Hışım Kin Doğurur

By | 5 Ağustos 2014

feraceler

Hışım Kin DoğururHışım Kin Doğurur
Bil ki, kızgınlığını bile bile yenenin diyaneti sağlam olur. Fakat âcizlik ve zaruretten dolayı kızgınlığını yenenin, o kızgınlık kalbinin etrafında dolaşır ve düğüm yapar. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: «Mü’min kindar olmaz» (3). Kin ise hışmın çocuğudur ve bundan sekiz âfet meydana gelir ve her biri dinin helakine sebep olur.
2 — Gürültü çıkarır, ona bir belâ gelmesini ister ve bunu izhar eder.
3 — Onunla konuşmaz, selâm vermez ve selâmını almaz.
4 — Ona, hakaret ve aşağılık gözü ile bakar.
5 — Gıybet, yalan, fuhuş sözler söyleri gizli şeylerini duyurup ona dil uzatır.
6 — Onunla alay eder ve eğlenir.
7 — Hakkını vermekte kusur eder, sılai rahim yapmaz, ondan aldığını vermez ve ondan helâllik dilemez.
8 — Her fırsatta onu döver ve üzer. Başkası dövse veya üzse mâni olmaz, hattâ beğenir.
0 hâlde her işinde dinin hükümleri galib olan kimse, içinde günah olan bir şey yapmasa da, diğerine ihsan etmekten elini çekse, ona yumuşak davranmasa, işlerine yardım etmese, ona duâ ve senâ etmese, bütün bunların sevabından mahrum kalır. Noksan olur. Ebû Bekir’in (radıyallahü anh) akrabası olan Mistah, Hazreti Âişe’ye (radıyallahü anhâ) yapılan iftira hâdisesinde, Âişe için (ra dıyallahü anhâ) söz söyledi. Ebû Bekir (radıyallahü anh) ona nafaka verirdi. Vazgeçti ve vermeyeceğine yemin etti. Bunun üzerine, «Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar, akrabasına, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere vermelerinde kusur etmesin. Allah’ın sizi yarlığamasım sevmez misiniz? Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir» 0), âyeti kerimesi indi. Ebû Bekir (radıyallahü anh), «Vallahi onu seviyorum», deyip gizlice nafakasını verdi. O hâlde birbirine kin tutanlarda üç şey bulunmalıdır: Hışım Kin Doğurur
1 — Kendisi ile mücâhede edip, ona iyilik etmeli ve daha yakın olmalıdır. Bu sıddikların derecesidir
2 — İyilik yapmasa da kötülük yapmayı da câiz görmez ve yapmaz. Bu da zâhidlerin ve sâlihlerin derecesidir.
3 — Kötülük ve fenalık yapar. Bu ise fâsıklann ve zalimlerin derecesidir.
Sana kötülük yapana, iyilik yapmandan daha büyük fazilet yoktur. Bunu yapamazsan, bari kötülük yapanı afvet. Çünkü afvın da fazileti büyük ve çoktur. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Üç şey vardır ki, onlara yemin edebilirim! Sadaka vermekle mal hiç eksilmez. Bir kimseyi afvedene Allahü Teâlâ kıyamette elbette daha çok verir. İsteme ve dilenme kapısını kendine açmayanlara, Allahü Teâlâ fakirlik kapısını açmaz» 0). Hazreti Âişe (radıyallahü anhâ) buyurur: «Resûlullah’m (sallâllahü aleyhi
V0 sellem) kendisi için bir kimseye kızdığını görmedim. Fakat Allahü Teâlâ’nm hakkına ve şeriata saldırır ve geçerlerse kızmasma nihayet yok idi. iki şey arasında muhayyer bırakılsaydı, insanlara kolay geleni seçerdi. Ancak günah olursa, böyle yapmazdı». Ukbe ibn Amir (radıyallahü anh) buyurur: «Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) elimi tuttu ve «Dünya ve âhirette en iyi ahlâkın ne olduğunu sana bildireyim mi?» buyurdu. «Bildiriniz, yâ Resûlallah», dedim. Buyurdu ki: «Senden kim kesilirse, ayrılırsa, sen ona yaklaş, ondan ayrılma; sana bir şey vermeyene, elinden gelirse sen ihsanda bulun; sana zulmedeni afvet». Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Mûsa aleyhisselâm dedi ki, yâ Rabbil Kullarından senin indinde en aziz ve kıymetli hangisidir? Kuvveti olduğu hâlde afvedendir, buyurdu» (*). Yine buyurdu: «Kendine zulüm edene
bedduâ edenin, ondaki hakkı bâtıl olur». Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) Mekke’yi alınca Kureyşlilere hâkim oldu. Kureyş liler kendisine çok eziyet etmişlerdi. Korkuyorlardı ve canlarından ümidlerini kesmiş bulunuyorlardı. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) mübarek eliyle Kabe’nin kapısını tutup, «Allah birdir. Ortağı yoktur. Verdiği söz çıktı, kuluna yardım etti. Düşmanlarını mahveyledi. Ne bekliyorsunuz, ne diyorsunuz?» buyurdu. «Biz ne diyelim, bugün kudret sende, emir sehdedir», dediler. «Yûsuf (aleyhisselâm) da: Size, dedi, bugün hiçbir başa kakma ve ayıblama yok. Sizi Allah afveylesin. O, esirgeyicilerden daha esirgeyicidir, (J) deyip hepsini emin eylediği gibi yapıyorum» (3), buyurdu.
Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Kıyamet
günü seslenirler: Kalkınız, her kim afvettiyse karşılığı Allahü Teâ lâ’dır. Binlerce insan kalkar ve lıesabsız Cennete girerler. Çünkü erkekleri ve kadınları afvetmişlerdir». Muâviye (radıyallahü anh) buyurdu: «Kızınca sabrediniz, fırsat bulursunuz. Fırsat bulup, gücünüz de var ise, afvediniz». Cinayet işlemiş birini Hişâm’ın huzuruna getirdiler. Kendi delillerini söylemeye başladı. Hişâm, «Benim yanımda kendini savunacak mısın?», dedi. «O gün herkes, (ancak) kendisi (nin halâsı) için uğraşacak, herkes ne yaptıysa (onun kargılığı) kendisine eksiksiz verilecek, onlar aslâ haksızlığa uğratılma yacaklardır» ( ), âyetini okudu. Kendi özürünü beyan etmek için Allahü Teâlâ’nm huzurunda uğraşılacaktır da, senin huzurunda niye öyle olmasın?» dedi. «Söyle bakalım, ne söyleyeceksin» dedi. İbn Mes’ûd’un (radıyallahü anh) bir şeyini çaldılar. İnsanlar hırsıca lânet etmeye başladılar. O ise Kâbe’yo gidip, «Yâ Rabbi! Aldığı şeyi bir işinde kullanacaksa, ona mübârek olsun. Eğer onunla günah işleyecekse, günahı ona olsun», dedi. Fudayl (rahmetullahi aleyh) buyurur: «Tavâf ederken bir adam gördüm. Altınlarım çalmışlardı. Ağlıyordu. «Altın için mi ağlıyorsun?» dedim. Hayır, kıyamet günü onun iyiliklerinin bana verileceğini ve hiçbir özür bulamayacağını düşündüm. Ona acıdığımdan ağlıyordum, dedi». Incil’de yazılıdır ki; kendine zulmeden için mağfiret dileyenden şeytan ümidini keser. O hâlde gazablanınca, afvetmeli ve kızdığını hissettirmemek için ona güzel davranmalıdır. Hışım Kin Doğurur Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Yâ Âişe, her kime rıfkdan (kızmayıp, yumuşak huyluluktan) nasib verdilerse, din ve dünyadan payını aldı demektin her kimi rıfkdan mahrum ettilerse, din ve dünya iyiliğinden mahrum kaldı» 0). Yine buyurdu: «Allahü Teâlâ refiktik. Refik olanı sever. Rıfk ile verdiğini, sertlikle vermez» (2). Âişe (radıyallahü anhâ) buyurur: «Her işde rıfkı gözetiniz. Çünkü nfkın bulunduğu her iş rahat olur. Hangi işten nfk kesilirse, o iş zorluk ve meşakkatle yapılır».