Hatiften, engin gök kubbe yönünden gelen nida, o İlâhî ses buyruğunu şöyle sürdürdü:
— Ey İbrahim! Sen ve senden sonra gelecek soyun, sopun kendi uşadıkları zamanlarda ahdıma daima uyacaklardır. Benim o ahdim sudur:
— Aranızda her bir erkek kişi sünnet olacaktır.
— Sünnet edilecek şey sünnet derisidir.
— Bu, sizinle benim aramda ahdimizin bir nişanesi, bir belgesi Bacaktır.
— Sünnet edilecek olan sekiz günlük her erkek çocuk gerek evinde doğmuş olsun, gerekse senin neslinden olmayıp başka bir yalancıdan satın alınmış olsun, sünnet edilecektir. Bu ahdim de ebedî, suresiz ahd olmak üzere benim ahdim olacaktır.
— Sünnet derisi kesilmemiş, sünnet emri yerine getirilmemiş bir erkek varsa, o çocuk, o ahdi bozmuş olacağından kendi kavminden ilgisi kesilecektir.
— Bundan sonra, ey İbrahim, karının adını Sâre diye çağıracaksın.
— Ben Sâre’yi mübarek kılacağım. Sana ondan da bir oğul vereceğim. Sana ondan öyle bir çocuk vereceğim ki, Sâre’ni öyle mutlu kılacağım ki o, kavimlerin büyükanası olacak, ondan o kavimlerin hükümdarları türeyecektir.
Bu buyruklar üzerine Hazret-i İbrahim, yine secdeye kapandı. Sonra başım gökyüzüne kaldırdı, gülümsedi. Sevinerek:
— Ey benim Rabbim! dedi. Yüz yaşma yaklaşan kişinin hiç evlâdı olur mu? Doksan yaşına yaklaşan Sâre’nin de çocuğu hiç doğar mı? Sen tek oğlum İsmail’e uzun ömürler ver, rahatlıklar ihsan et.
Yüce Allah, o zaman yine Hazret i İbrahim’e nida buyurdu. Şöyle emretti:
— Ey İbrahim! Bil ki senin Sâre’den de bir oğlun dünyaya gelecektir. Ve sen onun adım İshak koyacaksın. Ben ahdimi onunla ve onun nesli ile sabit kılacağım.
İbrahim (A.S.):
— Yâ İlâhi! dedi. Oğlum İsmail ne olacak?
Allahü Teâlâ ona şöyle nida buyurdu:
— Ben yarâtanım İsmail’i de mübarek kıldım. Onu da semereli kılacağım. Onun da neslini çoğaltacağım O, beyin de babası olacaktır. İsmail’i büyük bir millet yapacağım.
Yüce Allah, Hazret-i İbrahim’e buyruklarını bildirdikten sonra hatiften gelen ses artık kesilmiş oluyordu.
Hazret-i İbrahim hemen o gün, Hâcer’den doğan oğlu on üç yaşındaki İsmail ile evinde doğanların hepsini, para ile satın aldığı bütün erkek köleleri, yâni evinin içinde bulunanlardan her erkeği aldı. Yüce Allah’ın kendisine buyurduğu gibi sünnet derilerini kesti. Hazret-i İbrahim de sünnet oldu. Bugün kendisi tam doksan dokuz yaşında bulunuyordu. Oğlu İsmail ise sünnet olduğu zamanda tam on üç yaşında idi. Ev halkından başka, para ile satın alınmış erkek kölelerin de hepsi Hazret-i İbrahim ile birlikte sünnet oldular. O günden sonra yeni doğan erkek çocuklar sekiz günlük iken sünnet edilmeğe başlandı. Bu da böyle sürdü, gitti.
