“(Onlar mı hayırlı) Yoksa darda kalana, kendine yalvardığı zaman, karşılık veren… mi?” (Nemi, 62. ayet)
Her durumda Allah (cc)’a sığınmak, derdimizi ve sıkıntılarımızı O’na arz etmek, dara düştüğümüz anlarda ve rahat anlarımızda yalnız ve yalnız yerin ve göğün hakimi olan Allah (cc)’a yalvarmak, yakarmak.
Ne güzeldir bir insan için istenilecek en güzel yerden istemek, ne güzeldir kudreti sonsuz olandan istemek, ne hayat içine sokacağını bilemeyiz. Bu Allah (cc)’ın bilgi ve takdirindedir.
Fakat bize düşen ümidimizi her daim diri tutmak. Biz, O Allah (cc)’ın bize yardım ve himmeti ile ümitlenmekteyiz. Yani kudretine kendimizi amade kıldık. Düşünün bir kere, böyle bir teslimiyet ile ümit yıkılır da endişe ve başarısızlık gelir mi? Her an’ümitvar olmalı ve o ümit ışığı içerisinde başarı için gayret etmeliyiz.
Birçok kişi vardır ümidinin son anında, dileği istek ve beklenti yerine gelmiştir. Heyecanımızı istediğimiz o güzel iş için sağlam tutmalıyız.
Başarmak için gayret etmek ayrı bir meseledir. Kendimizi her işten uzak tutarak, kulluk gayemizi unutarak ve isteme heyecanından mahrum bir şekilde ümit ediyorsak bu da boş bir ümit olur.
İstemeli, dua ile, namaz ile, hayır ve hasenat ile ne istiyorsak istemeli ve bu isteme heyecanını gönlümüzden uzak tutmamalıyız. Allah (cc)’ın himayesine sığınmalı ve tevekkül etmeliyiz. “La havle vela kuvvete illa billah” kelimesini bolca zikretmeli ve hayatımızın vazgeçilmez kelimesi haline getirmeliyiz.
Allah (cc)’ın, bize istediğimizi vereceğinin heyecanı ve sevinci içerisinde beklemeliyiz ve sabretmeliyiz, ümit ile…
“Allah Teala müminlere karşı çok merhametlidir.”
(Ahzab, 43. ayet)
