Yolcunun, Yola Çıkmadan Önce Bilmesi Gereken Şeyler
Ruhsat ile, cevazlarla amel etmemeye azimli olsa da, yolculuktaki ruhsatlan bilmesi vâcibtir. Zira, zaruretle ona muhtaç vaziyete düşebilir. Kıble tâyini ve namaz vakitlerini bulmayı öğrenmelidir.
Seferde (yolculukta! taharet hususunda iki ruhşat (cevazi vardır: Biri mest üzerine mesh; diğeri teyemmümdür. Namazda da iki kolaylık vardır: Biri, dört rekâtlı farzlan iki rekât kılmak; öbürü, cem’dir lyâni öğlenle ikindiyi, akşamla yatsıyı birlikte kılmakl.
Sünnette de iki kolaylık vardır: Hayvan üstünde kılmak, hayvan l vasıta i giderken kıımak. Oruçta bir kolaylık vardır. O da yolculukta oruç tutmamaktır. Yedi ruhsat bunlardır.
BİRİNCİ RUHSAT: IKolaylıkJ. Mest üzerine mesh etmektir. Tam bir abdest ile mestlerini giyenin sonradan abdesti bozulursa, abdest alırken, mest üzerine mesh etmelidir. İlk abdest bozulduktan üç gün üç gece sonrasına kadar çıkarmaz. Mukimde ise meshin müddeti bir gündüz ve bir gecedir 124 saattir). Meshde beş şart vardır:
1 — Abdesti lam alıp, sonra mesti giymelidir. Bir ayağını yıkar ve diğer ayağını yıkamadan, mesti giyerse İmâm Şafii’ye göre câiz değildir. O hâlde diğer ayağını da yıkayıp mestleri giymelidir, önce ayağı mestten çıkarmak, sonra giymek lâzımdır.
2 — Mest öyle olmalı ki, üzerinde bir miktar yürüyebilmeli dir. Deri olmazsa câiz olmaz.
3 — Mest, topuğa kadar sağlam olmalıdır. Abdest alırken yıkanması farz olan yerlerden bir kısmı görünüyorsa, yahut delik varsa Şâfiî’ye göre câiz olmaz, imam Mâlik’e göre, yırtık da olsa, üzerinde yürüdüğü müddetçe câizdir. Bu da Şafii’nin önceki içtihadıdır. Bize göre de evlâsı budur. Zira yolda çok yırtılır ve her zaman dikmek mümkün olmaz.
4 — Mesh etmiş ise, mesti ayağından çıkarmamalıdır. Eğer çıkarırsa yeniden abdest almak daha iyidir. Yalnız ayaklarını yıka sa da câiz olur. Yolcunun, Yola Çıkmadan Önce Bilmesi Gereken Şeyler
5 — Topuktan yukarıya mesh etmemelidir. Ayak tabanının mukabili olan ayağın üstünü mesh etmelidir. Bir parmakla mesh ederse de olur. Üç parmakla yapmak daha iyidir. Bir defadan fazla mesh etmemelidir. Mukim iken mesh edip sefere çıktıysa müddeti yine 24 saattir. Sünnet şöyledir ki: Mesti giyerken önce çevirmeli, yâni ayak sokulacak yerini yere doğru çevirmelidir. Bir gün Resûlullah mest giyiyordu. Diğer mestini bir kuzgun aldı, çevirdi ve salladı, içinden bir yılan düştü. Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm), «Allahii Teâlâ’ya ve kıyamet gününe inanan, mestini çevirmeden giymesin» l ), buyurdu.
İKİNCİ RUHSAT: Teyemmümdür. Taharet bahsinde bunu etraflıca anlattık.
ÜÇÜNCÜ RUHSAT: Dört rekâtlı farzları iki rekât kılmaktır.
Fakat bunda da dört şart vardır.
1 — Vaktinde edâ etmelidir. Kazâ ederse, kasr etmemesi daha iyidir ( ).
2 — Kasr etmeye (dört rekâtlı farz namazları iki rekât kılmaya! niyet etmelidir. Tam kılmaya niyet ederse, yahut niyeti tamam olup olmadığında şüphe olursa, tam kılmalıdır.
3 — Tam kılana uymamalıdır. Uyarsa dört rekât kılması ica beder. Hattâ imamın mukim olduğunu, dört rekât kılacağını zannediyorsa ve şüpheli ise onun da lamam kılması lâzımdır. Çünkü misafir bunu sonradan anlayabilmektedir. Misafir olduğunu bilir ve imamın kasr edip etmeyeceğinden şüphesi olsa imam kasr etmese de kasr etmesi câizdir. Çünkü niyeti gizli yapmıştır ve gizli niyeti bilmek şart olmaz.
4 — Sefer 1 yolculuk! uzun ve mubah olmalıdır. Yol kesmek ve aylık istemek için yolculuğa çıkmak haramdır. Annesinden, babasından izinsiz sefere çıkmak haram olur ve buna ruhsat vermek câiz olmaz. Bunun gibi, gücü yettiği hâlde borcunu vermemek için, borçlu olduğu kimseden kaçmak haramdır. Velhâsıl yolculuğa bir maksatla çıkılır. Eğer maksadı harama sebep oluyorsa, o yolculuk da haram olur.
Uzun yolculuk on altı fersahtır. IBir fersah 6 km. kadardır!. Yolculuk bundan az olursa namazlarda kasr olmaz. Her fersah on iki bin adımdır. Seferin [seferiliğini başlaması, virane ve bahçeler bitmese de şehrin dışındadır. Sona ermesi ise vatanın mamur yerine, yâni şehre girmekledir. Yahut da bir başka şehirde üç gün yahut daha çok kalmaya niyet ederse, ki şehre girdiği ve çıktığı günler hariçtir, seferden sayılmaz. Yâni namazları tam kılar, oruç tutar t ). Kalmaya niyet etmez, fakat orada kalması işlerinin bitmesine bağlı olursa, ama ne zaman biteceğini de bilmeyip her gün işlerini bitirmeyi gözetirse, üç gün geçse de, kıyasa yakın olan bir kavil ile, misafir gibi kasr etmesi icabeder. Çünkü orada kalmaya kalb ile karar vermiş, niyet etmiş değildir.
DÖRDÜNCÜ RUHSATı Namazda cem’ etmektir. Uzun ve günah olmayan yolculukta öğle namazını ikindiye kadar geciktirmek ve ikindi ile beraber kılmak, ikindi namazını öne alıp öğlenle beraber kılmak, akşam ve yatsı namazlarını da böyle kılmak câizdir. İkindi namazını öğlenle kılınca, önce öğleni, sonra ikindiyi kılmalıdır. Sevabından mahrum olmamak için sünnetlerini de kılmak daha iyidir. Çünkü seferden elde edilecek fayda bununla elden gitmez. Fakat isterse sünnetleri hayvan üstünde, yahut giderken kılabilir. Bunda sıra şöyledir: önce öğlenin dört rekât sünnetini sonra ikindinin dört rekât sünnetini kılıp, sonra ezan ve ikâmet okuyup öğlenin farzını kılar. Sonra kamet getirir, eğer teyemmüm etmiş.
ise yeniden teyemmüm eder ve ikindinin farzım kılar. İki farz namazı arasında teyemmüm ve ikametten fazla zaman geçirmez. Sonra öğlenin farzından sonraki iki rekât sünneti, ikindinin farzından sonra kılar. Öğleni ikindiye kadar geciktirirse, yine böyle yapar. Güneşin batmasından önce seferiliği biterse ikindiyi yeniden kılar. Akşam ve yatsı namazları da böyledir. Bir kavle göre kısa seferlerde de böyledir.
BEŞİNCİ RUHSAT! Sünnetleri hayvan üstünde kılmak câizdir. Yüzünü kıbleye dönmek farz değildir. Belki de yol kıbleye bedeldir. Kıble yerine geçer. Namaz arasında bile bile yolunu değiştirirse ve kıbleye dönmezse, namazı bozulur. Yanlışlıkla veya hayvan üstünde olursa ve atı azgın olursa zararı olmaz. Rükû ve secdeleri işaretle yapmalıdır. Sırtını eğmelidir. Secde zamanında biraz daha fazla eğmelidir. Tehlikeye düşecek kadar şart edilmedi. Tahtı revanda ise rükû ve secdeleri tam yapmalıdır.
ALTINCI RUHSAT: Yürürken sünnet nâmazı kılmaktır. İlk tekbir zamanında yüzünü kıbleye dönmelidir. Zira bu kolaydır. Hayvan üzerinde olana ise zordur. Rükû ve secdeleri işaretle yapmalı, teşehhüd vaktinde yürüyüp tehiyyat okumalı ve necasete basmamak için dikkat etmelidir. Yolda bulunan necasetler sebebiyle yolu değiştirmek ve sapa yollara sapmak lâzım değildir. Düşmandan kaçan, yahut düşmanla döğüşen, kurttan kaçanın, hayvan üstünde yahut yürürken farz kılması câizdir. Sünnet hakkında söylediğimiz gibidir. Kazâ icabetmez IHanefî mezhebinde farz namazı yürüyerek kılınmazl.
YEDİNCİ RUHSAT: Orucu açmaktır. Oruca niyet etmiş olan misafirin (yolcunun 1 orucunu açması câizdir. Sabahtan sonra şehirden çıkarsa, açması câiz olmaz. Açtıktan sonra şehrine gelirse, yemeğe devam etmesi câizdir. Şehre ulaşınca bozmamışsa, bozması câiz olmaz. Yolcunun, Yola Çıkmadan Önce Bilmesi Gereken Şeyler
Namazları kasretmek (iki rekât kılmak! tam kılmaktan üstündür. Ancak böylece şüpheden kurtulur. Çünkü İmâm Â’zam’a göre (rahmetullahi aleyh) yolculukta tam kılmak câiz değildir. Fakat oruç tutmak, tutmamaktan iyidir. Çünkü kazâ düşüncesinden ve korkusundan kurtulur. Ama dayanamayacağından korkuyorsa, oruç tutmamak daha iyidir.
Bu yedi ruhsattan üçü uzun yolculukta câizdir. Kasr, oruç tutmamak ve mest üzerine mesh. Üçü de kısa yolculukta câizdir. Hayvan üstünde, yürürken sünnet namazı kılmak, cuma namazı kılmamak ve kazâ icabetmeksizin teyemmüm etmek. Fakat iki namazı cem’ etmekte ihtilâf olundu. Doğrusu kısa yolculukta câiz değildir. Yolculukta icabettiği zaman öğrenilecek kimse yoksa, yolcunun yolculuğa çıkmadan önce bu ilimleri bilmesi lâzımdır. Köy yollarında kıbleyi gösteren işaretler yoksa, kıbleyi tayin etmek usûllerini ve namaz vakitlerini bulmak yollarını da öğrenmesi lâzımdır, öğle namazı vaktinde yüzünü kıbleye dönünce güneşin nerede bulunduğunu, batarken, doğarken, nasıl olduğunu, kutupların nasıl bulunduğunu, dağ yolunda ise, kıblenin sağ tarafında mı, yoksa sol tarafında mı, olduğunu bilmelidir. Bu kadarını muhakkak bilmesi lâzımdır.

