Ukbe mel’unu, Hazret-i Muhammed (S.A.V.)’e çok eziyet edenlerden birisiydi. Hatta namaz kılarken mübarek arkasına bir deve işkembesini koymuştu. Daha o zaman Peygamber (S.A.V.) onun ölümüne duada bulunmuştu. Bedir günü de kendini öldürttü. Abdullah bin Seleme (R. Anh) onu esir etmişti. Hazret-i Muhammed (S.A.V.) Arakul Tayyibe denilen yere gelinince Âsim bin Ebû Eflâh’a emretti:
— «Ukbe’nin boynunu vur!» dedi. Ukbe bir vâveylâ kopardı:
— «Bu kadar esir arasında benim boynumun vurulmasına sebep nedir?» dedi.
Peygamber (S.A.V.) de:
— «Allahü Teâlâ’ya ve Resulüne düşmanlığındır!» dedi. Ukbe:
— «Bana da ihsan eyle! Kavmine nasıl muamele yapıyorsan bana da o yolda muamele et! Eğer onları salıverirsen beni de salıver. Eğer, fidye biçersen, sen ne diliyorsan ödemeğe çalışırım!» dedi. Fakat Hazret-i Muhammed (S.A.V.) bu sözlere iltifat göstermedi:
— «Vurun başını!» diye işaret buyurdu. O:
— «Ya Muhammed, beni öldürüyorsun, amma küçük çocuklarıma kim kefil olur?» dedi. Peygamber (S.A.V.) de şu kısa cevabı buyurdu:
— «Cehennem âteşi!» Sonra Ebû Eflâh oğlu Asım’a emretti:
— «Buyruğuma uy yâ Âsim!» dedi. Asım hazır duruyordu. Ukbenin dalgın dalgın düşündüğü bir sırada bir kılıç çaldı. O habisin başını toprağa doğru uçurdu. Başın yerlerde sürüklendiğini görünce Hazret-i Muhammed (S.A.V.):
— «Ey Ukbe! Kötü, yaramaz bir kimseydin. Allah hakkı için senin gibi bir kâfirin öldürülmesini gördüm. Sen ki Hazret-i Allah’a ve Resulüne ve kitabına eza ederdin. Allah’a hamdolsun ki ölüne şahit oldum. Gözüm ruşen oldu.» dedi.
