“Göklerde ve yerde bulunan herkes, O’ndan ister. O, her an yaratma halindedir.” (Rahman, 29. ayet)
Rabbimizi tanımak bizler için başlıca gelen görevlerdendir. Kulluğumuzun gailesi ve yaratılış amacımız Allah (cc)’ı tanımaktır. Benliğimizi, özümüzü ve insanlığımızı kazanmak, O’nu tanımak ile mümkün olur. Sıkıntılarımızı, dertlerimizi, hastalık ve kederlerimizi, yine Rahman olan Allah (cc)’ı tanımak ile bertaraf edebiliriz. Biz, Rabbimizi tanıdığımız kadar muhtacız, aciziz, kuluz ve dertliyiz.
Bilmeliyiz ki, O’nu tanımadığımız zaman düştüğümüz tüm dertlerin bir çözümü olmayacaktır. Her ne sıkıntımız varsa giderilmeyecektir. O, dilemedikçe hiçbir kuvvet yardım etmeyecektir.
Bu sebeple biz, Rabbimizi tanıdığımız kadar dertsiz, kedersiz ve elemsiz bir hayat yaşarız. Tüm sıkıntı ve isteklerin çözüm mercii olarak Allah (cc)’ı tanır isek zaten derdimize derman olduk demektir.
Allah (cc), verenlerin içinde en çok verendir. Kendisinden merhamet istenenlerin en merhametlisidir. Kendisine iltica edilenlerin en güçlüsüdür. Kendisine müracaat edilenlerin en cömerdidir. Kuluna bir annenin çocuğuna olan merhametinden daha merhametlidir. Tevbe eden bir kimsenin tevbesine, üzerinde yiyeceği ve içeceği bulunan hayvanını, ıssız bir çölde kaybedip de hayattan ümit kestiği zaman bulan kimsenin sevinmesinden daha çok sevinir.
Allah (cc), kullarına karşı çok merhametlidir ve O, asla kimseye zulmetmez.
Haddi aşmaktan sakının, çünkü O, haddi aşanları sevmez.
