Günahtan Korkmanın Fazileti

By | 24 Temmuz 2014

feraceler

 

namazzİnsanı günahlardan sakındıran en büyük engel Allah korkusudur. O’nun haşmetinden, intikam ve öfkesinden sakınmaktır. Nitekim Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah’ın buyruklarına karşı gelenler uğratılacak fitne ve elim azabtan sakınsınlar.” (Nur/63)

Rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v.) vefat etmek üzere olan bir gencin yanına vararak:

“— Kendini nasıl hissediyorsun?” diye sordu.

Genç:

Korktuğum günahlarımdan Allah’a sığınıyorum. Allah’a güveniyo­rum” dedi.

Rasûlüllah (s.a.v.):

“— Bir kulun kalbinde böyle iki duygu bir araya gelirse muhakkak Al­lah korktuğundan emin kılar ve diğerini ona bağışlar.”

Vehb İbni Vird (k.s.) dedi ki:

Hz. İsa (a.s.) demiştir ki:

“Cennet sevgisi, cehennem korkusu belalara karşı sabır ve tahammülü öğretir. Kişiyi dünyanın şehevi isteklerinden ve günahlarından kaçmasını öğretir.”

Haşan Basri (k.s.) dedi ki:

“Sizden önce öyle ümmetler geçti ki, çakıl taşları sayısınca, altın tasad- duk etmeleri halinde bile günahlardan kaçmalarına rağmen günahlarının çokluğundan kurtulmama ihtimalini hissederlerdi. (Bunlar günahları gözle­rinde büyük görürlerdi).

Rasûlüllah (s.a.v.) buyurdu ki:

“Benim işittiğimi işitiyor musun? Gök figân ediyor. Figân etmeye de hakkı vardır. Allah’a yemin olsun ki, gökte her dört parmak genişliğinde, melekler Allah’a secde, kıyam, rüku ediyorlar. Şayet benim bildiklerimi bil­seydiniz çok ağlar, az gülerdiniz. Dağlara çıkarak onun gücünün azametin­den, intikamının şiddetinden O’na yalvarır yine O’na sığınırdınız!”

Rasûlüllah (s.a.v.) buyurdu ki:

“Şayet Allah’ın azabının şiddetini bilseydiniz, kendinizi cehennemden emin hissetmezdiniz.”

Buhari ve Müslim’de yazıldığına göre, Rasûlüllah (s.a.v.) şu ayeti oku­duktan sonra:

“Önce yakın olan akrabalarını uyar.” (Şuara/214) Şöyle buyurdu: “Ey Kureyşliler, kendinizi Allah’ın azabından kurtarınız ben sizi kurtara­mam.”

Ey Abdi Menafoğulları, “kendinizi kurtarmaya çalışınız, ben sizleri kurtaramam. Ey peygamberin amcası Abbas, ben seni kurtaramam. Ey pey­gamberin halası Safiyye, ben seni kurtaramam, ey Muhammed’in kızı Fatı- ma ne istiyorsan vereyim ama seni kurtaramam.”

Hz. Aişe:

“Rablerinin huzuruna döneceklerinden yürekleri korku ile çarpa­rak, Allah’a dönerler.” (Mü’minun/60) ayetini okuduktan sonra dedi ki: “Ey Allah’ın Elçisi, bir kişi, zina etmiş, hırsızlık yapmış, şarap içmiş olsa da­hi Allah’tan korkması mümkün mü?”

Rasûlüllah buyurdu ki:

“Hayır ey Ebubekir’in kızı o, namaz kılan, oruç tutan, sadaka veren ve bunları yapmasına rağmen kabul olup olmadığından korkan kimselerdir.”

İmam-ı Ahmed’in rivayet ettiğine göre:

Haşan Basri’ye dediler ki: “Ey Ebu Said, bazı kişiler Allah’ın rahmetin­den o kadar çok anlatıyorlar ki, neredeyse kalbimiz sevinçten uçacak, onla­rın toplandığı yerlerde nasıl davrandın?..”

Haşan Basrı:

“— Allah’a yeminle söylerim ki, size Allah korkusundan anlatmak su­retiyle güven verenlerle sohbet etmeniz, durmadan Allah’ın rahmetini anlatıp size güven verenlerle sohbet etmenizden daha hayırlıdır.”

Hz. Ali’nin torunu Zeynel Abidin (r.a.) abdest aldıktan sonra ürperdi. Ona bu ürpermenin sebebini sordular. Şöyle cevap verdi:

“Kime ibadet edip ve kime münacatta bulunacağımı bilmiyor musu­nuz?”

İmam.ı Ahmed İbni Hanbel dedi ki:

“Allah korkusu, beni yemekten, içmekten alıkoyuyor ve iştahımı da kesti.”

Buharı ve Müslim Rasûlüllah (s.a.v.)’den şöyle rivayet ettiler:

“Peygamber (s.a.v.) kimselerin olmadığı yerde, işlediği günahlardan dolayı tevbe edip gözyaşı dökenleri, kıyamet günü, hiçbir gölgenin olmadığı günde yanlızca arşın gölgesinde olacak yedi kişinin içinde saydı.”

İbni Abbas (r.a.) Rasûlüllah (s.a.v.)’tan şöyle rivayet etti:

“Geceleri Allah korkusuyla ağlayan gözleri ve Allah yolunda, düşmana karşı nöbet tutan kimsenin gözlerini Allah cehennem ateşinde yakmaz.”

Ebu Hureyre (r.a.) Rasûlüllah (s.a.v.)’tan şöyle rivayet etti:

“Kıyamet günü bütün gözler ağlar. Ancak. Allah’ın haram kıldığı şey­lere bakmayanın gözleri ve Allah yolunda cihad edip nöbet tutanın ve Allah korkusundan dolayı gözleri, sinek başı kadar olsa dahi yaşaranların gözleri istisnadır…”

Tirmizi sahih olarak, Hz. Ebu Hureyre (r.a.) senediyle Peygamber (s.a.v.)’den şöyle rivayet etti:

“Memeden çıkan süt memeye girmedikçe, Allah korkusundan yaşaran göz de cehenneme girmez. Allah yolunda cihad edenin tozlan cehennem du­manıyla birleşmez.”

Abdullah İbni Ömer ve İbni As (r.a.) şöyle dediler:

“Allah korkusundan bir damla göz yaşı akıtmak, bin dinar sadaka ver­mekten hayırlıdır.”

Avn İbni Abdullah (r.a.) dedi ki:

“İşittiğime göre, Allah korkusundan akan gözyaşlarının değdiği yerlere cehennem ateşi değmez.”

Rivayet edildiğine göre “Peygamber (s.a.v.) Allah korkusuyla ağladığı zaman, göğsünde ateşte kaynamakta olan bir tencerenin çıkardığı ses işitilir­di.”

Kindi (k.s.) dedi ki:

“Allah korkusuyla akıtılan bir damla göz yaşı nice denizler kadar ce­hennem ateşini söndürür.”

İbni Simak (k.s.); Nefsini hor görüp azarlıyarak şöyle derdi:

“Zahidler gibi konuşorsun, münafıklar gibi amel ediyorsun, bunlarla cennete girmeyi istiyorsun. Cennet senin tinetinde olanlar için değildir. Hele senin gibi amelleri olanların yeri hiç değil…”

Süfyan-ı Sevri (k.s.) dedi ki:

Biıgün Caferi Sadık’a gidip dedim ki, “ey Allah’ın Rasûlünün torunu bana nasihat et!”

“Ey Süfyan, yalancılıkta kişilik, hasetçide huzur yoktur. Zayıfta dost, kötü kişide yücelik yoktur.”

Dedim ki:

“— Ey Allah Rasûlünün torunu, devam et!”

Buyurdu ki:

“— Ey Süfyan, Allah’ın haram kıldığı şeyleri yapmaya yaklaşma ki abid olasın, Allah’ın senin için koyduğu takdire razı ol ki müslüman olasın. Kim seninle sohbet etmek istiyorsa, onunla sohbet et ki mü’min olasın. Günahkârla sohbet etme ki, onun günahları sana bulaşmasın, Allah’tan kor­kanlarla istişare et!..”

Dedim ki:

“Ey Allah Rasûlünün torunu devam et” buyurdu ki:

“Kim mensup olduğu kabilenin dışında, izzet ve şeref sahibi olmak is­tiyorsa, Allah’a isyan etme zelilliğinden kendini kurtarsın, itaat etme şerefli­liğine ulaşmaya çalışsın!”

Dedim ki:

“— Ey Allah Rasûlünün torunu öğüt vermeye devam et!”

Buyurdu ki:

“— Babam bana üç öğüt verdi.”

1) Ey oğul, kötü ahlâklı kişilerle dostluk kuranlar huzura kavuşmaz.

2) Kötü yerlere girenler kötü olarak itham edilir.

3) Diline hakim olmayan devamlı pişman olur.

İbni Mübarek dedi ki:

“— Vehep İbni Fird’e sordum:

“— Allah’ın buyruklarına itaat etmeyen, günahkârlar ibadetlerini zev­kini alır mı?”

Vehep İbni Fird dedi ki:

“— Hayır, Allah’a isyan eden ve öyle niyeti olan kişi, ibadetlerin zev­kini alamazlar.”

Ebu Fereç İbn-i Cevzi (k.s.) dedi ki:

“Allah korkusu, heva ve hevesi şehevi istekleri yok edici bir ateştir. O halde Allah korkusunun fazileti, hevayî ve nefsî isteklerden korunması ile ölçülür. Allah korkusu nasıl faziletli olmasın! Zira, iffet, takva, nefsin kötü isteklerine uymama ve Allah’a yaklaşma, onun vesilesiyle gerçekleşir. En faziletli ameller onun sayesinde işlenir. Nitekim bunları bir çok ayet ve ha­dis teyit etmektedir.”

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hidayet, rahmet Allah’tan korkanlar içindir.” (Araf/l54)

“Allah’tan korkanlar, Allah’tan razıdırlar, Allah ta onlardan razı­dır.” (Beyyine/8)

“Şayet, gerçekten inanıyorsanız Allah’tan korkunuz.” (Ali İm- ran/175)

“Allah’tan korkanlar için iki cennet makamı hazırlatılmıştır.” (Rahman/46)

“Allah’tan korkanlar öğüt tutarlar.” (A’la sûresi/10)

“Allah’tan en çok alimler korkar.” (Fatır/28)

Daha nice ayetler ve hadis-i şerifler ilmin ve Allah’tan korkmanın fazi­letini anlatmaktadır.

İbni Ebi Dünya, Rasûlüllah (s.a.v.)’tan şu hadisi rivayet etti:

“Kuru ağacın yaprakları döküldüğü gibi, Allah korkusundan ürperen kişinin de günahları dökülür!”

Bir hadis-i kutsîde şöyle denildi:

“İzzetim hakkı için, kulumda iki korku ve iki umudu bir araya getir­mem. Dünyada benden korkmazsa ahirette onu korkuturum. Dünyada ben­den korkarsa, Ahirette ona güven veririm.”

Süleyman Darani (k.s.) dedi ki:

“Allah’tan korkusu olmayanın kalbi harapdır.”

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Hüsrana uğrayanların dışında kimse, Allah’ın azabından emin olmaz.”