Damar Hastalıklarının Sebepleri Nelerdir ?

By | 26 Şubat 2015

Kalp Damar Hastalıklarının Sebepleri Nelerdir ?Damar Hastalıklarının Sebepleri Nelerdir ?

Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)

Hipertansiyon, kan damarlarında basıncın artması durumudur. Normal kabul edilen kan basıncı değeri bir yetişkinde 12/8’dir. Kan basıncı sürekli sabit kalan bir değer değildir. Hareket halinde ya da heyecanlanınca biraz artabilir, uyurken ve istirahat ederken daha düşük olabilir. Hazımsızlıktan sonra yükselebilir veya düşebilir. Bu değişimler normaldir. Ancak, kan ba­sıncı sürekli 14/9’un üzerinde ise hipertansiyon söz konusudur.

Bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre, Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişi yüksek tansiyon hastasıdır. Hastalık, genellikle enseden başlayan baş ağrısı, çarpıntı, çabuk yorulma, baş dönmesi, burun kanaması, yol yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma, bazen çok sık idrara çıkma, uykudan kal­kıp idrar yapma ve bacaklarda şişlik gibi şikayetlere neden olmaktadır. Yüksek tansiyon, bazı kişilerde belirti vermez.

Hipertansiyonun nedenleri

Karışık ve çok yemek, doğal olmayan veya mizaca uymayan yiyecekler, katkılı hazır yiyecekler, iyi çiğnenmeyen ve birbirine zıt yemekler hazme­dilemez ve midede çürür. Çürüme sonucu oluşan toksinler ve atık madde­ler kana karışır. Kan koyulaşarak ağırlaşır. Bağışıklık sistemi, kanı hareket ettirmek, gerekli maddeleri hücrelere dağıtmak, atıklan mümkün olduğun­ca hızlı dışarı atmak ve damarların tıkanmasını önlemek için, damarları da­raltarak kan basıncını yükseltmek zorunda kalır. Bu durumda tansiyon dü­şürücü kullanan, bedenine karşı suç işlemiş ve nefsine zulmetmiş olur. Çün­kü, kullanılan ilacın tesiriyle damarlar genişler, bunun sonucunda kan akı­mı yavaşlar. Ancak ağır ve kirli kan damarlarda yağ ve atıklan bırakır, da­marları daralır dokulan kirlenir, kılcal damarları tıkanır. Biriken atıklarla daralan ve tıkanan atardamarlar, organ dokularına yeterli miktarda kan ulaştıramadığı gibi yeterli miktarda besin de ulaştıramaz.

Su borularında oluşan tıkanmanın, basınç artışına ve patlamalara yol açmışı gibi, damarlardaki tıkanmalar da hipertansiyonun daha da artması­na ve damar patlamalarına yol açar.

Bütün organlar ve dokular damarlar vasıtasıyla beslendiği için hipertan­siyon tüm vücudu etkiler. Hipertansiyondan en çok etkilenen organlar kalp, beyin, böbrekler ve gözlerdir. Hipertansiyon kalp büyümesi ve yetmezliği, kalp krizi, beyin kanaması ve felç, böbrek yetmezliği ve böbrek fonksiyonlarında bozulma, görmede azalma ve körlük, büyük atardamarlar­da genişleme ve bu damarlarda yırtılmaya yol açabilir.

Hipertansiyonun nedenleri arasında en yaygın olanı böbrek hastalıkla­rıdır. Böbrek hastalıklarının sebebi olarak saç boyası, yağ çözücü, güçlü le­ke çıkarıcı, lavabo açıcı ve güçlü çamaşır suları gibi ağır eritici kimyasallar, böcek ilaçları, defoliantlar, antiromatizmal, analjezik, aspirin ve diğer tıb­bi ilaçlar gibi toksik maddeler, katkılı yiyecek ve içecekler ön plana çık­maktadır.

Bebekken anne sütü yerine hazır mamayla beslenenlerde, böbreklerin

çalışma kapasitesi düşük ve tuz atma kapasitesi sınırlıdır. Bu durumda doğal olsa da tuzu sınırlı kullanmak gerekir. Rafine edilmiş katkılı ve yapay tuzlar ağır zehir olduğu için azı bile hipertansiyona yol açar. Program sürecinde bu tuzları kullanmak tedavinin başarısız olmasına sebep olabilir. (“Tuz” bö­lümüne bakınız.)

Tansiyon yükselince bazen burun kanaması olur. Kanamayla tansiyonu düşürmek bağışıklık sisteminin koruma eylemidir. Kanamadan korkmamak gerekir. Çünkü tokluk hastalığı içinde boğulan bugünkü insanın ayda 100 gr. hatta 250 gr. kan kaybetmesi faydalıdır. Burun, rahim veya basur kana­ması ile 300-500 gramdan fazla kan kaybı olursa, o zaman kanama durdur­ulabilir. Ancak eski tabipler böyle bir durumda, baygınlık gelene kadar hiç­bir müdaheledu bulunmazdı. Çünkü bayılma ile birlikte kalp atışları yavaş­ladığı için kanama doğal olarak durur.

Öneriler

  • Yüksek tansiyondan korunmada sigaradan uzak durmak, fazla kilolar­dan kurtulmak, az yağlı ve az tuzlu beslenmek, düzenli egzersiz yapmak önemli yer tutar.

Yüksek tansiyonun tamamen ortadan kalkması için

  •  Yemek miktarı azaltılır, beslenme düzeltilir,- kabızlık ortadan kaldırı­lır,- karaciğer temizlemesi ile kan ve damarlar temizlenir. (“Mide ve Bağır­sakların Tedavisi”, “Karaciğer Temizlemesi”, “Kan ve Damarların Temizlenmesi” bölümlerine bakınız.)
  •  Her sabah 2-3 limon suyu + 200 gr. su (veya 250 gr greyfurt suyu) + 50 gr taze zencefil suyu karışımı içilir, 1 kahve kaşığı çörekotu yağı içilir, 3-5 diş sarımsak çatlatılarak yutulur.
  •  Bundan bir-iki saat sonra başlayıp ikindiye kadar 30 gr. su + aynı mik­tarda kırmızı pancar suyu + havuç suyu karışımı içilir veya karpuz, el­ma, vişne nar gibi meyvelerden biri seçilerek yenir.
  •  îkindi-akşam arasında tek çeşit yemek, salatayla yenir ve yarım çay ka­şığı öğütülmüş sinameki veya sinameki karışımlarından biri yemek üzerine serpilir, ya da haftada 3 sabah 25-30 gr. magnezyum sülfat (İngiliz tuzu) 1 bardak suyla içilir. (“Kabızlık” bölümüne bakınız.
  • Haftada 2 defa, özellikle pazartesi ve perşembe günleri 36 saatlik aç­lık yapılır.
  • “Kalp Hastalıkları” bölümünde anlatılan damar açıcı ilaçlardan tarif edildiği şekilde kullanılır.
  • Tansiyon yükselince kusmak gerekir. Sonra lavman yapılarak soğuğa yakın ılık suyla gusül abdesti alınır ve limon suyu + su karışımı içilir, sırta 12 kupa kapatılır veya boyundan, omuzdan veya kafadan hacamat yaptırı­lır veya “baş ağrısı” bölümünde anlatıldığı şekilde sülük koyulur ve kupa çe­kilir.
  •  Kusma ile yemek kalıntıları ve mideye inen toksik geniz akıntısı dışa­rı atılır ve bağışıklık sisteminin sindirim ile değil, durumu düzeltmekle meş­gul olması sağlanır.
  •  Bağırsaklar dolu olduğunda fazla besin maddeleri ve toksinler kana ka­rışır ve buna bağlı olarak tansiyon yükselmeye devam eder. Lavmanla ba­ğırsaklar boşaltıldığında zararlı maddeler kandan bağırsaklara geçmeye ve tansiyon düşmeye başlar.
  •  Soğuğa yakın ılık suyla alınan gusül abdesti, enerjiyi yükselterek, kalp ve damarların direncini artırır.
  •  Limon suyu kandaki asidi nötralize ederek, mineral tuzların üretimini keser, kanı sulandırır ve idrarı artırır, idrar artınca kan miktarı azalarak tan­siyon düşer. Açlık yapmış olanlar bunu iyi bilirler.
  • Hipertansiyon böbrek ve böbreküstü bezlerine bağlı ise, böbrekler te­davi edilmeden tansiyonun kontrol altına alınması mümkün değildir. (“Böbrek Hastalıkları” bölümüne bakınız.)