Çocuğunuz Hareketli Mi, Hiperaktif Mi ?
Günümüz çocukları azıcık koşacak, sağda solda zıplayıp enerjisini boşaltacak olsa anne-babalar hemen telaşa kapılıp, “Yoksa bizim çocuk hiperaktif mi?” diye tedirgin oluyor. Oysa hiperaktif olduğu sanılan çocukların birçoğu Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) yasamıyor, sadece çok hareketliler…
Birçok çocuk alt alta, üst üste Sıkıştırılmış apartman hayatında enerjisini atacak yer bulamıyor. Evde ne yapacağını da bilemiyor. Koltuklar üzerinde koşuyor, yerlerde taklalar atıyor, yemek masasında bir türlü rahat oturamıyor. Bu tür çocuklar genelde DEHB değil, üzerlerindeki statik enerjiyi toprağa boşaltamayan hareketli çocuklardır.
Zira DEHB’liler, “tuhaf davranışlı” çocuklardır. Gerçek hiperaktif biri ofistik, Down sendromlu gibi (belirtileri aynı olmasa da) psikolojik rahatsızlık taşır.
DEHB nedir?
Dünya üzerindeki birçok çocuğu pençesinde kıvrandıran bu rahatsızlığın psikoloji literatüründeki adı
Attention Deficit and Hyperactivity Disorder’dır (ADHD). Türkçeye ise Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olarak çevrilmiştir.
Hollanda’daki ailelerin yüzde 3’ü, Amerika’daki anne-babaların yüzde 5’i ve İngiltere’deki velilerin yüzde bir’i çocuklarındaki bu rahatsızlıkla mücadele etmektedir. Türkiye’de ise bu rakam son çalışmalarda (2013) yüzde 12.7 olarak tespit edilmiştir. DEHB’lilerin dünya ortalamasındaki oranı ise yüzde 5-6 arasındadır.
DEHB’li bir çocuğun davranışları “normal” çocuklar gibi değildir. Avrupa’da bu tür çocuklar engelliler için açılmış okullara yönlendirilir, öğrencinin psikolog ve pedagogların yardımıyla eğitim sürecini tamamlaması sağlanır.
DEHB’nin belirgin özellikleri nedir?
DEHB’li bir çocuğun en belirgin özelliği, kendisini durduramaması, düşünmeden her an hareket halinde olmasıdır. Çocuk sanki üzerine yüklenmiş fazla enerjiden kurtulmak istercesine; sürekli bir şey yapma, ayağa kalkma, havaya zıplama, birilerine sataşma veya oturduğu yerde elleriyle, ayaklarıyla hareket etme ihtiyacı hisseder. Hiperaktivite diye bahsedilen rahatsızlık iste budur. Yoksa çocuğun masum koşuşturmacasına ve annesini yormasına DEHB denmez.
Bununla birlikte DEHB’li çocukların dikkati dağınıktır. Örneğin, 6 yasındaki çocuk (normal şartlar altında) dikkatini dağıtmadan 20 dakika kendini bir konuya odaklayabildiği halde, hiperaktiflerbunu başaramaz. Bir konuya odaklanmak istese de her an dikkati dağılır. Ya etraftaki bir şeylere yönelir ya aklına gelenleri yapmak
için bulunduğu ortamdan uzaklaşır ya da konuyla ilgisi olmayan aklındaki başka bir soruyu sorar.
Ancak burada dikkat edilecek bir püf noktası vardır. Çocuklar bazı dersleri (konuları) sevmeyebilir. Öğretmen-anne-baba çocuğun seviyesine inemediği için öğrenci kendini o derse (konuya) veremeyebilir. Bunları DEHB belirtisi olarak kabul etmemek gerekir. Böyle bir durumun sebebi çocuğun rahatsızlığı değil, eğiticinin yetersizliğidir.
DEHB’Iİ çocuklar hırçındır, başkalarıyla uyumsuzdur, çevresindekilere sataşma ve her an herkesle kavga edebilme potansiyeline sahiptir. Etrafındakilere verdiği zarardan dolayı da arkadaş edinmekte zorluk çekerler. Yalnızlıkları onları daha da hırçınlaştırır.
DEHB nasıl oluşur?
Bir çocukta DEHB oluşmasının dört temel sebebi vardır. Birincisi annenin hamileliği sırasında yaşadığı olaylardır. Çocuğun 2.500 gramdan daha az kiloyla doğması,hamileliğin 32 haftadan az sürmesi, anne adayının sigara-alkol kullanması ve ana rahminin fonksiyonlarını tam yerine getirememesi doğacak çocuğun DEHB’li doğma olasılığını bilimsel açıdan artırır.
ikinci olarak çocuğun doğduktan sonra kuralları olmayan, düzensiz bir ailede yetişmesi, orada kendini değersiz hissetmesi, statüsünü bulamaması gibi durumlar DEHB davranış sapmasına neden olur. Tüm bunlara ek olarak çocuğun erken yaslarda televizyon, bilgisayar ve bunların türevi tanışmış olması da riski artıran etmenler arasındadır.
Üçüncü etken çocukların tükettiği gıdalarla ilgilidir. Özellikle katkı maddeli, dondurulmuş gıdalar, hormonlu yiyeceklerin de DEHB’ye sebep olduğu bilinmektedir.
Dördüncü olarak DEHB’li çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki bu rahatsızlığın bir kısmı da genler vasıtasıyla anne-babadan çocuğa aktarılıyor. Ebeveynlerden biri hiperaktifse büyük ihtimalle çocuk da DEHB oluyor.
DEHB’nin tedavisi var mıdır?
DEHB’nin tedavisi vardır. Ancak ailelerin tercih edeceği yöntem burada çok önemlidir. Birçok veli hem kolaylığı hem de bazı doktorların yanlış yönlendirmesi yüzünden ilaçla tedaviyi seçer.
Bu yüzden Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu teşhisi konmuş ilköğretim çağındaki on binlerce çocuk, gereksiz yere uyarıcı ve antidepresan ilaçlar kullanmaktadır. “Gereksiz yere” diyorum, çünkü DEHB’nin aslında tam bir teşhisi yoktur.Uzmanlar bu konuda daha çok ihtimal hesapları üzerine kanaat bildirirler.
Yerinde duramayan bu çocuklara genellikle uyarıcı özelliğe sahip, kokain gibi tesir eden ve kırmızı reçeteyle satılan ilaçlar verilir. Bunlar çocuğu uyuşturup sakinleştirir. Avrupa ülkelerindeki hekimlerin çoğu, çocuklara verilen bu uyuşturucu türevi ilaçların bağımlılık yaptığını ve etik olmadığını söyleyerek kullanımını da doğru bulmaz.
Türkiye’de ise konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmayan aileler ve ihtiyatsız davranan uzmanlar sayesinde oldukça zararlı bu ilaçlar rahatlıkla ve yaygın şekilde kullanılmaktadır.
Son bir tavsiye
Çocuklarında hiperaktivite özellikleri gören ve ya tahmin eden anne-babalar sofralarına koydukları gıdalara söyle bir göz atsın. Zira “teknoloji gıdası” olarak adlandırdığımız suni yiyecekler kimyasal yöntemlerle dondurulmuş veya konserve edilmiş ürünler birçok katkı maddesi (E kodlu) içeriyor. Aynı zamanda suni tat (monosodyum glutamat vb.) ve koku verilmiş cips, şekerleme gibi abur cuburlar, kimyasal boyalarla renklendirilip gaz ilave edilmiş içecekler de çocuklarda hiperaktivite ve benzeri rahatsızlıkları tetikliyor.
