Damar Hastalıklarının Sebepleri Nelerdir ?
Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)
Hipertansiyon, kan damarlarında basıncın artması durumudur. Normal kabul edilen kan basıncı değeri bir yetişkinde 12/8’dir. Kan basıncı sürekli sabit kalan bir değer değildir. Hareket halinde ya da heyecanlanınca biraz artabilir, uyurken ve istirahat ederken daha düşük olabilir. Hazımsızlıktan sonra yükselebilir veya düşebilir. Bu değişimler normaldir. Ancak, kan basıncı sürekli 14/9’un üzerinde ise hipertansiyon söz konusudur.
Bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre, Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişi yüksek tansiyon hastasıdır. Hastalık, genellikle enseden başlayan baş ağrısı, çarpıntı, çabuk yorulma, baş dönmesi, burun kanaması, yol yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma, bazen çok sık idrara çıkma, uykudan kalkıp idrar yapma ve bacaklarda şişlik gibi şikayetlere neden olmaktadır. Yüksek tansiyon, bazı kişilerde belirti vermez.
Hipertansiyonun nedenleri
Karışık ve çok yemek, doğal olmayan veya mizaca uymayan yiyecekler, katkılı hazır yiyecekler, iyi çiğnenmeyen ve birbirine zıt yemekler hazmedilemez ve midede çürür. Çürüme sonucu oluşan toksinler ve atık maddeler kana karışır. Kan koyulaşarak ağırlaşır. Bağışıklık sistemi, kanı hareket ettirmek, gerekli maddeleri hücrelere dağıtmak, atıklan mümkün olduğunca hızlı dışarı atmak ve damarların tıkanmasını önlemek için, damarları daraltarak kan basıncını yükseltmek zorunda kalır. Bu durumda tansiyon düşürücü kullanan, bedenine karşı suç işlemiş ve nefsine zulmetmiş olur. Çünkü, kullanılan ilacın tesiriyle damarlar genişler, bunun sonucunda kan akımı yavaşlar. Ancak ağır ve kirli kan damarlarda yağ ve atıklan bırakır, damarları daralır dokulan kirlenir, kılcal damarları tıkanır. Biriken atıklarla daralan ve tıkanan atardamarlar, organ dokularına yeterli miktarda kan ulaştıramadığı gibi yeterli miktarda besin de ulaştıramaz.
Su borularında oluşan tıkanmanın, basınç artışına ve patlamalara yol açmışı gibi, damarlardaki tıkanmalar da hipertansiyonun daha da artmasına ve damar patlamalarına yol açar.
Bütün organlar ve dokular damarlar vasıtasıyla beslendiği için hipertansiyon tüm vücudu etkiler. Hipertansiyondan en çok etkilenen organlar kalp, beyin, böbrekler ve gözlerdir. Hipertansiyon kalp büyümesi ve yetmezliği, kalp krizi, beyin kanaması ve felç, böbrek yetmezliği ve böbrek fonksiyonlarında bozulma, görmede azalma ve körlük, büyük atardamarlarda genişleme ve bu damarlarda yırtılmaya yol açabilir.
Hipertansiyonun nedenleri arasında en yaygın olanı böbrek hastalıklarıdır. Böbrek hastalıklarının sebebi olarak saç boyası, yağ çözücü, güçlü leke çıkarıcı, lavabo açıcı ve güçlü çamaşır suları gibi ağır eritici kimyasallar, böcek ilaçları, defoliantlar, antiromatizmal, analjezik, aspirin ve diğer tıbbi ilaçlar gibi toksik maddeler, katkılı yiyecek ve içecekler ön plana çıkmaktadır.
Bebekken anne sütü yerine hazır mamayla beslenenlerde, böbreklerin
çalışma kapasitesi düşük ve tuz atma kapasitesi sınırlıdır. Bu durumda doğal olsa da tuzu sınırlı kullanmak gerekir. Rafine edilmiş katkılı ve yapay tuzlar ağır zehir olduğu için azı bile hipertansiyona yol açar. Program sürecinde bu tuzları kullanmak tedavinin başarısız olmasına sebep olabilir. (“Tuz” bölümüne bakınız.)
Tansiyon yükselince bazen burun kanaması olur. Kanamayla tansiyonu düşürmek bağışıklık sisteminin koruma eylemidir. Kanamadan korkmamak gerekir. Çünkü tokluk hastalığı içinde boğulan bugünkü insanın ayda 100 gr. hatta 250 gr. kan kaybetmesi faydalıdır. Burun, rahim veya basur kanaması ile 300-500 gramdan fazla kan kaybı olursa, o zaman kanama durdurulabilir. Ancak eski tabipler böyle bir durumda, baygınlık gelene kadar hiçbir müdaheledu bulunmazdı. Çünkü bayılma ile birlikte kalp atışları yavaşladığı için kanama doğal olarak durur.
Öneriler
- Yüksek tansiyondan korunmada sigaradan uzak durmak, fazla kilolardan kurtulmak, az yağlı ve az tuzlu beslenmek, düzenli egzersiz yapmak önemli yer tutar.
Yüksek tansiyonun tamamen ortadan kalkması için
- Yemek miktarı azaltılır, beslenme düzeltilir,- kabızlık ortadan kaldırılır,- karaciğer temizlemesi ile kan ve damarlar temizlenir. (“Mide ve Bağırsakların Tedavisi”, “Karaciğer Temizlemesi”, “Kan ve Damarların Temizlenmesi” bölümlerine bakınız.)
- Her sabah 2-3 limon suyu + 200 gr. su (veya 250 gr greyfurt suyu) + 50 gr taze zencefil suyu karışımı içilir, 1 kahve kaşığı çörekotu yağı içilir, 3-5 diş sarımsak çatlatılarak yutulur.
- Bundan bir-iki saat sonra başlayıp ikindiye kadar 30 gr. su + aynı miktarda kırmızı pancar suyu + havuç suyu karışımı içilir veya karpuz, elma, vişne nar gibi meyvelerden biri seçilerek yenir.
- îkindi-akşam arasında tek çeşit yemek, salatayla yenir ve yarım çay kaşığı öğütülmüş sinameki veya sinameki karışımlarından biri yemek üzerine serpilir, ya da haftada 3 sabah 25-30 gr. magnezyum sülfat (İngiliz tuzu) 1 bardak suyla içilir. (“Kabızlık” bölümüne bakınız.
- Haftada 2 defa, özellikle pazartesi ve perşembe günleri 36 saatlik açlık yapılır.
- “Kalp Hastalıkları” bölümünde anlatılan damar açıcı ilaçlardan tarif edildiği şekilde kullanılır.
- Tansiyon yükselince kusmak gerekir. Sonra lavman yapılarak soğuğa yakın ılık suyla gusül abdesti alınır ve limon suyu + su karışımı içilir, sırta 12 kupa kapatılır veya boyundan, omuzdan veya kafadan hacamat yaptırılır veya “baş ağrısı” bölümünde anlatıldığı şekilde sülük koyulur ve kupa çekilir.
- Kusma ile yemek kalıntıları ve mideye inen toksik geniz akıntısı dışarı atılır ve bağışıklık sisteminin sindirim ile değil, durumu düzeltmekle meşgul olması sağlanır.
- Bağırsaklar dolu olduğunda fazla besin maddeleri ve toksinler kana karışır ve buna bağlı olarak tansiyon yükselmeye devam eder. Lavmanla bağırsaklar boşaltıldığında zararlı maddeler kandan bağırsaklara geçmeye ve tansiyon düşmeye başlar.
- Soğuğa yakın ılık suyla alınan gusül abdesti, enerjiyi yükselterek, kalp ve damarların direncini artırır.
- Limon suyu kandaki asidi nötralize ederek, mineral tuzların üretimini keser, kanı sulandırır ve idrarı artırır, idrar artınca kan miktarı azalarak tansiyon düşer. Açlık yapmış olanlar bunu iyi bilirler.
- Hipertansiyon böbrek ve böbreküstü bezlerine bağlı ise, böbrekler tedavi edilmeden tansiyonun kontrol altına alınması mümkün değildir. (“Böbrek Hastalıkları” bölümüne bakınız.)
