Hased Ve Âfetleri
Bil ki, kızgınlıktan kin, kinden de hased doğar. Hased insanı helâk eden şeylerdendir. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Hased iyi amelleri yok eder» (3). Yine buyurdu: «Üç şey vardır ki, insanlar onlardan kurtulamazı Sûi zan, teşe’üm ve hased. Bunların ilâcının ne olduğunu size öğreteyimı Sûi zan ettiğin zaman kendine hakikattir deme ve üzerinde durma. Teşe’üme aldırış etmesin, hased meydana gelince dilini ve elini onunla uğraşmaktan koru» (4). Yine buyurdu: «Birçok ümmetlerin helâk oldukları iş, sizin aranızda görünmeye başladı. O ise, hased, düşmanlık, çekeme mezliktir. Muhammed’in (aleyhisselâm) canı kudret elinde olan Allahü Teâlâ’ya yemin ederim ki, imanınız olmazsa Cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe imanınız olmaz. Bunun ne, ile elde edildiğini size bildireyimı Birbirinize yüksek sesle selâm veriniz» (*). Mûsa (aleyhisselâm) buyurur: «Arş’ın gölgesinde bir kimse gördüm. Kim olduğunu sordum. O Allahü Teâlâ’nm indinde aziz bir kimsedir, o hiçbir zaman hased etmedi, anasına babasına âsi olmadı ve nemmamlık yapmadı, dediler». Zekeriyya aleyhisselâm buyurur: «Allahü Teâlâ buyuruyor ki: Hased edici benim nimetime düşmandır. Benim kazftma kızıyor. Kullarım arasında ettiğim taksimi beğenmiyor». Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyuur; Altı sınıf kimse altı günahla hesabsız Cehenneme giren Sultanlar zulüm yapmakla, Arap taassupla, mal sanınlen kibirle, tüccarlar hıyanetle, köylüler canıllıkle, alimler hasedie» l1). Enes (ra dıyaiiahü anh) buyurur: «Bir gün Kesülullah ın laleyhisselam) huzurunda oturuyordum. «Şu anda Cennetlik bir kimse İçeri girer», buyurdu. Ensaroan birisi geldi; nalinleri sol elinde asılmış, sakalından su damlıyordu. Yeni abdest almıştı. Ertesi gün yine böyle buyurdu. Yine aynı zât içeri girdi. Uç gün böyle devam etti. Abdullah İbn Amr İbn As (radıyallahü anhümâ) o kimsenin amelinin ne olduğunu öğrenmek istedi. Yanına gidip, «Bacamla kavga ettim, üç gece sizin yanınızda kalmak istiyorum», dedi. «Olur», dedi. Uç gece onun ameline dikkat etti. Yatarken Allahü Teâlâ’yı hatırlamaktan başka bir şey görmedi. Sonra o zâta, «Ben babamla kavga etmedim. Fakat Resûlullah’dan şöyle şöyle duydum. Amelini öğrenmek İstedim».Hased Ve Âfetleri «Benim yaptığım, işte bu gördüğündür», dedi. Abdullah giderken, «Bir şey daha var», dedi: «Aslâ hiç kimseye hiçbir şey için hased etmedim». Bunun üzerine, «Bu ohun, yâni o hâlinizin derecesidir», dedi. Avn İbn Abdullah meliklerden birine nasihat etti ve dedi ki: «Kibirden uzak ol. Çünkü bundan önce işlenen bütün günahlar kibirden dolayı idi. Zira iblis kibirden dolayı secde etmedi. Hırsından uzak ol. Çünkü Adem aleyhisselâmı Cennet’ten hırs çıkardı. Hasedden uzak ol. Çünkü haksız yere dökülen ilk kan hased dendi. Adem aleyhlsselâmın oğlu, kardeşini bu yüzden öldürdü. Allahü Teâlâ’nın temiz sıfatlarından yahut Ashâbı kirâmm sözlerinden konuşulursa, sus ve dilini fuzûll şeylerden koru». Bekir İbn Abdullah diyor ki: «Bir padişahın yanında bir adam vardı. Her gün’ kalkar ve padişaha, «İyilik yapanlara iyilik yap. Çünkü kötülük yapanlara kendi kötülükleri yetişir», derdi. Padişah bunun İçin onu aziz tutardı. Biri ona hased etti ve padişaha, «O diyor ki, padişahın ağzı fena kokuyor», dedi. «Buna delilin var mı?», dedi. «Onu yanına çağırdığın zaman eliyle burnunu tutuyor ve koku almıyor», dedi. Sonra geldi ve o adamı evine götürdü. İçinde sarmısak olan bir yer mek yedirdi. Padişah çağırınca, elini ağzına getirdi. Padişah o adamın doğru söylediğini sandı. Padişahların âdetlerlndendlr ki, mükâfat ve mücâzat beratını kendi elleri ile yazarlar, mühürleyip verirlerdi. Mücâzat Icezal beratını yazdı, mühürledi ve ona verdi. O, mükâfat beratı olduğunu sandı. Dışarı çıkınca, o hased eden orada idi. Bekliyor ve isin sonunu gözetiyordu. Elinde beratla çıkınca, «O nedir?», dedi. «Mükâfat beratıdır», dedi. «Aramızda ekmek ve tuz hakkı vardır. Bana ver», dedi. «Verdim», dedi. Hased Ve Âfetleri Aldı ve me’murun yanma götürdü. Me’mur kâğıdı açınca, «Senin öldürüleceğini ve de rinin yüzüleceğini yazıyor, dedi. Hased eden adam, «Allah Allah, bu başkası hakkında yazılmıştır, padişahın yanına bir kere daha gideyim», dedi. Me mur, «Padişah emrinde dönüş olmaz», dedi ve onu öldürdü. Ertesi gün aynı adam padişahın huzuruna çıktı ve aynı sözü söyledi. Padişah şaşırdı ve «Kâğıdı ne yaptın?», dedi. «Filân kimse benden istedi, ona hediye ettim», dedi. Padişah dedi ki: «O senin için, benim hakkımda şöyle şöyle söylemişsin», dedi. «Hayır söylemedim», dedi. «Elini niye ağzına getirdin?», dedi. «O adam bana sarımsak yedirmişti de onun için», dedi. Padişah, «Aynı sözü söylemeye her gün devam et», dedi. Tekrar söyledi ki: «Kötü kimselere kötülükleri yetişir. Padişah, hased eden ve beni kabahatsiz bir kimsenin ölümüne sebep olacak şekilde sûi zan ettirenin ölmesi iyi oldu», dedi. İbn Şirin (rahmetullahi aleyh) buyuruyor: «Dünyada hiç kimseye hased etmedim. Kendime, eğer Cennetliklerden olursam, ha sedle elde edeceğim nimetin değeri ne olur? Yok eğer, Allah korusun, Cehennemliklerden olursam bütün dünya benim olsa ne faydası olur? derdim». Hasanı Basri’den (Rahmetullahi aleyh) sordular ki: «Mü’min hased eder mi?». «Yakub aleyhisselârhın oğullarını unuttunuz mu? Eder. Fakat kalbden incinir ve dışarıya aksettir mezse zararı olmaz», buyurdu. Ebû’dDerdâ (radıyallahü anh) buyurur: «Ölümü çok hatırlayanda ne neş’e olur ne de hased».


