Yuvada Sevgi, AŞK

By | 17 Temmuz 2014

hasema

Yuvada Sevgi, AŞKYuvada Sevgi, AŞK
SEVGİ, insanın arzuladığı bir şeye meyletmesidir. Bunun kuvvetli şekline «AŞK» denir.
AŞK-I HAKİKİ: Allah ve Resulüne olan aşktır. Edebi ve hakiki olan bu aşk, insanı Allah’a ulaştırır.
AŞK-I MECAZİ: Yaratılan mahlûkatı birbirine bağlıyan, kaynaştıran, sevdiren bu aşk ise, fani ve geçicidir, «Aşk’ı mecazi, aşkı hakikinin köprüsüdür.» Hakikat semtine mecaz köprüsü vasıtasiyle geçilebileceğini, aşkı mecaza tutulanların neticede aşkı hakikiye geçecekleri haber verilmişidir. Züleyha’nın Yusuf Aley hisselama, Mecnun’un Leylâ’ya âşık olmaları gibi.
AŞK, Cenabı Hakkın bir lutfudur.
Allah aşk ve muhabbet telleriyle mahlûkatı birbirlerine bağlamış, dünyanın ilmi ezelideki mukadder olan zamanına kadar nizam ve intizamla devam ve bekâsını, imarını, her cins canlının üremesini ve devamını bu aşk ve muhabbet vasıtasiyle sağlamıştır.
Eğer aşk ve muhabbet olmasaydı hiçbir canlı birbi j rini sevemez, birbiriyle kaynaşamaz ve yuva kuramazdı, 1 gene aşk ve muhabbet olmasaydı şu ağır ve çetin hayat mücadelesi içinde erkek ve kadın birbirine sevgi bağla¬maz, birbirine kavuşmayı istemez ve daima birbirinden kaçarak, uzaklaşarak aile yuvası kurmaz ve böylece cej miyetin nizam ve intizamı bozularak devam etmezdi.Bu hususda Hz. Allah şöyle buyurmaktadır:
“Nas (insanlar) için nefsin arzu ettiği dünya lezzetlerinden hatunlar ve oğlan evlâdı, altın ve gümüşten kantarlar dolusu mallar ve binmek için alâmetlenmiş atlar, koyun, deve ve sığır hayvanları ekinden nefsin istediği şeyler nâsm muhabbet etmesi İÇİn tezyin Olundu.» (Sûre: Ali İmran. Ayet: 14)
Yuva, aşk ve muhabbetle kurulur. Muhakkak ki, evlilik; insanların ideali, büyük aşkıdır. Yuvada Sevgi, AŞK Aşk ve muhabbet Hz. Adem ve Havva validemizden başlar ve ilk yuva Cennettir.
Cenabı Hak Adem Aleyhisselâmı yarattıktan sonra ona can verip, Havva validemizi ihsan etti ve cenneti onlara yuva kıldı. İşte o günden itibaren kadın ve erkek bu aşkı yaşar durur… Ve mesut yuvalar bu birlikte kurulur. Hz. Allah bir âyeti celîlede şöyle buyurmaktadır:
«Ey insanlar, sizi bir tek candan yaratan, ondan da yine onun zevcesini vücuda getiren ve ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar türeten Rabbınıza karşı gel¬mekten çekinin.» (Nisa sûresi, âyet: 1)
Diğer bir âyetde ise:
«Ey insanlar, muhakkak ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Yuvada Sevgi, AŞK Sizi, sırf birbirinizle tanışmanız için büyük büyük cemiyetlere, küçük küçük kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şereflisiniz takvaca en ileride olanmızdır» buyurmuştur. (Hücurat sûresi, âyet: 21)
Görülüyor ki hayat, evlilikle yürür, ferdin, topluluğun varlığı budur. Bu tabii, fizyolojik bir ihtiyaç, insanın hissi, ruhî hayal ve hakikatidir.Bu hususda Hz. Allah şöyle buyurmaktadır:
“Nas (insanlar) için nefsin arzu ettiği dünya lezzetlerinden hatunlar ve oğlan evlâdı, altın ve gümüşten kantarlar dolusu mallar ve binmek için alâmetlenmiş atlar, koyun, deve ve sığır hayvanları ekinden nefsin istediği şeyler nâsm muhabbet etmesi İÇİn tezyin Olundu.» (Sûre: Ali İmran. Ayet: 14)
Yuva, aşk ve muhabbetle kurulur. Muhakkak ki, evlilik; insanların ideali, büyük aşkıdır. Aşk ve muhabbet Hz. Adem ve Havva validemizden başlar ve ilk yuva Cennettir.
Cenabı Hak Adem Aleyhisselâmı yarattıktan sonra ona can verip, Havva validemizi ihsan etti ve cenneti onlara yuva kıldı. İşte o günden itibaren kadın ve erkek bu aşkı yaşar durur… Ve mesut yuvalar bu birlikte kurulur. Hz. Allah bir âyeti celîlede şöyle buyurmaktadır:
«Ey insanlar, sizi bir tek candan yaratan, ondan da yine onun zevcesini vücuda getiren ve ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar türeten Rabbınıza karşı gel¬mekten çekinin.» (Nisa sûresi, âyet: 1)
Diğer bir âyetde ise:
«Ey insanlar, muhakkak ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi, sırf birbirinizle tanışmanız için büyük büyük cemiyetlere, küçük küçük kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şereflisiniz takvaca en ileride olanmızdır» buyurmuştur. (Hücurat sûresi, âyet: 21)
Görülüyor ki hayat, evlilikle yürür, ferdin, topluluğun varlığı budur. Bu tabii, fizyolojik bir ihtiyaç, insanın hissi, ruhî hayal ve hakikatidir.