Kan Nakli Nedir ?

By | 20 Şubat 2015

Kan Nakli Nedir ?Kan Nakli Nedir ?

Allah, size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’ın adından başka bir adın anıldığı yiyeceği haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, bir arzu ve iştah duymamak ve zaruri ihtiyacının üstüne çıkmamak şartıyla yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur.
Bakara Suresi 173
Peygamberimiz (s.a.v.) kıyamet alamatlerini anlatırken 4 fitnenin zuhur edeceğini ve bunların ilkinin kan olacağını buyurduktan sonra, ikinci ve üçüncü fitneyi söylerken de önce kanı tekrarlayarak önemine dikkat çekiyor: Dört fitne olacak. Kan mübah kılınacak. Kan ve mal mübah kılınacak. Kan, mal ve ırz mübah kılınacak ve dördüncü ise Deccal fitnesi olacaktır.” Bu hadis-i şerifte geçen “kan”, kan dökmek şeklinde anlaşılsa da anlamı
daha geniştir. Kan dökmek zamanımızda olduğu gibi her devirde yaşanan bir olaydır. Ancak geçmişe göre bugün farklı olan, kan alıp vermenin yaygınlaşmış olmasıdır. Ulusal ve uluslararası kan bankaları aracılığıyla dünya insanları kan bağı ile birbirine bağlanmış durumdadır.
Halbuki bütün ilmihallerin temizlik bölümüne baktığımızda kanın “galiz necasetler” (büyük pislikler) arasında yer aldığını görürüz: “İnsanın vücudundan çıkan ve abdest almayı gerektiren her şey galiz necasettir: ters, sidik, mezi, meni, vedi, kan, irin, sarı su, ağız dolusu kusmuk, hayız, nifas ve istihaza kanları gibi.” (İslam İlmihali, A. Fikri Yavuz) Kan hiçbir şekilde kullanılmaz, hatta köpeğe bile yedirilmez, sadece toprağa gömülür. Peygamberimiz (s.a.v.) “Şu dört şeyi toprağa gömün: Kanı, tırnakları, saçlan, bebeğin göbek bağıyla eşini.” buyurmuştur.
Ayrıca Bakara Suresi 173. Ayet-i Kerime’de Allah, kanı haramların ara¬sında zikretmiş, fakat zaruret halinde ölmeyecek kadar kan yemeye izin vermiştir. Bu ayete dayanarak alimler “Kan gibi vücudun yenileyebileceği dokular canlı bir insandan diğerine nakledilebilir” şeklinde fetva vermiştir. Bugünkü ilahiyatçılar kanın ağızdan alınmasıyla damardan alınması arasındaki farkı bilmediği için böyle bir fetva verebilmektedir. Bu farkı anlamak için sindirimin dört safhada gerçekleştiğini ve helal lokmanın önemini hatırlamak gerekir. 18 bin âlemdeki canlı-cansız bütün varlıklar devamlı ve zorunlu olarak Allah’ı zikreder. Yalnızca insan, Allah’ı zikretme konusunda kendi iradesine bırakılmıştır. Ancak vücudundaki bütün hücreler varlığını sürdürmek için 18 bin alemdeki bütün varlıklar gibi devamlı zikretmeye mecburdur. Mesela kalbin “Allah, AlIah”, akciğerlerin “Haay, Huu” şeklindeki zikri dursa kaçınılmaz olarak ölüm gerçekleşir,- değişime uğrasa karakter de değişir, hastalıklar ortaya çıkar.
Ağza alınan her bir lokma dört sindirim safhasından geçer. İlk sindirim ağız, mide ve bağırsaklarda, ikinci sindirim karaciğerde, üçüncü sindirim kanda, dördüncü sindirim hücrelerde gerçekleşir.
Her bir yiyecek ilk üç sindirim sürecinde parçalanarak en tehlikeli zararlardan arınır ve dördüncü sindirime (hücrelere) mümkün olduğu kadar temizlenerek ulaşır. Her yediğimizden, dördüncü sindirimde (hücrelerdeki mitokondrilerde) elektromanyetik dalgalar (enerji) üretilir. İslam’da buna hücrenin zikri denir. Lokma helal ise hücrelerin zikri desteklenir, helal değilse hücrelerin zikrini değiştirir.
Şimdi haram lokmanın seyrini takip edelim: Allah, zorunlu durumlarda kanı ağızdan, yani birinci sindirim yoluyla almaya izin vermiştir, çünkü ağızdan alınan kan ayette verilen izne uygun olarak az miktarda alınsa, alınan kanın DNA’sı, ilk iki sindirimde, monomerik bileşenlerine kadar parçalanarak vericinin genetik özelliklerini kaybeder.
Kan birinci ve ikinci sindirim safhalarını atlayarak, doğrudan kana, yani üçüncü sindirime verildiğinde kandaki genetik materyal vericiye ait bütün genetik özellikleri taşıyarak alıcının hücrelerine ulaşır ve alıcının genomuna karışır. Yani kan almak bildiğimiz GMO (Genetik modifiye organizma) oluşumuna sebep olabilir. (“Bağışıklık Sistemi” ve “Kök Hücre” bölümüne bakınız.) Vericinin fiziksel ve ruhsal özellikleri alıcıyla beraber nesline de geçer.
“Bir kimse haram kana dilinin ucuyla bile ortak olmuş olsa, kıyamet günü alnında “Bu adamın Allah’ın rahmetinden ümidi yoktur1′ diye yazılı halde gelir.” (İbn-i Abbas (r.a.)’dan, Ramuz el Ehadis).
Hem “haram”, hem “galiz necaset” olan bir şeyden hiçbir durumda şifa beklenemez.
Kan nakliyle ilgili bir örnek çok dikkat çekicidir: Bir kadına ameliyat sırasında kan verilmiş, kadın uyandıktan sonra, hayatında hiç sigara içmediği halde, şiddetle ‘Kısa Marlboro’ sigarası içmek istemiştir. Araştırıldığında kendisine kan veren dayısının ‘Kısa Marlboro’ tiryakisi olduğu görülmüştür. Kadın 15 yıldır bu istekle mücadele etmektedir. Tabii ki kadına dayısının başka özellikleri de geçmiştir. Bu özelliklerden bazısı bizzat kadının kendinde, bazısı da neslinde görünür. Örnekteki kadın kendi dayısının kanını almıştır. Fakat genel olarak hastaya kan bankasından temin edilen, vericisini asla bilemeyeceği herhangi bir kan verilmektedir. Bu kan sadece fiziksel değil, manevi tehlikeler de barındırır. (“Zihin Kontrolü” ve “Hacamat” bölümüne bakınız.)