Abdullah ibn Mes’ud (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edilmiştir:
“Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) faiz yiyene ve yedirene lanet etti.
(Hadisin ravisi Muğire, diğer ravi İbrahim): Ben: ‘Faiz muamelesinin yazıcıs: ve iki şahidine de mi?’ diye sordum. O da: ‘Biz ancak işittiğimiz sözleri haber ve”” dedi.”
(Müslim, Müsakat 105 (1597)
Abdullah ibn Mes’ud (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edilmiştir:
“Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) faiz yiyene, yedirene ve (faiz muamelesinin işlemine) şahitlik edene ve yazana lanet etti.”
(Ebu Dâvud, Büyu’ 4 (3333); Tirmizî, Büyu’ 2 (1206)
Ömer ibnu’I-Hattâb (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Gümüşü altın, buğdayı buğday, arpayı arpa ve hurmayı hurma karşılığında satmak (yada satın almak) ribadır. Ama ikisi de peşin olursa müstesna.”
(Buhârî, Büyü’ 54, 74, 76; Müslim, Müsakat 79 (1586); Ebu Dâvud, Büyü’ 12 (3348); Tirmizî, Büyü’
24 (1243); Nesâî, Büyü’ 41; İbn Mâce, 48 (2253), 50 (2259); Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/24)
(Riba kelimesi, sözlükte; artmak, çoğalmak, fazlalaşmak gibi anlamlara gelir,terim olarak ise; akidlerde “şart koşulmuş” bulunan “karşılıksız fazlalık” veya ribevi malların aynı sınıfına dahil aynı yahut ayrı malların birbirleri mukabilinde “veresiye” olarak satılmasıdır.
Sözlük anlamı itibariyle Riba ile Faiz kelimeleri arasında fark varsa da, muamelelerde eş anlamlı iki kelimedir. Yapılan muamelenin tamamı ribayı, fazlalık ise faizi oluşturur. Dolayısıyla da faiz muamelesi ile riba muamelesi arasında bir fark yoktur. Türkçe’de daha çok “faiz” kelimesi kulanılır.
Ribanın Çeşitleri:
1. Nesîe (=Veresiye) Ribası: Veresiye muamelelerden ve borçlardan doğan riba çeşididir. Ribanın illetinden en az birisini kendisinde ortakça bulunduran iki malı “veresiye” olarak değiştirmek yada borç verirken fazla almak suretiyle meydana gelen faizdir.
Bu riba türü, Kur’an’la sabittir. Bakara: 2/275, 276, 278, 279, 280, Âl-i İmrân: S130’da geçmektedir. Örnek, 1 gr. altını “veresiye” olarak 1 gr. altınla değiştirmek gibi. Nesîe ribası, aynı cins iki malın yada aynı sınıfa dahil iki ayrı cins malın birbiri Heriyle “veresiye” olarak değiştirilmesinde ortaya çıkar.
2. Fazlalık Ribası: Peşin alışverişteki “fazlalıktan” ibaret olan riba çeşididir. Ribevi mallardan aynı cins iki malı peşin olarak biri diğerinden fazla olması şartıyla değiştirmek, fazlalık ribasıdır.
Örnek, 1 gr. altını “peşin” olarak 1,5 gr. yada 2 gr. altmla değiştirmek gibi. Fazlalık ribası, daima aynı cins malların birbirleriyle değiştirilmesinde olur.
Ribanın İlleti: Hanefiler, hadislerdeki cinsin aynı cinsle değiştirilmesine ve tartı ile ölçeğe bakarak ribanm illetinin, “cins” ve ”ölçü birliği” olduğunu söylemişlerdir. Buna göre bütün tartılabilen ve ölçülebilen mallar, ribevi mallar içerisine girmektedir.
Fazlalık Ribası için, cins ve ölçü birliği (=tartı ve ölçü) illetlerinin her iki madde de beraberce bulunması gerekir. Ama Nesîe Ribasında ise, yalnız cins veya yalnız ölçü birliği yeterlidir. Aynı zamanda mezruat ve ma’dudat olan şeylerde de Nesîe ribası meydana gelir. Bu, ribanın, hadislerde geçen 6 maddeyle sınırlandırılmayacağını gösterir.) ‘
Üsâme b. Zeyd (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
Riba sadece Nesîe (=veresiye)de olur.”
Buhârî, Büyü’ 79; Müslim, Müsakat 101-102 (1596); Nesâî, Büyu’ 50; İbn Mâce, Ticarat 49 (2257)
‘Altını altınla ve gümüşü de gümüşle değiştirmede bir sakınca yok. Dikkat edilm- ~esi gereken husus şudur:
1. Her ikisinin de tartı olarak aynı ve birisinin diğerinden tartı olarak fazla olmaması gerekir.
2. Altının gümüşle ve gümüşün altınla değişimi sırasında fazlalık olabilir. Bu fazlalık haram olmaz. Haram olan husus, bunlardan birinin vadeye bırakılmış olmasıdır.)
Ebû Hureyre (radıyallâhu anh’dan rivâyet edilmiştir:
“Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim :
-‘Kıyamet gününde aleyhinde ilk hüküm verilecek olan kimseler şunlardır:
1. Şehîd edilen kimse. Bu kimse, Allah’ın huzuruna getirilir. Allah ona olan nimetlerini anlatır. O da, (mazhar olduğu bütün) nimetleri tanır. Allah, ona:
– ‘Bu nimetler karşılığında sen ne amel işledin?’ diye sorar. Şehid olan kimse:
– ‘Senin uğrunda çarpıştım. Nihayet şehîd edildim’ der. Yüce Allah, ona:
– ‘Yalan söyledin! Fakat sen kendine ‘cesur denilmesi’ için çarpıştın. Gerçekten cesur denildi de’ buyuracak.
Sonra onun hakkında emir verilir, bu kimse yüz üstü sürüklenir, nihayet cehenneme atılır.
2. (Sonra hesabı ilk görülecek diğer birisi de,) ilim öğrenmiş, öğrendiğini başkalarına öğretmiş ve Kur’an okumuş olan kimsedir. Bu da, Allah’ın huzuruna getirilir. Allah, ona, (kendisine verdiği) nimetlerini anlatır. O da, onları tanır. Allah,
ona:
– ‘Bu nimetlere karşı ne amel yaptın?’ diye sorar. Adam:
– ‘İlim öğrendim ve öğrendiklerimi başkalarına öğrettim. Senin rızân için Kur’ân’ı da okudum’ der. Yüce Allah, ona:
– ‘Yalan söyledin! Fakat sen ilmi, ‘o âlimdir’ denilmesi için (bu ilmi) öğrendin. Kur’ân’ı da, ‘o kâri/okuyan kimse’ denilsin diye okudun. Gerçekten (senin hakkında dünyada bu) denildi de!’ buyuracak.
Sonra onun hakkında emir verilir, bu kimse yüz üstü sürüklenir, nihayet cehenneme atılır.
3. (Yine hesabı ilk görülecek diğer birisi de,) Allah’ın, kendisine nimetleri bolca verdiği ve kendisine malın her çeşidinden ihsan ettiği kimsedir. Bu da,
Allah’ın huzuruna getirilir. Allah, ona, verdiği nimetlerini anlatır. O da o nimetleri tanır. Allah, ona:
– ‘Bu nimetler karşılığında ne amel yaptın?’ diye sorar. Adam:
– ‘Uğrunda mal sarf edilmesini dilediğin hiç bir yol bırakmayıp bu malları bütün bu yollarda senin için harcadım!’ der. Yüce Allah:
– ‘Yalan söyledin! Fakat sen, ‘o cömerttir’ denilmesi için (bu malı buralarda) harcadın. Gerçekten (senin hakkında dünyada bu) denildi de!’ buyuracak.
– ‘Cübbü’l-Hazen (=Üzüntü kuyusun)dan Allah’a sığının’ buyurdu. Sahabiler:
– ‘Ey Allah’ın Rasulü! Üzüntü kuyusu nedir?’ diye sordular. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem):
– ‘Üzüntü kuyusu, cehennemde bir vadi olup cehennem her gün ondan yüz defa Allah’a sığınır’ buyurdu. Bunun üzerine sahabiler:
– Oraya kimler girecektir?’ diye sordular. Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem):
– Amelleriyle riyakarlık yapan Kur’an okuyucuları’ buyurdu.”
Tirmizi, Zühd 48 (2383); İbn Mâce, Mukaddime 23 (256)
Ebu Hureyre (radıyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Yüce Allah:
– ‘Ben, ortakların şirkten en müstağni olanıyım. Her kim bir amel işler, sonra da o amelinde benimle birlikte başkasını ortak eylerse, Ben, o kimseyi ve şirkini (terk edip onu ortağıyla) baş başa bırakırım!’ buyurdu.”
(Müslim, Zühd 46 (2985); İbn Mâce, Zühd 21 (4202); Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/301, 435.
Ayrıca b.k.z: İbn Hibbân, Sahih, (395)
Abdullah ibn Abbâs (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Her kim amelini işittirirse Allah da onu işittirir. Her kim riya yaparsa Allah onun iç yüzünü meydana çıkarır.”
