İnsanların Arasını Bulma

By | 1 Ağustos 2019

“Yardımlaşmayı, iyi ve yararlı davranışları ve insan­ların arasını düzeltmeyi öngören, bunları gerçekleştirme­ye çalışan kimselerin yaptığı toplantılar dışında gizli top­lanmaların pek çoğunda hayır yoktur.” (Nisa 114)

“Karşılıklı anlaşma en iyi yoldur….” (Nisa 128)

Öyle ise Allahtan korkunuz ve aranızı düzeltin (ara­nızda ki kardeşlik bağlarını canlı tutun)…” (Enfal 1)

“Bütün mü’minler kardeştir. O halde her ne zaman araları açılırsa kardeşlerinizin arasını düzeltin…” (Hucu- rat 10)

Ebu Hüreyre -Allah ondan razı olsun-‘den rivayete göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “İnsa­nın her bir eklemi için güneşin her çıkış gününde bir sadaka gerekir. Adâletle İki kişinin arasını bulmak bir sadakadır. Bir kimsenin bineğine binmesine yardımcı olmak veya yükünün binitine yüklenmesine yardımcı olmak da bir sadakadır. Güzel söz söylemek de bir sadakadır. Namaza giderken attığın her adım da bir sadakadır. Gelip geçenleri rahatsız eden şeyleri yoldan alıp atmakda bir sadakadır.” (Buhari, Sulh 11. Müslim, Zekat 56)

Ümmü Gülsüm binti Ukbe İbni Ebu Muayt -Allah ondan razı olsun-, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’i şöyle buyu­rurken dinledim, dedi:

“İnsanların arasını bulmak için hayırlı haber götüren veya hayırlı söz söyleyen kimse yalancı sayılmaz.” (Buhari, Sulh 2. Müslim, Birr 101)

Hz. Aişe -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Rasu­lullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün kapısının önünde birbiriyle kavga eden iki kişinin bağırdıklarını duydu. Borçlu kimse alacaklısından alacağının bir kısmını bağışlamasını ve kendisine uygun davranmasını istiyordu. Alacaklı ise: “Valla­hi yapmam.” diyordu.

Onların yanma çıkan Rasulullah sallallahu aleyhi vesel­lem: “Nerede o dinin iyilik kabul ettiği bir şeyi yapmayacağım diye yemin eden.” diye sordu. Alacaklı da:

‘Buradayım Ey Allah’ın Rasulu, o nasıl istiyorsa öyle ol­sun’, dedi. (Buhari, Sulh 10. Müslim, Müsakat 19)

Ebul Abbas Sehl İbni Sa’d es Saîdi -Allah ondan razı ol­sun- şöyle demiştir:

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Amr ibni Avf oğul­ları arasında bir kavga çıktığını duydu. Aralarını bulmak için bir grup sahabiyle beraber oraya gitti. Onları barıştırmakla meşgul iken ikindi namazı vakti gelmişti. Bu arada Bilal, Ebubekir -Allah onlardan razı olsun-‘e gelerek: Rasulullah sallal­lahu aleyhi vesellem gelemedi, namaz vakti de girdi, imam olup namazı kıldırır mısın? Diye sordu. Hz. Ebubekir’de: Peki, istersen kılalım, dedi. Bilal ezan okudu, Ebubekir de öne geçip tekbir aldı. Müslümanlar da ona uydular. Derken Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem çıkageldi, safların arasından öne geçti. Bunun üzerine cemaatte el çırpmaya başladılar. Ebube­kir namaz kılarken başını çevirip sağa sola bakmazdı. El çırp­ma işi çoğalınca bir de baktı ki Rasulullah yanında görüverdi. Rasulullah, yerinde dur diye işaret etti. Ebubekir de ellerini kaldırarak Allah’a hamdedip arka safa girinceye kadar geri gitti. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem öne geçerek nama­zı kıldırdı ve şöyle buyurdu:

“Ey insanlar size ne oldu ki el çırpmaya başladınız. El çırpmak kadınlara mahsustur. Namazda bir durumla karşıla­şan kimse Subhanallah desin. Çünkü teşbihi işiten imam dik­kat eder ve ona göre durumu düzeltir” Ebubekir’e dönerek.

“Ey Ebubekir, sana yerinde kal diye işaret ettiğim halde niçin namazı kıldırmadın?” diye sordu. Hz. Ebubekir:

-Ebu Kuhafe’nin oğluna Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in önüne geçip namaz kıldırmak yakışmazdı, diye ce­vap verdi. (Buhari, Ezan 48. Müslim, Salat 102)