Murakabe binasının üzerinde bulunduğu tepenin eteklerinde beyaz bir cami bulunmaktadır. Kubbeli yapısı ile dikkat çeken bu cami İslam’ın zuhurundan önceki dönemlere ait ilginç hatıraları bünyesinde barındırıyor. Çünkü Peygamber Efendimiz(sas) ile Hz. Hatice burada buluşuyorlardı. Bu mukaddes insanların şereflendirdiği bu mekânda yapılan dualara icabet edileceği düşünüldüğü için bu mevkiye İcâbe, buraya yaptırılan mescide de İcâbe Mescidi denmiş. Bugün yenilenmiş binasıyla beyaz, tek kubbeli bir yapıdır İcâbe Mescidi. Üzerinde 3 adet kitabe var. Bunlardan ilki Emevîlere, diğeri Osmanlı padişahı I. Ahmed’e ait olup sonuncusu da günümüzde konmuştur.Peygamber Efendimiz(sas), nübüvvetinden önceki dönemde artık Mekke’de duramaz. Yalnız kalabileceği yerler arar. Bu amaçla da sık sık Nur Dağı’na çıkıp, buradaki Hira Mağarasına çekilir. İlk zamanlar üç, beş gün ya da bir hafta burada kalırken, peygamberliğin gelmesine yakın zamanlarda artık birkaç ay dağdan inmediği olur. İşte bu uzun kalışlarında Hz. Hatice, Efendimiz(sas) için hazırladığı yiyecek torbasını yanma getirmek için yola çıkar, Efendimiz(sas) de dağdan aşağıya inerek burada buluşurlarmış.
Peygamberimiz(sas) azık almak için bile şehre girmek ve şehrin tozuna bulaşmak istemez. Zira 0(sas), kendisine verilecek son peygamberlik vazifesine hazırlanmaktadır.
Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın Arafat’ta, Cebel-i Rahme’de buluşmaları gibi Efendimiz’in(sas) de Hz. Hatice ile buluştukları bu yere oldukça değer verilmiş ve dua makamı haline gelmiştir. Burada el açıp uzun uzun dua ediyoruz. Dua ederken mescidin duvarında bulunan ve I. Ahmed’e ait olan kitabeyi inceliyoruz. Bu peygamber aşığı Osmanlı sultanı, hacca ya da umreye bir kez olsun gelemediği halde bu mescidin varlığından haberdar ve günümüzden tam 395 sene önce bu mescidi tamir ettirebiliyor. Halbuki bugün Türkiye’den gidip, “Ben 15 defa umre yaptım,” diyenlerin içinde bile bu mescidin varlığından habersiz pek çok insan var. Osmanlı’nm âlî-cenaplığı bizi bir kez daha hayret ve hayranlığa sevk ediyor.
