Ölüm Halleri

By | 4 Ağustos 2014

pardesu

 

olum2El-Cerirî el-Cüneyd rahimehullah’ın vefatını şöyle anlatıyor; “Vefat anında Cüneyd’in başında duruyordum. O Kuran okuyordu. Dedim ki;

“Nefsine yumuşak davran” o da bana;

“Ey Ebu Muhammedi Şu vakitte buna benden daha çok ihtiyacı olan kimse var mı? İşte (amel) sayfam Kuranı hatim etmiş olduğum halde dürülüyor.” Dedi ve Bakara suresinden okumaya başladı. Yetmiş ayet okuduktan sonra vefat etti. Allah rahmet eylesin.

İşte Şeyhul İslam İbn Kudame! Neredeyse işittiği her duayı ezberlerdi. Par­makları Allah’ı teşbih için bükülü halde dua ederken vefat etti.

Abdullah Bin Ebis-Serh namaz kılarken vefat etmişti.

İmam Ebul Hasen Ali Bin Müslim Bin Muhammed el-Fakih, 533 yılı zilka’de ayında sabah namazında secde halinde iken vefat etmişti.

Vefatından önce yakalandığı hastalığı sırasında Abdulmelik b. Mervân’a “Kendini nasıl hissediyorsun, ey müminlerin emiri!” diye sorulmuş. O da şu şe­kilde cevap vermiştir: ‘“Kendimi Allah’ın şu ayetinde anlatılanlar gibi hissediyo­rum: Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Yaratılışınızda ortak­larımız sandığınız şefaatçılarınızı da yanınızda göremeyeceğiz. Andolsun, aranız açılmış ve .(ilah) sandığınız şeyler sizden kaybolup gitmiştir.” Abdulmelik bu ayeti okuduktan sonra vefat etmiştir.

Hz. Muâz ölümü yaklaştığı zaman şöyle demiştir: “Allah’ım! Daha önce sen­den korkuyordum. Ama şimdi seni arzuluyorum. Allah’ım! Sen gayet iyi biliyor­sun, ben bu dünyayı ve bu dünyada ağaç dikmek, bahçe sulamak için çok kal­mayı istemiyordum. Ancak öğlenin kan sıcağında susuzluğa katlanmak, geceleri namaz kılmak, zamanın zorluklarına katlanmak ve âlimler ile birlikte ilim meclis­lerinde bulunmak için dünyada kalmak istediğimi biliyorsun.”

Bilâl-i Habeşî’nin vefatı yaklaşınca hanımı “Vah vah bugün gam günü.” de­miş. Bilâl ise şöyle demişti: “Bilakis bugün sevinç günü. Yarın sevgililerle; Mu­hammed ve ashabı ile buluşacağız.”

Anlatıldığına göre ölümü yaklaşan Harun b. Reşîd kendi kefenini kendi elleri ile hazırlamış ve ona bakarak şu ayeti okumuştur: “Malım bana hiç fayda sağla­madı; Saltanatım da benden (koptu), yok olup gitti.”

Açıklama:

Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem’in hastalığı ağırlaşınca sık sık bayılmaya başladı. Fâtıma aleyhesselâm: Vay babamın ızdırabına, dedi. Allah Resûlü ona: Bugünden sonra baban için bir ızdırap kalmayacaktır, diye buyurdu.’

Hz. Ömer Ka’bu’l-ahbâr’a ‘Ey Ka’b! Bize ölümü anlat.’ demiş. Ka’b da şun­ları söylemiştir: Başüstüne mü’minlerin emiri. Ölüm, dikeni çok olan bir daldır. Bu dal mü’minin içine sokulur. Her bir diken tir damarı yakalar ve çeker. Onun çekilecekleri çekilir, bırakılacakları bırakılır…

İşte ölümün Allah dostları ve O’nun sevgili kulları için sıkıntıları böyle… Ya bizim halimiz ?! İsyana dalmış bizlerin başına neler gelir acaba…