlaşılabilir ve o evin atmosferi birdenbire aleyhinize dönebilir.