Erkek tarafının, evleneceği hanımda aradığı dindarlık, güzellik, güzel ahlâk, soyluluk gibi şartları, kız tarafı da damat adayı için aramalıdır.
Kız tarafı, damat adayının dindar oluşuna çok dikkat etmelidir. Fasık bir kimse, saliha bir kadına denk olamaz. İçki içen, kumar oynayan, haramlardan sakınmayan bir erkek, hanımını mesut edemez. Böyle bir erkeğin olduğu bir yuvada huzur ve saadet olamaz. Bu bakımdan erkeğin İslâmî şuura sahip ve güzel ahlâklı oluşuna çok çok dikkat edilmelidir.
Erkekte nesep de aranır. Neseben aşağı bir mertebede bulunan bir erkek, şerif ve asil bir kadına küfüv olamaz.
Erkeğin mehri verecek, evin zarurî ihtiyaçlarını temin edecek bir mala sahip olup olmadığına bakılır. Ayrıca erkeğin, san’at, ticaret, ziraat veya memuriyet ve işçilik gibi bir vasıta ile maişetini tedarik edip etmediğine, evini en asgarî şartlarda geçindirebilecek bir işinin olup olmadığına bakılır. İşsiz, güçsüz, meslekî herhangi bir bilgisi olmayan, boşta gezen, onun bunun eline bakan erkeğin, hanımım mutlu etmesi, yuvada mutluluğu sağlaması mümkün değildir.
İyi Yetişmiş Olmalılar
Gerek erkek olsun, gerek hanım olsun her iki tarafın da yuva kurmadan önce evlilik hayatı için çok iyi yetişmiş olmaları gerekir. Çünkü erkek kadınla, kadın da erkekle şeref ve saadet bulacaktır. Erkeğin elbise ve örtüsü kadın, kadımn elbise ve örtüsü ise erkektir.
Rabbimiz meâlen şöyle buyurmaktadır:
“Onlar (kadınlar) sizin için günahtan koruyan bir elbise, siz de onlar için bir elbise hükmündesiniz.” (Bakara/187)
Bir tarladan iyi ürün alınması için, tarlanın münbit, bakımlı olması, gerek tarlayı ekerken, gerek ektikten sonra gerekli ihtimamın gösterilmesi gerekir. Aksi takdirde iyi mahsul alınamaz. İşte cemiyeti meydana getiren ailenin temelini teşkil eden karı ve koca da böyledir. Biri iyi olur diğeri iyi olmazsa; yani biri İslâm ahlâkı ve fazileti ile yetişmiş, diğeri yetişmemiş ve cahil ise, yahut onlardan meydana gelecek çocukların bakımı ve terbiyesi iyi yapılmazsa, onlar kendi haline bırakılırsa, böyle ailelerden meydana gelecek cemiyette huzurun temini çok zordur.
Hisle Hareket Edilmemeli
Evlilik çağı, ekseriyetle “gençlik devresi”dir. Gençlikte de his ve heyecan ağır basar. Oysa evlenirken hislerle değil, akılla hareket etmeli, kalbin, ruhun arzularını İslâmiyet ve akıl terazisiyle tartmalıdır.
Kızlar, kendilerini yalnızca gençlikleri ve güzellikleri için sevecek bir kocadan uzak durmalıdır. İslâmî şuurda olmayan ve hevesini ön planda tutan erkek, hanımına her zaman tahakküm edecek, hanımının dünyevî gençliğini sevecek, Allah esirgesin, hastalık, simadaki ve vücuttaki hafif bir arıza durumunda hemen nazarlarını başka kadınlara çevirecek, böylece hanımını devamlı azap ve sıkıntı içerisinde bırakacaktır. Bu bakımdan bilhassa kızlar, kendilerini tam anlayacak, ebediyete kadar sevecek dindar, ahlâklı, namuslu, dürüst bir koca adayını tercih etmeli, aksi takdirde geçici hevesin peşinde hayatlarını zindan edebilirler.
