Dinimizde Birden Fazla Evlilik Ne Zaman Olur?

By | 3 Şubat 2015

dinimizde-birden-fazla-evlilik-ne-zaman-olur    İslâmiyet her ne kadar birçok kadınla evlenmeye izin vermişse de, bir tek kadınla evlenmeyi esas olarak kabul etmiştir. Birden fazlasına müsaade ahlâkî ve sosyal zarureler haline tahsis edilmiştir.İslâm dinî Arabistan Yarımadasına yayıldığı sırada bir kısım Cahiliye âdetleri de bütün tesirleriyle hükmünü icra ediyordu.İslâmiyet bu âdetlerden bazılarını tamamen kaldırıyor, bazılarını insanların fıtratına uygun bir şekle getiriyordu. Bunlardan birisi de Cahiliye dönemindeki sınırsız kadınla evlenme meselesidir.İslâmiyet gelmeden önce Arap Yarımadasında erkekler sayıya bakmadan istedikleri kadar kadınla evlenebilirlerdi.

Kur’ân-ı Kerim bu kötü âdete bir sınırlama getirdi. En fazla dörde kadar evlenebileceğini açıkladı. Cenâb-ı Hak, “Eğer hanımlarınız arasında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, sadece bir tane ile yetinin” buyurdu. Böylece dörde kadar evliliği Kur’ân getirmedi. Ancak daha önce sınırsız olan âdedi sınırlandırdı. Meselâ, Giylan ismindeki bir sahabi, Müslüman olduğu zaman on hanımla evliydi. Müslüman olunca dörtten fazlasını boşadı.Dörde kadar kadınla evlenmeye müsaade veren âyet-i kerimenin iniş sebebi şöyle açıklanır.

Arap Yarımadasında baskınlar ve savaşlar sebebiyle birçok kız çocuğu yetim kalıyordu. İster istemez bir erkeğin himayesine sığınmak mecburiyetinde kalıyorlardı. Bu şekilde bir erkek, çok az mehir ödeyerek himayesine aldığı yetim kızların haklarım korumuş oluyordu.
İşte İslâmiyet, konulan esaslara uymak şartıyla erkeklerin birden fazla kadınla evlenebileceğini açıkladı. Özellikle erkeğin adalet noktasındaki eşitliğe uymasına dikkati çekti.İslâm her ne kadar birçok kadınla evlenmeye izin vermişse de, bir tek kadınla evlenmeyi esas olarak kabul eder. Birden fazlasına müsaade ise, ahlâkî ve birtakım sosyal zaruretler haline tahsis edilir.Bu durumda kadınlar arasında adaletin şart olduğu açıklanırken psikolojik eğilimlerde eşit davranmanın pek mümkün olmadığına dikkat çekilir:

“Ne kadar isteseniz de kadınlar arasında adaletli davranmaya güç yetiremezsiniz.”
Cenâb-ı Hak bir âyette adaleti emrederken, diğer âyette de insanların hanımları arasında adaleti gerçek mânâda gerçekleştiremeyeceklerini açıklar. Bu birden fazla kadınla zaruret olmaksızın evlenme ruhsatının imkânsız derecede dar tutulduğuna işaret içindir. Bu da bireysel ve toplumsal bir zaruret ve ihtiyaç üzerine izin verilmiş ve sınırlandırılmıştır.Tarihin her döneminde milletler arasında ortaya çıkan kanlı savaşların acımasız etkisiyle erkek nüfusu azalıp kadın nüfusu birkaç misli artar. Böyle bir durumda bir erkeğin birkaç kadını koruması bir vazife olur. Türkiye, Birinci Dünya Savaşından, Almanya da İkinci Dünya Savaşından sonra bu durumu yaşamıştır.Almanya’da İkinci Dünya Savaşından sonra kadınların sayısı erkeklerin üç katı kadardı. Alman milleti şiddetli bir sosyal dengesizlik tehlikesiyle yüz yüzeydi. Çünkü kadınların hemen hemen üçte ikisi çaresizlik ve kimsesizlik içinde bulunuyordu.

Böylece Almanya hükümeti bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesine imkân tanımak zorunda kaldı. Bir Alman Profesör, Alman kadınının kurtarılması için İslâmın bu ruhsatını kabul etmekten başka çare olmadığını ısrarla belirtiyordu.Aynı durum, 1980’li yıllarda İran-Irak Savaşında ve 1990’lı yıllarda da Bosna-Hersek Savaşından sonra yaşandı.Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı sonundaki durumunda olduğu gibi, şayet bir toplumda bir erkeğe karşı üç kadın bulunsa, problemin halledilmesi için üç durum söz konusu olur:

1. Her erkek bir kadınla evlenecek ve her üç kadından ikisi aile hayatını, çocuk sevgisini, annelik şefkatini tadamayacaktır.
2. Her erkek bir kadınla evlenecek ve diğer kadınlarla gayr-ı meşru münasebetler kuracak; kadın bu durumda yine aile hayatını, annelik şefkatini ve çocuk sevgisini yaşayamayacaktır.
3. Bir erkek birkaç kadınla evlenecek, meşru daire dahilinde aralarında adalet prensiplerine uyarak haysiyet ve şereflerini koruyacak, vicdanî rahatsızlıktan kurtaracaktır. Toplum da cinsiyet ve mesep karmaşasından kurtulmuş olacaktır.
Aklı selim sahibi her insan üçüncü şıkkı kabul eder. Çünkü insan fıtratı bunu gerektirir.İslâmın dörde kadar kadınla evlenmeyi bir ruhsat olarak göstermesinin insan fıtratına, akla ve hikmete uygun olduğunu açıklayan Bediüzzaman ise şöyle diyor:
“Dörde kadar taaddüdü zevcât (birden fazla evlilik), tabiata, akla, hikmete muvafık (uygun) olmakla beraber, şeriat bir taneden dörde çıkarmamış, belki sekizden dörde indirmiştir.
“Bâhusus taaddütte (özellikle fazla evlilikte) öyle şerait (şartlar) koymuştur ki, ona mürâat etmekle (uymakla) hiçbir mazarrata müeddî olmaz (hiçbir zarara sebep olmaz).
“Bazı noktada şer olsa da ehven-i şerdir (küçük şerdir). Ehven-i şer ise bir adalet-i izafiyedir. Heyhat! Âlemin her halinde hayr-ı mahz (mutlak hayır) olamaz.”