Çocukları İbadete Nasıl Alıştırılır ?
Farz olan ibadetler, sorumluluk yaşı olan ergenlikte başlar. Ergenlikten önce ibadetleri yerine getirmeyen çocuk, herhangi bir ceza görmeyecektir. Ancak çocukluk, öğrenme ve alışma devresidir. Çocuk, ergenliğe kadar ibadetlerle ilgili hazırlıkları tamamlamış olmalıdır. Peygamberimiz, kız erkek ayırımı yapmadan yedi yaşındaki çocukları, namaza başlatmamız gerektiğini bildirir. Buradaki emir, daha çok, öğretme anlamındadır. İbn Abbas, tek secde ile de olsa çocukların namaza alıştırılması gerektiğini ifade ederdi. Bazı büyükler, çocuklara kolaylık olsun diye öğle ile ikindiyi, akşamla yatsıyı birlikte kılmalarına müsaade etmişlerdir. Çocukları, namazdan soğutmamak için, eksiksiz namaz kılmaları beklenmemelidir. Çocuklarının mükemmel namaz kılmaları için baskı uygulayan ana babalar, bıkkınlık meydana getirerek, ileriki yaşlarda namazı terk etmelerine sebep olabilirler. Hele bir de götürüldükleri camide, arkadaşım Vehbi Vakkasoğlu’nun ifadesiyle “cami polisleri” tarafından “Gülüyorsun, konuşuyorsun!” diye kovuldularsa…
Çocukları, camiye alıştırırken Peygamberimizin hoşgörülü davranışları, ana babalar için güzel örneklerdir. Kaynaklar, torunları Hz. Haşan ve Hüseyin’in, Hz. Peygamber namazda iken kendi başlarına mescide girip, secdede iken sırtına (oturup oynadıklarını) ve bu yüzden secdenin son derece uzadığını bildirmektedir. Bu çocukların, Cuma hutbesi sırasında da mescide sendeleyerek girdikleri; Peygamberimizin bu durumda bile onları yanma oturttuğu olmuştur. Çocuk sesi işitince onun, kısa sure okuması, çocukların namaz ve mescide alıştırılmasıyla ilgili tutumunu göstermektedir. Bir taraftan, çocuklar camiye ısındırılırken caminin oyun yeri hâline getirilmemesi ve kirletmemeleri gerektiği de ifade edilmektedir.
Peygamberimiz devrinde, çocukların, bayram ve cenaze gibi diğer cemaat namazlarına da teşvik edilip götürüldüklerini bilmekteyiz.
Öyle zannediyorum ki en yakınının dahi cenaze namazını kılmayıp cami avlusunda bekleşenlerin belki de çoğu, namaz kılmak istiyordur. Ama daha önceden cami ve çevresine gitmediğinden çekingenlik olmaktadır; “Acaba yanlış mı yaparım?” endişesinden dolayı dışarıda bekleme uygun görülmektedir. O bakımdan çocuklarımızın, büyüdükleri zaman çekingen davranmamaları için, özellikle camilere götürülmeleri, benzer vesilelerle bazı bilgiler öğretilmesi gerekir.
Kandil geceleri, ana babalar için iyi bir fırsattır. Böyle gecelerde çocuklar, camilere ve toplu kutlama yerlerine götürülebilir. Çocukların ilgisini çekmek için özellikle dinî nitelikte hediyeler alınması uygun olur. Beraber yapılan ibadetlerin arkasından yapılan sohbetler de çocukların yetişmesinde etkili olacaktır.
Ergenlik dönemine girmeden, dayanabildikleri sürece çocuklara oruç tutturulur. Nasıl olsa farz değil, diye çocukları orucun manevi havasından uzak tutmamalıdır.
Namaz ve oruçta olduğu gibi fırsat olursa çocuklara haccettirmek, ana babaya sevap kazandırır. Sahabe hayatında bu uygulamanın yapıldığı bilinmektedir.
Rübeyyi isimli hanım sahabi anlatıyor:
“Bizler, aşure günü oruç tutulması yönünden Peygamberimizden emir aldıktan sonra hemen oruç tutmaya başladık. Hatta o gün çocuklarımıza da oruç tutturduk. Oruçlu olduğumuz o günde, çocuklardan herhangi birisi yemek isteyecek olsa hemen boyalı yünden yaptığımız oyuncaklardan eline vererek iftara kadar oyalanmasını sağlardık.”
Bizzat Enes’in ağzından nakledilen bir rivayette Hz. Peygamber’in kendisini şu hususlarda yetiştirdiğini öğreniyoruz.
- Sır saklanması.
- Abdest alma.
- Namaz ve ilgili bilgiler.
- Boy abdesti.
- Kalp temizliği.
- Selam vermek.
- Büyüklere saygı, küçüklere acımak.
- Sünnete uyma.
- Çok dua etme.
Çocukluğun hangi devresinde olursa olsun, çocuklara dinî bilgiler verilirken veya uygulamalar yaptırılırken hep hoşgörü, sabır, sevgi ve şefkat ön planda olmalıdır.
