Hayatını Sünnete Odaklamış Bir Gönül İnsanı

By | 1 Ağustos 2019

Mekke’den gelinecek olursa Zâhir’i geçtikten sonra Şüheda denilen mıntıkada sol taraftaki tepenin eteklerinde bir mezarlık vardır. Bu mezarlığın hemen karşısındaki evin bahçesinde büyük bir sahabi yatıyor. İslam âlimleri bu sahabi için, “Abdullah bin Ömer denildi mi herkes onun kim olduğunu bilirdi. Çünkü o, Efendimiz’in(sas) sünnet
çizgisinden hiçbir zaman çıkmayan Hz. Ömer’in oğlu Abdullah idi.” demektedirler. Evet, Hz. Ömer’in(ra) birçok oğlu vardı ama Ömer’in oğlu denilince akla hemen o geliyordu. Efendimiz’i(sas) titizlikle izlemiş, sözlerini, hareketlerini bir bir takip ederek ileride dinin en önemli temsil ve tebliğcilerinden olacaktır.
Hayatında Efendimiz’i(sas> öyle takip etmiş, hal ve hareketlerini akima öyle bir yerleştirmiş ki, yaptığı hiçbir şey abes değil. Tamamen 0’nun(sas) gibi yaşamaya çalışmış.
Bir keresinde hac döneminde Arafat’ta bir taşın başında durur. Onu iyi tanıyanlar, “Abdullah, neden burada oturdun?” diye sorarlar.
O da, “Bilmiyorum ama Efendimiz(sas) Veda Haccı’nda burada bir süre oturmuştu,” der. Yine bir keresinde kervanla yolculuk yaparken kervanı durdurur ve bir ağacın altına gidip gelir. Yine sorarlar, “Bilmiyorum, ama bir keresinde Efendimiz buradan geçerken bu ağacın altına gidip gelmişti,” cevabını verir.
Peygamberimiz’in(sas) yaptıklarını hayatına ölçü kabul eden ve onları tatbik etmekten bir an geri durmayan bu güzel insan sırf Efendimiz(sas) altında oturdu diye Medine’deki Akîk Vadisi’nde bulunan bir semure ağacını ömrü boyunca sulamıştı. Ne zaman Medine’den Mekke’ye gelecek olsa, önce Bi’r-i Tuva’ya uğrar, orada boy abdesti alır ve sonra şehre girerdi. Çünkü Efendimiz(sas) de aynısını yapmıştı.
Abdullah bin Ömer’in kabrini ziyaret esnasında onun vefat anı geliyor gözlerimizin önüne. Vefatı öncesinde artık ne konuşabilmekte ne de vücut uzuvlarını hareket ettirebilmektedir. Bu sırada yanındakiler kendisine abdest aldırırlar. Fakat o huzursuzdur. Bir derdi vardır fakat yanındakiler anlayamaz. O sırada dışarıdan içeriye biri girer. Gelen kişi Abdullah bin Ömer’i çok iyi tanıyan bir arkadaşı olduğu için içeridekiler çaresizlik içinde, “Bir şeyler anlatmak istiyor fakat anlamıyoruz,” der. Yeni giren kişi, “Siz az önce kendisine ne yaptınız?” diye sorar. “Abdest aldırdık,” cevabını verirler. “Peki kulağına meshetmiş miydiniz?” diyerek ikinci bir soru sorar oradakilere, “Hayır,” cevabını alınca, “Siz onu tanımıyor musunuz? O, hayatı boyunca Efendimiz’in sünnet çizgisinden bir nebze olsun sapmamıştı,” diyerek kulaklarına da meshedilmesini ister. Ancak ondan sonra rahatlar İbni Ömer Hazretleri. Daha sonra da tebessüm ederek vefat eder.