Çocuğun Kaç Yıl Anne Sütü Emme Hakkı Vardır ?

By | 18 Mart 2015

Çocuğun Kaç Yıl Anne Sütü Emme Hakkı Vardır ?Çocuğun Kaç Yıl Anne Sütü Emme Hakkı Vardır ?

Çocuğun kaç yıl süt emme hakkı olduğu, hangi şart­larda sütten kesilebileceği Kur’ân-ı Kerimde açıkça ifade edilmektedir. Bu konudaki âyetlerin meâlleri şöyle:

Anneler, çocuklarını iki tam yıl boyunca emzirir­ler; bu hüküm, emzirmeyi tamamlamak isteyenler içindir. Annelerin yiyeceği ve giyeceği, babanın gücüne göre ve örf ve âdete uygun şekilde baba üzerine bir borç­tur. Kimse gücünden fazlasıyla mükellef tutulmaz. Ne bir anne çocuğu sebebiyle, ne de bir baba çocuğu sebe­biyle üzerine düşenden fazlasıyla mükellef tutulup da zarara sokulmasın. Babanın ölümü ile, ona vâris olan

kimse de, babanın bu husustaki vazifesiyle mükelleftir. Eğer anne ile baba aralarında istişare ederek karşılıklı rızâ ile çocuğu iki seneden önce sütten kesmek ister­lerse, onlara bir günah yoktur. Eğer çocuğunuzu süt an­neye emzirtmek isterseniz, emzirme ücretini örfe uygun şekilde verdiğiniz takdirde, üzerinize bir günah yoktur. Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah bütün yaptıkları­nızı hakkıyla görür.”

“Biz insana, anne ve babasına iyilik etmesini emret­tik. Annesi onu zaaftan zaafa düşerek taşıdı. Sütten ke­silmesi de iki yıl sürdü. Bana, annene ve babana şük­ret; dönüşün ancak Banadır, dedik.”

Bu iki âyeti delil olarak içtihadlarma esas kabul eden İmam-ı Âzam hariç Hanefi mezhebi; Şâfiî, Mâliki ve Hanbelî mezhebi âlimleri çocuğun süt emme hakkı­nın iki yıl olduğu görüşünde görüşbirliği içindedirler. İmam-ı Âzamda içtihadına şu âyet-i kerimeyi delil ola­rak zikreder:

“İnsana Biz, anne ve babasına iyilik etmeyi emret­tik. Annesi onu zahmetle taşıdı, zahmetle doğurdu. Onun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihâyet olgunluğa erişip kırk yaşına vardı­ğında, ‘Yâ Rabbi!’ diye duâ etti. ‘Bana, anneme ve ba­bama bağışladığın nimetlerin şükrünü edâ etmeye ve râzı olacağın güzel işler yapmaya beni muvaffak et. Neslimden gelenleri de sâlih kimseler kıl. Ben Sana yönelerek günahlarımdan tevbe ettim; ve ben Sana teslim olanlardanım.”

Âyet-i kerimelerde kız erkek ayırımı olmadığı gibi, kız çocuklarını altı aydan sonra emzirmeme husu­sunda bir kayıt bulunmuyor. Hatta bu süre otuz aya ka­dar çıkabilmektedir. Bu çocuğun hakkıdır, ancak anne- baba iki yıl dolmadan çocuğun süte ihtiyacının olma­dığına, normal gıdalarla beslendiği için sütten kesil­mesi kanaatine varırlarsa bundan dolayı kendilerine bir günah olmadığı âyette açıkça ifade edilmektedir. Uygulama da ise, genellikle kız olsun, erkek olsun iki yıl süreyle emzirilmemektedir. Çünkü bebek ek gıda­larla beslendiğinde anne sütüne ihtiyacı kalmamakta­dır. Bazı ailelerde ise çocuk üç yaşma kadar da eme- bilmektedir. Bu meselede İmam-ı Şâfiî, Kur’ân’da sınırı belirtildiği gibi iki yıldan fazla bebeğin emzirilmemesi gerektiğini belirtirken, çocuk kendi kendine yemeğini yiyinceye kadar emebileceği görüşünü ifade eden âlim­ler de bulunmaktadır.

Bunun için mümkünse, gerek kız, gerekse erkek İmam-ı Âzamin içtihadına göre otuz ayı geçirmemeli. Ancak çocuğun beslenme problemi varsa, uzatılma­sında da bir mahzur bulunmamaktadır.

Çocuğun kaç yıl süt emme hakkı olduğu, hangi şart­larda sütten kesilebileceği Kur’ân-ı Kerimde açıkça ifade edilmektedir. Bu konudaki âyetlerin meâlleri şöyle:

Anneler, çocuklarını iki tam yıl boyunca emzirir­ler; bu hüküm, emzirmeyi tamamlamak isteyenler içindir. Annelerin yiyeceği ve giyeceği, babanın gücüne göre ve örf ve âdete uygun şekilde baba üzerine bir borç­tur. Kimse gücünden fazlasıyla mükellef tutulmaz. Ne bir anne çocuğu sebebiyle, ne de bir baba çocuğu sebe­biyle üzerine düşenden fazlasıyla mükellef tutulup da zarara sokulmasın. Babanın ölümü ile, ona vâris olan

kimse de, babanın bu husustaki vazifesiyle mükelleftir. Eğer anne ile baba aralarında istişare ederek karşılıklı rızâ ile çocuğu iki seneden önce sütten kesmek ister­lerse, onlara bir günah yoktur. Eğer çocuğunuzu süt an­neye emzirtmek isterseniz, emzirme ücretini örfe uygun şekilde verdiğiniz takdirde, üzerinize bir günah yoktur. Allah’tan korkun ve bilin ki, Allah bütün yaptıkları­nızı hakkıyla görür.”

“Biz insana, anne ve babasına iyilik etmesini emret­tik. Annesi onu zaaftan zaafa düşerek taşıdı. Sütten ke­silmesi de iki yıl sürdü. Bana, annene ve babana şük­ret; dönüşün ancak Banadır, dedik.”

Bu iki âyeti delil olarak içtihadlarma esas kabul eden İmam-ı Âzam hariç Hanefi mezhebi; Şâfiî, Mâliki ve Hanbelî mezhebi âlimleri çocuğun süt emme hakkı­nın iki yıl olduğu görüşünde görüşbirliği içindedirler. İmam-ı Âzamda içtihadına şu âyet-i kerimeyi delil ola­rak zikreder:

“İnsana Biz, anne ve babasına iyilik etmeyi emret­tik. Annesi onu zahmetle taşıdı, zahmetle doğurdu. Onun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihâyet olgunluğa erişip kırk yaşına vardı­ğında, ‘Yâ Rabbi!’ diye duâ etti. ‘Bana, anneme ve ba­bama bağışladığın nimetlerin şükrünü edâ etmeye ve râzı olacağın güzel işler yapmaya beni muvaffak et. Neslimden gelenleri de sâlih kimseler kıl. Ben Sana yönelerek günahlarımdan tevbe ettim; ve ben Sana tes­lim olanlardanım.”

Âyet-i kerimelerde kız erkek ayırımı olmadığı gibi, kız çocuklarını altı aydan sonra emzirmeme husu­sunda bir kayıt bulunmuyor. Hatta bu süre otuz aya ka­dar çıkabilmektedir. Bu çocuğun hakkıdır, ancak anne- baba iki yıl dolmadan çocuğun süte ihtiyacının olma­dığına, normal gıdalarla beslendiği için sütten kesil­mesi kanaatine varırlarsa bundan dolayı kendilerine bir günah olmadığı âyette açıkça ifade edilmektedir. Uygulama da ise, genellikle kız olsun, erkek olsun iki yıl süreyle emzirilmemektedir. Çünkü bebek ek gıda­larla beslendiğinde anne sütüne ihtiyacı kalmamakta­dır. Bazı ailelerde ise çocuk üç yaşma kadar da eme- bilmektedir. Bu meselede İmam-ı Şâfiî, Kur’ân’da sınırı belirtildiği gibi iki yıldan fazla bebeğin emzirilmemesi gerektiğini belirtirken, çocuk kendi kendine yemeğini yiyinceye kadar emebileceği görüşünü ifade eden âlim­ler de bulunmaktadır.

Bunun için mümkünse, gerek kız, gerekse erkek İmam-ı Âzamin içtihadına göre otuz ayı geçirmemeli. Ancak çocuğun beslenme problemi varsa, uzatılma­sında da bir mahzur bulunmamaktadır.